Discharge türkçesi Discharge nedir

  • Taburcu etmek (hastayı).
  • Aklama alacaklının alacak hakkından vazgeçmesi sonucu borçlunun borcundan kurtulması. tır karnesi himayesindeki eşyanın varış gümrüğüne gelmesi ve gümrük denetimindeki bir yere boşaltılmasıyla ilgili işlemler.
  • İbra.
  • Görevden almak.
  • Yerine getirmek.
  • İş çevrimlerindeki daralmaya bağlı olarak işçinin geçici veya sürekli olarak işten çıkarılması.
  • Terhis etmek.
  • Taburcu olma.
  • Bir akarsuyun, belli bir noktadan zaman biriminde geçirdiği su.
  • Akıtmak.
  • Tahliye etme.
  • Taburcu etmek.
  • Boşaltma.
  • Fizik, iktisat, kimya, madencilik, sinema, televizyon, ekonomi, jeoloji alanlarında kullanılır.
  • İşten çıkarma.
  • Muaf tutmak.
  • Bir borcun kısmen ya da tamamen, parayla ya da ayni olarak kapatılması.
  • Boşalmak.
  • Elektriksel erkili çevresinden yüksek olan yüklü bir cismin yük yitirmesi.
  • Akmak.
  • Ateş etmek.
  • Ödemek.
  • Atmak.
  • İşten kovmak.
  • Deşarj etmek.
  • İltihap çıkmak.
  • Boşalma.
  • Ateşlemek.
  • Boşaltmak.
  • Boşalım.
  • Bir yoğunlaçta biriken elektrik yükünün bir dış devreye verilmesi. bir pilde biriken kimyasal erkenin elektrik erkesine dönüşmesi.
  • Ödeme.
  • Tahliye.
  • Serbest bırakmak.
  • Malı taşıtından dışarı çıkarma.
  • Tahliye etmek.
  • İşten çıkarmak.
  • Akımsakların elektrik yükünün azalması.
  • Akım.
  • Biriktirilmiş erkenin dizgeden dışarıya kaçışı.
  • İşten atmak.
  • Boşaltım.
 

Discharge ile ilgili cümleler

English: I have a discharge from my left ear.
Turkish: Benim sol kulağımda bir akıntı var.

English: The patient was discharged from hospital.
Turkish: Hasta hastaneden taburcu edildi.

English: The river discharges into a lake.
Turkish: Nehir bir göle boşalmaktadır.

English: Ali will likely be discharged from the hospital tomorrow.
Turkish: Ali muhtemelen yarın hastaneden taburcu edilecek.

English: Because of a shortage of work, half the staff was discharged.
Turkish: İş yokluğu yüzünden, personelin yarısı işten çıkartıldı.

Discharge ingilizcede ne demek, Discharge nerede nasıl kullanılır?

Discharge a debt : Borcu ödemek. Borç ödemek. Tediye etmek.

Discharge bridge : Boşaltma köprüsü.

Discharge circuit : Boşalma devresi.

Discharge coefficient : Boşalma katsayısı. Verdi katsayısı. Boşalım katsayısı. Boşaltma katsayısı. Boşaltım katsayısı. Deşarj katsayısı.

Discharge current : Boşalım akımı. Deşarj akımı.

Discharge of radioactive materials : Radyoaktif artığın atılması. Nükleer yakıtın işlenmesi sırasında oluşan radyoaktif maddelerin denetimli bir biçimde, süzgeçli baca aracılığı ile atmosfere, soğutma suyu olan nehire ya da denize düşük dozda bırakılması.

Discharge papers : Tezkere. Terhis belgeleri.

Discharge hormones : Hormon salgılamak.

Discharge lamp : Boşalmalı lamba. Deşarj tüpü. Bir gaz, bir metal buharı ya da birçok gaz ya da buharların bir karışımı içinde elektrik boşalması ile ışık üreten lamba.

Discharge port : Boşaltma limanı. Çıkış deliği. Basma deliği.

İngilizce Discharge Türkçe anlamı, Discharge eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Discharge ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Eruption : Feveran. Erupsiyon. Erüpsiyon. Fışkırma. Patlama. İsilik. Yanardağ püskürmesi. İndifa. Diş çıkması. Tezahür, kızartı, kabarık. patlama, patlak verme. diş çürümesi.

Movement : Hayat. Kımıldanma. Aklı. Meyil. Tempo. Belirli bir düzenin belirli bir güçle işletilmesine dayanan araçlarda, bu düzenin devinime geçmesi. İşleme. Mekanizma. Taşıma. Hareket yapımı.

Orgasms : Orgazm. Doyum. Doyunum.

Demobilised : Seferberliği kaldırılmak. Bir orduyu dağıtmak (demobilize olarak da yazılır). Terhis edilmek. Askeri görev yükümlülüğünden kurtarılmak. Demobilize etmek. Salıvermek. Seferberliği sona erdirmek. Seferberliği kaldırmak. (britanya ingilizcesi) terhis olmak.

Give the boot : Tekme atmak. Kapıyı göstermek. Kapı dışarı etmek. Bohçasını koltuğuna vermek. Yol vermek. Defetmek. Kovmak. Sepetlemek.

Detonation : Ateşleyici. Detonasyon. Vuruntu. Motor vuruntusu. Ateşleme. Patlama. Çok hızlı, düzensiz ve gürültülü bir kimyasal değişim sonucu ısı, ışık ve gazların çevreye yayılması. Çok hızlı yanma. İnfilak.

Demobilise : Bir orduyu dağıtmak (demobilize olarak da yazılır). (britanya ingilizcesi) terhis olmak. Seferberliği kaldırılmak. Demobilize etmek. Seferberliği kaldırmak. Askeri görev yükümlülüğünden kurtarılmak. Salıvermek. Seferberliği sona erdirmek. Terhis edilmek.

Be discharged : Tezkere almak. Tahliye edilmek. Taburcu olmak. Serbest bırakılmak. Taburcu edilmek. Eve gönderilmek (hastane vs'den). Azledilmek. İlişiği kesilmek. Terhis olmak.

Dismiss from : İşinden atmak.

Excuses : İzin vermek. Hoşgörmek. Bağışlamak. Mazur göstermek. Göz yummak. Kusuruna bakmamak. Affetmek.

Discharge synonyms : occurrent, acquit oneself, emblazing, stream, disperse, disembarkations, exempt, cast out, decapitation, ejections, current, acceded, disengages, creamed, decompression, conciliation, enflamed, galvanise, let fly at somebody, accomplishing, drain, cut adrift, squirt, acquitance, axe, discharge from employment, clear, catharses, ejaculation, paying, creaming, let fly, catapulting.

Discharge zıt anlamlı kelimeler, Discharge kelime anlamı

Gather : Büyümek. Bir araya getirmek. Büzgü yapmak. İltihaplanmak. Dermek. Büzmek (dikiş). Kazanmak. Biriktirmek. Toplamak. İrin toplamak.

Convict : Mahkum. Hükümlü. Suçlandırmak. Suçlu bulmak. Yargılı. Suçlu çıkarmak. Suçunu ispat etmek. Kabullendirmek. Mahkum etmek.

Discharge ingilizce tanımı, definition of Discharge

Discharge kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To throw off or deliver a load, charge, or burden. To empty of a load or cargo. As, to discharge a vessel. As, the discharge of a ship. Removal of a load or burden. The equalization of a difference of electric potential between two points. The character of the discharge is mostly determined by the nature of the medium through which it takes place, the amount of the difference of potential, and the form of the terminal conductors on which the difference exists. The discharge may be alternating, continuous, brush, connective, disruptive, glow, oscillatory, stratified, etc. As, the water pipe discharges freely. To unload. To relieve of a charge, load, or burden. To unload. The act of relieving of a charge or load. To emit or give vent to fluid or other contents. Discharge of a cargo. To bleach out or to remove or efface, as by a chemical process. As, to discharge the color from a dyed fabric in order to form light figures on a dark ground. Unloading. The act of discharging. To unburden.