Seyi nedir, Seyi ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

1.Keten. 2.Kendir kilim.

Seyi ile ilgili Cümleler

  • Seyirci şaşkın görünüyordu.
  • Ali Mary'yi seyircilerin içinde gördü.
  • Seyirciler histerik bir biçimde güldüler.
  • Tiyatronun dizaynı, seyircilerin oyuncularla daha yakınlaşıp, özel bir bağ kurmalarını mümkün kıldı.
  • Asla seyircini küçümseme.
  • Ali seyircileri ısındırmak için birkaç fıkra anlattı.
  • Seyirciler aniden alkışlamaya başladılar.
  • Seyirci gençti.
  • Seyirci yavaş yavaş alkışlamaya başladı.
  • Dün Mustafa seyircinin önünde şimdiye kadar ilk kez oynadı.
  • Seyirci gülmeye başladı.
  • “Kavga edenlere kimse karışmaz, sadece uzaktan seyirci kalırlar.”
  • Stadyum heyecanlı seyirciyle tıka basa doluydu.
  • Şarkı bittiğinde büyük seyirci alkışladı.

Seyi ile ilgili Atasözü veya Deyim

seyirci kalmak (veya olmak) : bir olay karşısında hiçbir tepki göstermeyerek işe karışmamak.

uzaktan bakmak (veya seyirci kalmak) : seyirci gibi davranıp karışmamak.

Seyi anlamı, tanımı

Çok amaçlı seyir yeri : Değişik amaçlar için ve değişik biçimlerde kullanılabilen seyir yeri

Değişken seyir yeri : Değişik gösteriler ve amaçlar için kullanılabilen, seyir yeri biçiminin değiştirilmesiyle değişik oyun alanları elde edilebilen salon.

Dinlemelik seyirlik yapıtlar : Dinlemek ve aynı zamanda seyredilmek üzere düzenlenmiş yapıtlar (opera ve operetler gibi).

 

Hareketli seyir yeri : Altındaki döner ya da kayar taban yoluyla değişik biçimde düzenlenen seyir yeri.

Sallama seyit : Başıboş (gezmek için).

Sallan seyip : Başıboş, amaçsız (dolaşma için).

Seyidmek : Koşmak.

Seyif : Başıboş.

Seyife : Arapça kökenli sahife: sayfa.

Seyifler : Sakarya şehrinde, Ferizli belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Seyifli : Kırıkkale şehri, Keskin ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Seyik : Kırılan kol ya da bacak yerine yerleştirildikten sonra üstüne bastırılarak sıkıca bağlanan ince ağaç, tahta ya da demir çubuk. Geyik yavrusu. Kırılan kol ve bacağın sarılırken iki yanına konulan tahtalar. [Bakınız: seyek].

Seyik vurmak : Kırılan kol, bacak gibi organların üstüne tahta, ağaç ya da demir koyarak sıkıca bağlayıp sarmak.

Seyiklemek : Kırılan kol, bacak gibi organların üstüne tahta, ağaç ya da demir koyarak sıkıca bağlayıp sarmak. Hayvanı ahırdan çıkarıp salmak, başıboş bırakmak. Tahılları taş ve benzerleri maddelerden ayırmak için bol su içinde sallayarak yıkamak ve süzmek. [Bakınız: seyeklemek].

Seyikmek : Kırılan kol, bacak gibi organların üstüne tahta, ağaç ya da demir koyarak sıkıca bağlayıp sarmak.

Seyil : Kuytu, ılık yer : Kışın seyile, yazın yaylaya göçerler. Büyü. Sıcak iklim. Sıcak iklimli yerler, sahil. [Bakınız: sehil].

Seyil keçisi : Deniz kıyılarında yaşayan kıl keçisi.

Seyillemek : 1.Tahılları taş ve benzerleri maddelerden ayırmak için bol su içinde sallayarak yıkamak ve süzmek. 2.Bir şeyi bir kaptan öbür kaba boşaltmak. 3.Bir şeyi bir yerden başka yere götürmek.

 

Seyillenmek : Hava yumuşamak, ılımak, : Ortaköy bucağı seyillenir.

Seyilmek : Salınmak.

Seyim : Arapça kökenli sehm: sehim; hisse.

Seyim seymek : Sayım saymak.

Seyip : Başıboş. Dinlenmeye bırakılan toprak. Başıboş, bağımsız. Başıboş, sahipsiz: Seyip büyüyen adam.

Seyip kalmak : Sahipsiz kalmak.

Seyiplemek : Bırakmak.

Seyir alanı : Seyir yerinin bulunduğu yer.

Seyir yapmak : Türkü söylemek.

Seyir yeri : Seyircilerin oturup oyun ya da gösteri seyrettikleri kapalı ya da açık yer. Seyircilerin bulunduğu kapalı ya da açık alan.

Seyircek : Peynir kurdu.

Seyirci dinlenme yeri : Oyun gösterisine ara verildiğinde, seyircilerin dinlenmeleri için ayrılan yer.

Seyirci girişi : Seyircinin seyir yerine giriş kapısı.

Seyirci yolu : Seyircilerin giriş ve çıkışlarını sağlayan koridor.

Seyirçay : Çorum ili, İskilip ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Seyirdici : Koşucu.

Seyirdim : Akarsuyun eğimi, akıntısı. Yazın satışa çıkarılan koyunlar. Koşma süresi, koşum. Dizi, sıra: Bugün üç seyirdim halı dokudum.

Seyirdim oluğu : Değirmenlerde suyun akışını hızlandıran oluk. Değirmen suyunu dik konulmuş oluğa götüren yatay oluk. Suya büyük bir basınç kazandıran oluğa, su ileten tahta kanalcık. (Yeşilköy Gelendost Isparta).

Seyirdimine : Koşarak.

Seyirdiş : Koşma süresi, koşum.

Seyirdüm : Koşma süresi, koşum.

Seyirlemek : Tahılları taş ve benzerleri maddelerden ayırmak için bol su içinde sallayarak yıkamak ve süzmek. Tahılın irisini, küçüğünü ayırmak.

Seyirlik oyunlar : Yalnız seyredilmek üzere hazırlanan, söz ve devinimlerden oluşmuş yapıtlar.

Seyirlik oyunu : Operet, balet, dans oyunları gibi gözü hoşlandıran oyun.

Seyirmek : Seğirmek. [Bakınız: seğrimek]. [Bakınız: seyirtmek]. Koşmak.

Seyirsinmek : Bakmak, görmek istemek.

Seyirsinnik : Yadırganan, ayrıksı.

Seyirsiz : Görmek istenilmeyen kimse. Gereksiz işler yapan.

Seyirtgen : Yılancık.

Seyirtken : Yılancık.

Seyirtmeç : Ucu ilmekli kement.

Seyisane : Erkek evinin yaptığı çeyizi gelin evine götürme işi: Bugün seyisaneye gideceğim.

Seyishana : Erkek evinin yaptığı çeyizi gelin evine götürme işi.

Seyisoğlu : Zonguldak ilinde, Devrek ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Seyitahmet : Trabzon ilinde, Beşikdüzü ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

Seyitahmetli : Konya ilinde, Kulu belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

Seyitali : Samsun kenti, Kavak ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Seyitaliköyü : Eskişehir şehrinde, İnönü ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.

Seyitaliler : Bolu ilinde, Dörtdivan ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer. Kocaeli şehri, Kaymaz bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

Seyithan : İleri gelen hükümdar.

Seyithanbey : Ağrı ilinde, Hamur belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Seyithasan : Karaman ilinde, merkez ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

Seyitköy : Bolu ilinde, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Giresun şehrinde, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

Seyitler : Artvin şehri, merkez ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Kırklareli ili, Büyükkarıştıran nahiyesine bağlı bir yer.

Seyitmahmut : Adıyaman şehrinde, Gerger ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Seyitmek : Koşmak.

Seyitnizam : Çorum kenti, Alaca belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

Seyitoba : Manisa ilinde, Saruhanlı belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer.

Seyitömer : Kütahya ili, merkez ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

Seyitören : Ardahan ili, Damal belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Şanlıurfa şehrinde, Bozova ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.

Seyituşağı : Malatya kenti, Yeşilyurt ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

Seyiz : İki, üç yaşında enenmiş erkek keçi.

Yarım yuvarlak seyir yeri : Seyir yerinin yarım ay biçiminde olduğu tiyatrolarda seyir yerine verilen ad.

Seyir : Gidiş, yürüyüş, ilerleyiş. Kara taşıtlarının belli bir güzergâhta ilerlemesi. Bir yerden başka bir yere gitmek için yola çıkma. Eğlenmek için bakma, hoşlanarak bakma, temaşa. Özellikle gemilerin belli bir rotayı takip ederek yolculuk etmesi. Bakıp eğlenecek şey, eğlendirici durum.

Seyirci : Bir olayı gören, izleyen kimse, izleyici. İzlemek, eğlenmek için bakan kimse, izleyici.

Seyircilik : Seyirci olma durumu.

Seyirlik : Seyir için olan.

Seyirlik oyun : Seyirci önünde gösterilen, genellikle beceriye dayanan, eğlendirici nitelikteki oyun.

Seyirtme : Seyirtmek işi.

Seyirtmek : Koşmak.

Seyis : At bakıcısı.

Seyislik : At bakıcılığı.

Seyit : Bir topluluğun ileri gelen kişisi. Hz. Muhammed'in soyundan olan kimse.

Seyitgazi : Eskişehir iline bağlı ilçelerden biri.

Diğer dillerde Sevofluran anlamı nedir?

İngilizce'de Sevofluran ne demek ? : sevoflurane