Set at türkçesi Set at nedir

Set at ile ilgili cümleler

English: A cloud of hornets set at the children.
Turkish: Bir eşekarısı bulutu çocuklara doğru yöneldi.

English: The prisoner was set at liberty yesterday.
Turkish: Tutuklu dün salıverildi.

English: He could not buy the stereo set at such a price.
Turkish: Böyle bir fiyata müzik seti satın alamazsın.

English: I bought this TV set at a bargain sale.
Turkish: Bu TV setini indirimli satıştan aldım.

Set at ingilizcede ne demek, Set at nerede nasıl kullanılır?

Set : Takım. Basmakalıp. İçten olmayan. Oyunun, karşılaşıcılardan birinin altı oyun kazanması ile biten bölümü. şöyle ki, kazanan oyuncu karşısındakinden en az iki oyun artık kalmış olsun. yoksa dönem bu durum sağlanıncaya dek sürer. Oluşup gelişmek (meyve veya tohum). Kalkan. Bir takımyıldızın adı. Dikkat komutu. Ayırt edici kuralıyla ötekilerden ayrılan ve belli sayıda birimden oluşan nesneler ya da birimler topluluğu. Geleneksel.

At : Bir miktarı göstermek için kullanılır. A. Hatta. De. Ye. E. Nezdinde. Bir iş veya hareketten bahsederken kullanılır. Bir zamanı belirtmek için kullanılır. Da.

Set at ease : Yatıştırmak. Rahatlatmak. Sakinleştirmek.

 

Set at large : Serbest bırakmak (hapisten).

Set at liberty : Azat etmek. Saygısızlık etmek. Serbest bırakmak.

Set at nought : Hafife almak. Önemsememek. Alaya almak. Küçümsemek. Hor görmek. Hiçe saymak.

Set at naught : Önemsememek. Hiçe saymak. Önem vermemek.

İngilizce Set at Türkçe anlamı, Set at eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Set at ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Embark on : -a girişmek. -mak için kolları sıvamak. Girişmek. -a başlamak. Benimsemek. -e girişmek.

Aggressing : Tecavüz etmek. Hücum etmek.

Commenced : Dava açmak. Başlatmak. Doktora derecesi almak. Yüksek lisans almak.

Ahead : Önümüzde. Geminin baş tarafında. İleriki. İleri doğru. Önden. İleri. Önceden. İleriye. İleride.

Storming : Öfkelenmek. Hücum etmek. Büyük bir kuvvetle saldırma. Kıyameti koparmak. Harika. Mükemmel. Şiddetli esmek. Fırtına gibi esmek. Zorla girmek.

Storms : Kıyameti koparmak. Fırtına gibi esmek. Hücum etmek. Zorla girmek. Öfkelenmek. Şiddetli esmek.

Commence : Doktora derecesi almak. Dava açmak. Açmak. Yüksek lisans almak. Başlatmak. Start almak. Start vermek.

Attacks : Yakalanmak. Uğraşmak. Hamle yapmak. Aşındırmak. Eleştirmek. Girişmek. Dil uzatmak. Koyulmak.

Thrust into : -e batırmak. Sokmak. Sokmak (bir başka şeyin içine). Oyulgalamak. Hücum etmek. Tutuşturmak. Saplamak.

Enter into : -e girişmek. (düşünce) içine girmek. Rol oynamak. Katılmak. Kaydolmak. Girişmek. Giriş yapmak. Duygularına katılmak. Yer almak.

Set at synonyms : pitch into, began, assault, assails, assail, attack, aggress, assaults, come into, begins, fly at, begin singing, commences, assaulted, cut along, begin, stormed, fall on, come on, beat up, set upon, assailing, assailed, attacked, auspicate, storm, aggresses, begun, beating up, aggressed, embark upon.