Sharpening türkçesi Sharpening nedir

Sharpening ile ilgili cümleler

English: Ali is sharpening his pencil.
Turkish: Ali kalemini açıyor.

English: Ali is pretty good at sharpening knives.
Turkish: Ali bıçak bilemede oldukça iyidir.

English: He was sharpening a knife.
Turkish: O bir bıçağı biliyordu.

English: Ali sat at the kitchen table, sharpening a knife.
Turkish: Ali bıçağı bilerken mutfak masasında oturdu.

English: Ali is sharpening a knife.
Turkish: Ali bir bıçağı keskinleştiriyor.

Sharpening ingilizcede ne demek, Sharpening nerede nasıl kullanılır?

Sharpening machine : Bileme makinesi.

Sharpening stone : Biley taşı.

Resharpening : Yeniden bileme.

Sharpen : Tizleştirmek (sesi). Açmak. Sertleştirmek. Geliştirmek (zekayı). Keskinleşmek. Şiddetlendirmek (ağrı). Sivriltmek. İnceltmek. Keskinleştirmek. Teşvik etmek.

Sharpened : Sivriltilmiş. Bilenmiş. İnce bir kenar verilmiş. Keskinleştirilmiş.

Sharpeners : Keskinleştirici. Bileği taşı. Kalemtıraş. Bileyici.

I would like a pencil sharpener : Kalemtıraş rica ediyorum.

Sharpers : Tokatçı. Üçkağıtçı. Dolandırıcı. Dalavereci. Hilebaz.

Sharped : Oyunda hile yapmak. Hile yapmak. Hile yapılmış. Tizleştirilmiş. Üçkağıtçılık yapılmış. Üçkağıtçılık yapmak. Tizleştirmek.

Pencil sharpener : Kalemtraş. Kalemtıraş. Kurşun kalem açacağı. Kalem açacak. Kalem tıraş.

 

İngilizce Sharpening Türkçe anlamı, Sharpening eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Sharpening ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Discharge : Görevden almak. İş çevrimlerindeki daralmaya bağlı olarak işçinin geçici veya sürekli olarak işten çıkarılması. Aklama alacaklının alacak hakkından vazgeçmesi sonucu borçlunun borcundan kurtulması. tır karnesi himayesindeki eşyanın varış gümrüğüne gelmesi ve gümrük denetimindeki bir yere boşaltılmasıyla ilgili işlemler. İşten atmak. Deşarj etmek. Muaf tutmak. Tahliye. Ateşlemek. Akım. Boşalmak.

Destiny : Nasip. Talih. Kısmet. Kader. Çarkıfelek. Felek. Alın yazısı. Yazı. Yazgı.

Success : Başarılmış iş. Sonuç. Muvaffakiyet. Başarı. Başarılı olan kimse. Başarma. Başarılı kimse. Sükse. Kişinin yetenek ve yetişmeye bağlı olarak gösterdiği ansal ya da eylemsel etkinliklerinin olumlu ürünü. Başarım.

Accident : Tesadüf. İlinek. Rastlantı. Umulmayan durum. Hukuk, madencilik alanlarında kullanılır. Kaza. Araz. Arıza. Beklenmedik olay. Sakatlık.

Gravy : Etin pişerken saldığı su. Sos. Açıktan para. Gökten gelen refah. Yemek sosu. Kolay kazanç. Talih kuşu. Et suyu. Beklenmedik zenginlik. Salça.

Juncture : Birleşme. Zaman. Dikiş yeri. Bunalım. Mafsal. Aralık. Birleşme yeri. Durum. Nazik durum. Birleştirme.

Black eye : Siyah göz. Kara leke. Kara göz. Morarmış göz.

Finish : Bitmek. Yürüyüşçü ya da koşucunun, gövdesinin herhangi bir kesimi ile varış çizgisini geçmesi. Varış. Bitiş. Tüketmek. Cilalamak. Bitirmek. Son vermek. Noktalamak. Mükemmelleştirmek.

 

One off : Bir sefere mahsus. Özel.

Disappearance : Ortadan kalkma. Kaybolma. Ortadan kaybolma. Kayboluş. Gaiplik. Ses düşmesi. Yalın veya ekler ile genişletilmiş olan kelimelerin ön, iç ve sonlarında bulunan seslerden birinin, çeşitli etkenlerle yitirilmesi olayı. bunlar ön ses düşmesi, iç ses düşmesi ve son ses düşmesi diye gruplandırılabilir: || ısıcak > sıcak, ısıtma > sıtma, uyukla- > yukla- «uyumak, uyuklamak», dirilik > dirlik, ilerile-> ilerle-, aşıla- > aşla-, oyuna- > oyna-; küçükcük > küçücük, yanakcık > yanacık, ufakcık > ufacık, ufakrak > ufarak, çabukcak > çabucak; oğulan > oğlan, çiftçi > çifçi, üstçavuş > üsçavuş, astteğmen > asteğmen, rastgele > rasgele, kelgen > gelen, kelgüçi > gelici vb. Hukuk, gramer, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Gözden kaybolma. Yitiklik.

Sharpening synonyms : computer error, recurrent event, change of integrity, occurrent, periodic event, wonder, attendant, eventuality, annealing, conclusion, break, experience, sound, eruption, occasion, fate, error, flash, windfall, movement, appearance, fortuity, grindings, motion, honing, outbreak, tempering, alteration, co occurrence, marvel, manna from heaven, instance, supervention.

Sharpening zıt anlamlı kelimeler, Sharpening kelime anlamı

Success : Başarılı olan kimse. Başarılmış iş. Muvaffakiyet. Başarı. Başarma. Kişinin yetenek ve yetişmeye bağlı olarak gösterdiği ansal ya da eylemsel etkinliklerinin olumlu ürünü. Başarım. Başarılı kimse. Sükse. Sonuç.

Disappearance : Ortadan kalkma. Kaybolma. Ses düşmesi. Gözden kayboluş. Yitiklik. Kayboluş. Gözden kaybolma. Yalın veya ekler ile genişletilmiş olan kelimelerin ön, iç ve sonlarında bulunan seslerden birinin, çeşitli etkenlerle yitirilmesi olayı. bunlar ön ses düşmesi, iç ses düşmesi ve son ses düşmesi diye gruplandırılabilir: || ısıcak > sıcak, ısıtma > sıtma, uyukla- > yukla- «uyumak, uyuklamak», dirilik > dirlik, ilerile-> ilerle-, aşıla- > aşla-, oyuna- > oyna-; küçükcük > küçücük, yanakcık > yanacık, ufakcık > ufacık, ufakrak > ufarak, çabukcak > çabucak; oğulan > oğlan, çiftçi > çifçi, üstçavuş > üsçavuş, astteğmen > asteğmen, rastgele > rasgele, kelgen > gelen, kelgüçi > gelici vb. Yitimlik. Alıcının saptadığı bir konunun, alıcı durdurulup görüş alanından çıkarılarak çevirime devam edildiği durumlarda bu konunun birdenbire ortadan yitmiş görünmesine dayanan sinema hilesi.

Appearance : Dış görünüş. Dışyüz. Görünüm. Kılık. Görünme. Kılık kıyafet. Görünüş. Gösteriş. Ortaya çıkma. Şemail.

Sharpening antonyms : ending, failure, beginning, increase.