Sinecure türkçesi Sinecure nedir

  • Kolay ve iyi maaşlı bir iş.
  • Kolay ve paralı iş.
  • Arpalık.
  • Hizmetsiz maaşlı memuriyet.
  • İşi az parası çok görev.
  • Ense işi.

Sinecure ingilizcede ne demek, Sinecure nerede nasıl kullanılır?

Sinecures : Arpalık. Ense işi. Hizmetsiz maaşlı memuriyet. İşi az parası çok görev. Kolay ve iyi maaşlı bir iş.

Sine curve : Sinüs eğrisi.

Sine die : Belli olmayan güne tehir. Süresi belirsiz. Süresiz. Belli bir tarihe bağlı olmadan. Gün tayin etmeksizin. Gün belirlemeksizin. Belirsiz bir süreye erteleme.

Sine of angle : Açının sinüsü.

Sine qua non : Zaruri şey. Hukuk belgelerinde mutlaka olması gereken koşul. Olmazsa olmaz. Olmazsa olmaz şart. Başlıca koşul. Gerekli şart. Mutlaka aranılan şart. Onsuz olmaz. Olmazsa olmaz şey. Temel şart.

Sine wave : Sinüsoidal dalga. Sinüs dalga. Zaman ve uzay değişkenlerine göre dikmelik eğrisi biçimi gösteren dalga. anlamdaş uyumcul dalga. Dikmeliksel dalga. Sinüs dalgası.

Inverse hyperbolic sine : Ters sinüs hiperbolik. Argsinh fonksiyonu.

Inverse sine : Dikmelik yayı. Ark sinüs.

Pruritus sine mataria : Pruritus sine mataria. Deride birincil değişiklikler olmaksızın görülen deri kaşıntısı.

Causa sine qua non : Gerekli şey. Hayati öneme haiz şart (sebebi olan bir ilişki sağlamak için). Gerekli koşul.

 

İngilizce Sinecure Türkçe anlamı, Sinecure eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Sinecure ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Spot : Tiyatroda kullanılan, mercekli ve aynalı, parlak ışıklı, yüksek dirençli ışıklama aygıtı. ışıldaklarla sert ya da yumuşak yöresel ışık sağlanabilir. Televizyonda çok kısa süreli sözlü ve görüntülü tanıtı. Yerine koymak. Leke. Değerlendirmek. Lekelenmek. Beneklemek. Yerini saptamak. Her tür tecimsel işlemin peşin para karşılığı, günü içinde yapılması. Kısa tanıtı.

Barley field : Arpa tarlası.

Berth : Yatacak yer bulmak. Yatak. Gemici ranzası. Rıhtıma bağlamak. Açıklık. Yatak yer vermek. Görev. Palamarla bağlamak. Limana girmek. Rıhtıma yanaşmak.

Place : Hane. Mevki. Statü. Yer. Makam. Yerleşim yeri. Anımsamak. Vermek (para). Oturtmak. Bir cismin durduğu, bulunduğu nokta ya da yüzey parçası.

Office : Sorumluluk. Hizmet. Bilgisayar, hukuk, iktisat alanlarında kullanılır. Yazıhane. Bölüm (orun). Atölye. Ambar. Şirket veya kuruluş adına birtakım etkinlikler yapmakla görevlendirilen kurum veya kuruluş. Ticarethane. Devlet dairesi.

Billet : Yerleştirmek. Vazife. Ödev. Not. Konak yeri. Konaklatmak (askeri terim). Konaklatmak. Çelik çubuk. Konaklama yeri. Kütük.

Situation : Oyunda seyirciyi etkileyen görünüş. vaziyet. Yer. Durum. Hal. Memuriyet. İş. Görev. Ekmek kapısı. Mevki.

Benefice : Tımar. Maaşlı papaz makamı. Maaşlı papazlık makamı.

Benefices : Tımar. Maaşlı papaz makamı. Maaşlı papazlık makamı.

Sinecure synonyms : ecclesiastical benefice, sinecures, post, position.

Sinecure ingilizce tanımı, definition of Sinecure

Sinecure kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : An ecclesiastical benefice without the care of souls. To put or place in a sinecure.