Gravy türkçesi Gravy nedir

  • Salça.
  • Gökten gelen refah.
  • Et suyu.
  • Kolay kazanç.
  • Etin pişerken saldığı su.
  • Talih kuşu.
  • Sos.
  • Beklenmedik şans.
  • Açıktan para.
  • Yemek sosu.
  • Beklenmedik zenginlik.

Gravy ile ilgili cümleler

English: Is there enough gravy?
Turkish: Yeterli sos var mı?

English: Ali likes to eat mashed potatoes with lots of gravy.
Turkish: Ali çok soslu patates püresi yemeyi sever.

English: I don't eat meat, shellfish, poultry or gravy.
Turkish: Ben et, kabuklu deniz ürünleri, kümes hayvanları ya da et suyu yemem.

English: Ali asked Mary to pass him the gravy.
Turkish: Ali Mary'nin ona sosu uzatmasını istedi.

English: Everything else is gravy.
Turkish: Başka her şey avanta.

Gravy ingilizcede ne demek, Gravy nerede nasıl kullanılır?

Get on the gravy train : Köşe dönmek. Kolay para kazanmak. Beleşe konmak. Kolayca yükselmek.

Ride the gravy train : Bir eli yağda. Bir eli yağda bir eli balda olmak. Bolluk içinde yaşamak. Bir eli balda olmak. Bolluk içerisinde yaşamak.

Dish gravy : Et suyu.

Wavy gravy : (hugh romney olarak doğan) 1960'ların hippi komedyen ve ikonu.

Gravamen : Suçlamanın en ağır kısmı. İthamın temel nedeni. Bir suçlamanın ağırlık merkezi.

Grave wax : Mezar mumu. Özellikle nemli topraklarda gömülen insan kadavralarında, ölümden bir süre sonra dokuların yıkımı sonucu, yağların hidroliziyle oluşan, suda çözünmeyen yağ asitleri, adiposir.

 

Gravamina : Suçlamanın en ağır kısmı. İthamın temel nedeni.

Grave : Kazımak. Ciddi. Kasvetli. Sin. Makber. Kabir. Pes. İşlemek. Gömmek. Önemli.

Graved : Gömülü. İşlemek. Kalafat etmek (gemi). Kazımak. Oymak.

Gravedigger : Mezar kazıcı. Mezarcı.

İngilizce Gravy Türkçe anlamı, Gravy eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Gravy ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Condiments : Yemek eklentileri. Lezzetlendiriciler. Baharat. Yemeğe tat veren şey.

Seasonings : Bahar. Çeşnilik. Lezzet veren. Lezzet verme. Çeşni. Terbiye. Baharat. Mevsimlendirme.

Liquoring : İçki içmek. Banyo. Alkollü içecek. Likör. Çözelti. Salgı. Sebze veya meyve suyu. Sert içki. İçki.

Sassed : Sululuk. Şımarıklık. Küstahça konuşmak.

Consommes : Et suyuna çorba. Konsome. Et suyu çorbası.

Tomato sauce : Domates salçası. Domatesten yapılan sıvı çeşni. Domates sosu.

Gold rush : Devlet kuşu. Altına hücum. Devletkuşu. Altın akını.

Gift from heaven : Tanrı'nın hediyesi. Ganimet. Devlet kuşu. İlahi hediye.

Soups : Etsuyu. Nitrogliserin. Fotoğraf banyo ilacı. Yoğun sis. Çorba. Et. Motor gücü. Sebze ya da benzer malzemelerin karışımından hazırlanan sıvı yiyecek.

Stock : Ortaklığa katılma anlam ve payını kapsayan, bunun dışında hiç bir ayrıcalığı olmayan pay belgiti. Alıcıda ya da basım aygıtında kullanılmamış, duyarkatı ışıkla etkilenmemiş film. Sap. Dipçik. Hammadde. Soy. İktisat, sinema, televizyon, ekonomi alanlarında kullanılır. İstenildiğinde kullanılmak üzere yığınlanmış bilgi. Malzeme. Kızak (gemi).

 

Gravy synonyms : occurrent, pan gravy, bonanzas, sauces, consomme, bouillons, happening, sass, windfalls, condiment, sauce, soup stock, good luck, maydays, godsends, beef tea, dressing, bouillon, soup, juice, extract of beef, dressings, windfall, godsend, boom, broths, stroke of luck, dish gravy, seasoning, mayday, bunce, bonanza, broth.

Gravy ingilizce tanımı, definition of Gravy

Gravy kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The juice or other liquid matter that drips from flesh in cooking, made into a dressing for the food when served up.