Severance türkçesi Severance nedir

Severance ile ilgili cümleler

English: His success is the result of many years of perseverance.
Turkish: Onun başarısı yıllarca süren kararlığının sonucudur.

English: How much severance pay did you get?
Turkish: Ne kadar kıdem tazminatı aldın?

English: I admire Tom's perseverance.
Turkish: Tom'un sebatına hayranım.

English: I admire your perseverance and determination.
Turkish: Sizin dayanıklılığınıza ve kararlılığınıza hayranım.

English: It's just not right to fire Tom without giving him severance pay.
Turkish: Ona kıdem tazminatı vermeden Tom'u kovmak gerçekten doğru değil.

Severance ingilizcede ne demek, Severance nerede nasıl kullanılır?

Severance of relations : İlişkileri kesme.

Severance pay : İşten çıkarılan işçiye verilen toplu para. Bir işyerinde enaz bir yıl olmak üzere belli bir süre çalışmış olan işçiye çalışma süresine bağlı olarak, hizmet sözleşmesinin iş kanununda belirlenmiş koşullarla sona ermesi durumunda, işveren tarafından ödenen para. İşten çıkarma tazminatı. Kıdem tazminatı. İş sonu tazminatı. İşten ayrılana ödenen tazminat.

 

Disseverance : Ayrılma. Ayırma. Paylaştırma. Kısımlama. Bölme.

Perseverance : Tahammül. Sabır. Sebat. Israr. Azim. Taannüt. Direşme. Sonuna kadar direnme.

Perseverant : Sebatkar. Sebatlı.

Several months : Birkaç ay.

Severable : Bölünebilir. Bölünebilen. Ayrılabilen. Ayrılabilir. Parçalanabilir. Kesip koparılabilir. Kesilebilir.

Several : Sürüsüne bereket. Ayrı. Birbirinden farklı. Bir kaçı. Ayrı ayrı. Çeşitli. Kendi. Bir takım. Bazısı. Değişik.

Several course dinner : Büyük bir akşam yemeği. Bir sürü yemek çeşidi olan akşam yemeği.

Severalize : Ayırmak. Ayırt etmek. Ayrım yapmak.

İngilizce Severance Türkçe anlamı, Severance eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Severance ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Defection : İhanet. Terk etme. Düşman tarafına sığınma. İltica. Parti değiştirme. Çekilme. Mensup olduğu zümreden çekilme. Sığınma. Başarısızlık.

Coupe : Kupe. Kup. Spor araba. Yarım kompartıman. Tavanı arkaya doğru alçalan ve arkada koltuk alanı sınırlı olan araba. Kupa. Çatma durumunda ya da karşı yarışmacının bir çelgi alması sırasında, karşı savutun ucundan bir kesiş devinimi yaparcasına savut ucunu bir öteki doğrultuya geçirme. İki kapılı spor araba.

Cessations : Fasıla. Durdurulma. Ara. Ara verme. İnkıta. Durma. Sona erme. Duruş.

Checkouts : Çıkış işlemi. Çıkış. Hata ayıklama. Ödeme yeri. Kontrol. Kasa. Düzeltme. Hata bulma.

Disengagement : Sıyırma. Çözülme. Çatma doğrultusu kapalı olan savutun namlu ucunu, üst doğrultularda karşı savutun altından, alt doğrultularda ise üstünden bir yarım çember ile geçirme. (bir saldırı ya da saldırı öncesi için, savut namlusunu karşı doğrultuya yöneltmek amacıyla uygulanır.). Serbest kalma. Salıverme. İlgiyi kesme. Geri çekilme. Bağlarını koparma. Bağlantı kesilmesi.

 

Division : Bölük. Pay etme. Bilgisayar, biyoloji alanlarında kullanılır. Siklet (boks). Filumların bir araya gelmesiyle teşekkül eden, canlıların sınıflandırılmasında kullanılan bir terim. divizyo. Bölüm. Bölünme. Fikir ayrılığı. Segmentasyon.

Breakaway : Gruptan kopma. Serbest kalan. Çekilme. Ani atak.

Layoff : Birinin işsiz olduğu dönem. İşçilerin geçici olarak işten çıkarılması. İktisadi konjonktürdeki daralma dolayısıyla işten çıkartma. Zorunlu hareketsizlik dönemi. İşçileri işten çıkarma (özellikle geçici olarak). İşten çıkartılma. Mecburi işsizlik.

Ostracism : Toplum dışına itme. Eski yunanistan'da, özellikle atina'da, siyasal huzursuzluk yaratıp sevilmeyen kimselerin, halkın bir çanak parçası üzerine yazarak verdiği oyla, geçici bir zaman (10 yıl) için sürgüne gönderilmeleri. Sürgün. Kovma. Sürgün etme. Çömlek sürgünü. Dışlama. Sürme. Toplumdan uzaklaştırma.

Assignment : Atama. Ödev. İş. Görev. Feragat senedi. Devir. Bir bulguyu ya da markayı karşılıkla ya da karşılıksız olarak başkasına verme. Tahsis. Kararlaştırma. Aktarma.

Severance synonyms : abstractions, disaffiliations, dismissal from office, separation, breach, firing, break, breakaways, apostrophes, assortment, appropriations, ceasing, cut, cutting, divisions, carry over, diruption, cleavages, chopping, abruption, curtailments, dissevering, allocating, abscission, firings, breakdown, combout, disconnections, being cut off, displacement, cleavage, dichotomy, breaking.

Severance ingilizce tanımı, definition of Severance

Severance kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Separation. Partition. The act of severing, or the state of being severed.