Simultaneous ection türkçesi Simultaneous ection nedir

  • Zamandaş eylemler.
  • İki yarışmacının aynı zamanda birden yaptıkları eylemler.
  • Eskrim alanında kullanılır.

Simultaneous ection ingilizcede ne demek, Simultaneous ection nerede nasıl kullanılır?

Simultaneous : Eş zamanlı. Anında. Ayrı olayların aynı an içinde oluşmaları. Aynı zamanda olan. Aynı anda. Aynı zamanda meydana gelen. Simultane. Birlikte. Özdeş zamanda oluşmuş kayaçlar, ya da özdeş zamanda olmuş olaylar. Eşanlı.

Simultaneous attack : Zamandaş saldırı. Bir raslantı olarak, aynı zamanda karşılıklı başlatılıp bitirilen saldırı.

Simultaneous computer : Koşut bilgisayar. Eşanlı bilgisayar. Hesaplamanın gerektirdiği yolda birbirlerine bağlanan birimleri kapsayan, böylece tüm hesaplamanın eşzamanlı olarak yürütülebildiği bir bilgisayar. bir hesaplamanın yürütülmesinde, bir değişkenin değişik zamanlardaki değişik değerlerini gösteren imleri belli bir bağlantı taşır. örn. bir türevsel çözümleyici. Eş zamanlı bilgisayar.

Simultaneous equations : Değişkenleri dizideki tüm eşitlikleri çözmesi için kullanılabilen iki veya daha fazla değişkenli eşitlik dizisi. Eşanlı denklemler. Birlikte denklemler. Eşzamanlı eşitlik.

Simultaneous equations model : Eş-zamanlı denklemler modeli.

İngilizce Simultaneous ection Türkçe anlamı, Simultaneous ection eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Simultaneous ection ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Corps a corps : Çakışma. Vuruşma sırasında, savutları kullanamayacak biçimde birbirine değme ya da çarpma.

Compound attacks : Kılıçoyunu vuruşma ve yarışmalarında, birden çok eylemi kapsayan saldırılar (bir-iki, kesme-sıyırma, ikileme.... gi-bi). Bileşik saldırılar.

Bad : Sahte. Yetersiz çelgi. Zarar. Kötü. Çürük. Kem. Kötülük. Kokuşmuş. Berbat. Terbiyesiz.

Combatant : Ateşli bir tartışmaya katılan kimse. Savaşan. Kavgacı tip. Mücadeleci. Dövüşçü. Savaşçı. Vuruşmacı. Muharip. Mücahit.

Attacks on the blade : "ezme", "bastırma", "çırpma" gibi doğrudan doğruya önce savutu etkileyen saldırılar. Savuta saldırılar.

Blade : Yaprak. Kılıç kullanmakta usta kimse. Çakı ağzı. Sulu tip (argo terim). Namlu (yalman). Kılıç. Uzun yaprak. Yalım. Laubali tip.

Combat : Savaş. Savaşmak. İki kılıçoyuncusunun yenişme gözetmeden çalışma amacıyla dostça yaptıkları karşılaşma. Muharebe. Dövüşmek. Savaş açmak. Çarpışmak. Çarpışma. Vuruşma.

Circular parry : Sıyırma ya da kesme ile karşı doğrultuya geçmek isteyen savut namlusunu yakalayıp ilk doğrultusunda tutmak için, yarım çember eylemiyle yapılan çelgi. Döner çelgi.

Bout : İki yarışmacının yenişmek gereğiyle yaptıkları vuruşma. Müsabaka. Yarışma. Devre. Zaman. Süre. Maç. Nöbet. Eskrim maç.

Center line : Aks. Michigan eyaletinde şehir. Eksen. Merkez hattı. Yarışlığın ya da yarışlık yaygısının ortasından geçen çizgi. Eksen çizgisi. Orta çizgi.

Simultaneous ection synonyms : close combat, attachment plug, compound riposte, championship, amateur, change of engagement.