Seasoner türkçesi Seasoner nedir

  • Diğerinin deneyimli olmasına yardımcı olan kişi.
  • Baharat kullanan aşçı.
  • Alıştıran kimse.
  • Baharatları ekleyen kimse.
  • Bir başkasına tecrübe kazandıran kimse.
  • Birbaşka insanın tecrübeli hale gelmesine sebep olan kimse.
  • Kullanılması için odunları kurutan kimse.

Seasoner ingilizcede ne demek, Seasoner nerede nasıl kullanılır?

Seasoners : Bir başkasına tecrübe kazandıran kimse. Kullanılması için odunları kurutan kimse. Baharatları ekleyen kimse. Birbaşka insanın tecrübeli hale gelmesine sebep olan kimse. Diğerinin deneyimli olmasına yardımcı olan kişi. Alıştıran kimse. Baharat kullanan aşçı.

Seasoned : Olgun. Olgunlaşmış. Terbiyeli. Çeşnili. Oturmuş. Lezzet verilmiş. Mevsiminde. Deneyimli. Yetişmiş. Görmüş geçirmiş.

Seasoned soldier : Savaş görmüş asker.

Seasoned troops : Tecrübeli askerler. Savaş görmüş birlikler.

Air seasoned : Tenekte kurutulmuş. Havada kurutulmuş.

Season ticket : Seyahat kartı. Abonman bileti. Abonman kartı. Kesenelere ilişkin işlemlerin düzenli yürütülmesi amacıyla, bu yöndeki koşulları tümüyle kapsayan ve uygulamaları sonuçlarıyla gösteren bilgi verici kart. Seyahat pasosu. Mevsimlik bilet. Kesene kartı. Abonman. Sezonluk bilet.

End of season sale : Sezon satışları sonu. Sezon sonu indirimi. Bir sezon veya mevsimin sonunda gerçekleştirilen fiyat indirimi.

 

Baseball season : Beysbol sezonu.

Warm season plant : İlkbahar ve yaz aylarında gelişebilen bitki. Sıcak iklim bitkisi.

After season : Mevsim sonu.

İngilizce Seasoner Türkçe anlamı, Seasoner eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Seasoner ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Red pepper : Çuşka. Süs biberi. Kırmızı biber. Kırmızıbiber.

Mustard seed : Küçücük ama çok etkili şey. Hardal tohumu.

Dill seed : Maydanozgiller (umbelliferae) familyasından, yaprak ve dalları, salata ve yemeklere koku ve lezzet verici olarak kullanılan, meyveleri gaz söktürücü olan, 60 cm kadar boyda, sarı çiçekli, tek yıllık, otsu bitki. börek otu, tarhana otu. Dereotu. Dereotu tohumu.

Sesame seed : Susam tohumu. Susam.

Garlic : Sarımsak. Zambakgiller (liliaceae) familyasından, çiçekleri uçta şemsiye şeklinde olan, taze ya da kuru olarak yenen, soğanlı, çok yıllık bir kültür bitkisi. Sarmısak. Sarımsaklı.

Flavoring : Tatlandırıcı şey. Aroma artırıcı. Lezzetlendirici. Tat verme. Yemeğe tat veren şey. Tatlandırıcı. Gıdaya hoş koku kazandırmak veya var olanı güçlendirmek amacıyla eklenen doğal veya sentetik katkı maddeleri. Lezzet katıcı. Tat veren şey.

Paprika : Biber. Kırmızı pulbiber. Kırmızı biber. Tatlı bir tür kırmızı biberin tozuyla yapılan baharat. Tatlı kırmızı biber. Kırmızıacı.

Sweetening : Tatlandırıcı. Tatlı yapan madde (yiyeceği veya içeceği). Tatlı yapma. Tatlandırma. Tatlılaştırma. Daha çekici yapma. Daha hoş yapma. İticiliğini azaltma.

Bouillon cube : Eriyen küçük et özütü tableti. Et suyu tableti.

 

Msg : Gıda endüstrisinde kullanılan kimyasal tatlandırıcı.

Seasoner synonyms : benniseed, lemon oil, sour salt, lemon extract, almond extract, fennel seed, cassareep, wintergreen oil, oil of wintergreen, spearmint oil, seasoned salt, cola extract, peppermint oil, anise seed, garlic chive, coriander seed, onion salt, fenugreek seed, celery salt, flavourer, table salt, spice, turmeric, cardamon, cardamum, anise, peppercorn, saffron, sassafras, curry powder, celery seed, chili powder, vanilla extract.

Seasoner ingilizce tanımı, definition of Seasoner

Seasoner kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : One who, or that which, seasons, or gives a relish. A seasoning.