Scraps türkçesi Scraps nedir

Scraps ile ilgili cümleler

English: The restaurant owner allowed her to take table scraps home to feed all of her dogs.
Turkish: Restoran sahibi tüm köpeklerini beslemesi için onun masa kırıntılarını eve götürmesine izin verdi.

English: Deep water fish never see the light and live all their lives from the scraps that come from above.
Turkish: Derin su balıkları asla ışığı görmezler ve bütün hayatlarını yukarıdan gelen artıklarla yaşarlar.

English: He didn't know what to do with the scraps of food.
Turkish: Yemek artıklarını ne yapacağını bilmiyordu.

English: She would often bring home table scraps from the restaurant where she worked to feed to her dog.
Turkish: O, köpeğini beslemek için çalıştığı restorandan sık sık masa kırıntılarını getirirdi.

English: Ali feeds table scraps to his dog.
Turkish: Ali masa artıklarıyla köpeğini besler.

Scraps ingilizcede ne demek, Scraps nerede nasıl kullanılır?

Scraps of news : Bölük pörçük haberler.

Carcass meat scraps : Hayvanların et ve kemiklerinden elde edilen, üzerinde yağ, deri kısmı, kas kirişi, sinir ve kan damarı bulunan çizgili kas, iskelet kası ve kalp kası gibi et kısımları. Karkas et sıyrıntıları.

 

Scrap book : El defteri. Gündelik defter.

Scrap dealer : Hurdacı.

Scrap file : Karalama dosyası. Karalama kütüğü.

Scrap iron : Hurda demir.

Scrap of paper : Karalama kağıdı. Kağıt parçası.

Scrap object : Atık nesne.

Scrap files : Atık dosyalar.

Scrap material : Artık gereç. Elişi çalışmalarında kullanılan kutu, ip, şişe, mantar, parça kumaş vb. gereçlere verilen ad.

İngilizce Scraps Türkçe anlamı, Scraps eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Scraps ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Swab : Eküvyon. İlaçlı pamuk. Tahta bezi. Temizleme bezi. Tayfa. Alçak. Bulaşık bezi. İlaç sürme, svab. Silmek.

From now on : Şimdiden sonra. Bundan sonra. Bundan sonrası için. Bu günden itibaren. Bu tarihten itibaren. Bundan böyle. Şu andan itibaren.

Waste product : Iskarta ürün. Atık. Döküntü. Iskarta. Yan ürün. Çöp. Atık madde.

Shred : Dilim. Parçalanmak. İnce ince doğramak. Ditmek. Dilmek. Küçük küçük kesmek. Lime. Lime lime etmek. Parça. Doğramak.

Garbage : Atık. İşe yaramaz şey. Çerçöp. Pis ve değersiz şey. Anlamsız veri. Boş laf. Çöp. Atılmış olan bir şey. Atık veri. Değersiz veya standardın altında olduğu düşünülen herhangi bir şey.

Ironmongery : Nalburluk. Hırdavatçılık. Hırdavat dükkanı.

At that : Mademki. Bundan başka. Olduğu gibi. Onun üzerine. Haliyle hatta. Aynı zamanda. Bu durumda. Bile. Hem de.

Debris : İnşaat artığı. Döküntü. Birikinti. Çer çöp. Çöküntü. Enkaz. Moloz. Yıkıntı. Dağ eteklerinde köşeli taşlar ve daha ince öğeli özdeklerin karışımından oluşan yığıntılar.

 

Waste material : Atık madde. Çöp. Döküntü. Artık malzeme.

Fragmenting : Bölüm. Kısım. Küçük parça. Tam olmayan parça. Fragman. Kırılmış parça. Cüz. Parçalanmak. Kırık.

Scraps synonyms : food waste, smallwares, bits, tatters, orts, anymore, clout, tatter, scrap, hardware, dregs, chipping, above, ort, trashes, ever after, particle, oddments, waste matter, clouting, clouted, hardware store, crumbed, fragments, refuse, effluent, rag, left over, shreds, hardwares, waste, chip, left.