Sharpen türkçesi Sharpen nedir

Sharpen ile ilgili cümleler

English: Ali didn't sharpen the pencils.
Turkish: Ali kalemleri açmadı.

English: Could you sharpen this knife for me, please?
Turkish: Bu bıçağı benim için biler misin, lütfen?

English: Ali showed Mary how to sharpen a knife.
Turkish: Ali Mary'ye bir bıçağı nasıl bileyeceğini gösterdi.

English: Could you sharpen my knife for me?
Turkish: Bıçağımı benim için bileyebilir misin?

English: Could you please sharpen these pencils?
Turkish: Bu kalemleri açar mısın?

Sharpen ingilizcede ne demek, Sharpen nerede nasıl kullanılır?

Sharpened : Sivriltilmiş. Keskinleştirilmiş. İnce bir kenar verilmiş. Bilenmiş.

Sharpener : Bileği taşı. Bileyici. Kalemtıraş. Keskinleştirici.

Sharpeners : Bileyici. Bileği taşı. Keskinleştirici. Kalemtıraş.

Sharpening : Bileme.

Sharpening machine : Bileme makinesi.

Sharpers : Üçkağıtçı. Hilebaz. Dolandırıcı. Tokatçı. Dalavereci.

I would like a pencil sharpener : Kalemtıraş rica ediyorum.

Knife sharpener : Biley taşı. Bıçak bileyici. Bıçak bileyicisi. Bıçak bileyici alet. Bıçak bileme aygıtı. Masat. Bıçak bileme aleti. Bileği.

 

Sharped : Hile yapmak. Tizleştirmek. Üçkağıtçılık yapmak. Oyunda hile yapmak. Tizleştirilmiş. Hile yapılmış. Üçkağıtçılık yapılmış.

Sharpening stone : Biley taşı.

İngilizce Sharpen Türkçe anlamı, Sharpen eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Sharpen ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Excel in : En üst düzeye çıkmak. Şahikaya çıkmak. Zirveye tırmanmak. Şahikaya yükselmek. Doruğa çıkmak.

Dilutes : Açmak (renk). Sulu. Etkisini azaltmak. Cansızlaştırmak. Su katmak. Sulandırmak. Hafif. Sulandırılmış. Seyreltmek.

Resets : Oturtmak. Yerleştirmek. Baştaki konumuna getirmek (bilişim veya bilgisayar terimi). Sıfırlama. Yeniden dizgi yapmak. Ayarlamak. Tekrar yerine takmak.

Indurates : Sertleşmek. Katı. Hissizleşmek. Sağlamlaşmak. Kalın kabuklu. Sert. Katılaştırmak. Duygusuz. Duygusuzlaştırmak.

Give an edge to : Açmak (iştahı). Artırmak (keyif veya öfke vb).

Anneals : Tav vermek. Tutuşturmak. Tavlamak (metalurji terimi). Tav. Kızdırdıktan sonra yavaş yavaş soğutarak sertleştirmek. Yakmak. Tavlamak. (metal) tavlamak.

Whets : Tahrik etmek. Uyandırmak. Bileme. Kışkırtmak. İsteğini artırmak. Bileylemek. Bilenme.

Annealed : Tavlanmış. Tav vermek. Tavlı. Tavlamak (metalurji terimi).

Anneal : Tutuşturmak. Yumuşatmak. Tav vermek. Kızdırdıktan sonra yavaş yavaş soğutarak sertleştirmek. Tavlamak (metalurji terimi). Tav. (metal) tavlamak. Yakmak. Tavlamak.

Fine away : Aşınmak. Yontmak. İncelmek.

Sharpen synonyms : abrade, cheer on, drew, become sharp, bring up in conversation, make sharp, bring up the subject, point, emboldened, harshens, correct, break, enharden, attenuates, refine, bares, edge, make thin, heighten, diminish, abrades, reset, cathect, whetting, focalise, grinds, harshening, chap, excel at, fine down, rarefying, spiring, hardens.

 

Sharpen zıt anlamlı kelimeler, Sharpen kelime anlamı

Blur : Bulanık. Bulanıklık. Lekelenmek. Bulanmak. Lekelemek. Bulanıklaştırmak. Hayal meyal. Bulandırmak. Karaltı.

Dull : Ağır. Sıkıcı. Körletmek. Sersemletmek. Donuk. Soluk. Kör. Körleşmek. Körelmek. Duygusuzlaşmak.

Sharpen ingilizce tanımı, definition of Sharpen

Sharpen kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To make sharp. To grow or become sharp.