Tımar nedir, Tımar ne demek

Tımar; bir tarih terimidir. kökeni farsça dilinden gelmektedir.

"Tımar" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Tımar tam bir saat sürüyor, yarım saat hayvanın bir tarafı, yarım saat öbür yanı." - H. Taner
  • "Merkeplere atladılar, şeftali bahçelerinden geçtikten sonra tımar görmemiş sık, gür bir ayvalığa daldılar." - R. H. Karay

İktisat alanındaki kelime anlamı:

[Bakınız: tımar düzenlemesi]

Osmanlı İmparatorluğu toprak düzeninde yıllık geliri yirmi bin akçeye kadar olan topraklar ve bu topraklardan alınan vergi. zıt anlamlısı zeamet, has

Tarım alanında kullanılan kelime anlamı:

[Bakınız: bakım]

Osmanlıca Tımar ne demek? Tımar Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

ihtimam

Tımar anlamı, tanımı:

Tımar etmek : Yaralara bakmak, iyileştirmek, tımarlamak. binek hayvanlarının kıllarını, derisini temizlemek, tımarlamak.

Tımarhane : Akıl hastanesi.

Deve tımarı : Özensiz, üstünkörü yapılan.

Tımarcı : Pansumancı. Tımar sahibi. Tımar yapan kimse.

Tımarhane kaçkını : Delice işler yapan kimse.

Tımarhane kaçkını gibi : Kılıksız.

Tımarhanelik : Tımarhaneye kapatılmasını gerektirecek kadar akıl hastası olan.

 

Tımarlama : Tımarlamak işi.

Tımarlamak : Tımar etmek.

Tımarlı : Tımar (II) sahibi olan kimse. Bakılmış, işlenmiş (ağaç, toprak vb.). Bakılmış, tedavi edilmiş (yara veya hasta). Tımar edilmiş (binek hayvanı).

Ağanın gözü ata tımardır : "iş sahipleri denetimlerini sürekli yaparlarsa işler yolunda gider" anlamında kullanılan bir söz.

İki tımar bir yem yerine geçer : "atı sık sık tımar etmek, onu yemle beslemek kadar önemlidir" anlamında kullanılan bir söz.

Binek : Binmeye yarayan. Binmeye yarayan otomobil, at vb.

Hayvan : Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık. At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Kızılan bir kimseye söylenen bir söz. Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse).

Deri : Pazar veya panayır kurulan gün, dernek. İnsan ve hayvan vücudunu kaplayan tüy, kıl veya pulla kaplı tabaka, cilt, ten. İşlenerek kullanılır duruma getirilmiş hayvan postu. Toplantı, düğün. Bu tabakadan yapılmış.

Temizleme : Temizlemek işi. Yüzeylere yapışmış leke ve kirlerin giderilmesi, çözelti veya asıltı durumuna getirilmesi olayı.

Ağaç : Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki. Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan. Tahta, kereste.

 

Bakım : Birinin beslenme, giyinme vb. gereksinimlerini üstlenme ve sağlama işi. Bir şeyin iyi gelişmesi, iyi bir durumda kalması için verilen emek. Bakma işi.

Anadolu : Ön Asya'nın bir parçası olarak Türkiye'nin Asya kıtasında bulunan toprağı, Rum.

Yara : Keskin bir şeyle veya bir vuruşla vücutta oluşan derin kesik. Vücutta işlemekte olan çıban. Dert, üzüntü, acı. Bir şeyin iç veya dış yüzünde herhangi bir etki ile oluşan ve tehlikeli olabilen oyuk, gedik, yarık.

Tımar düzenlemesi : Osmanlı İmparatorluğu’nda mîri arazilerin yıllık gelirine göre has, zeamet ve tımar olarak ayrıldığı, bu arazilerin kullanımının başlıca işlevleri vergi toplamak ve asker sağlamak olan kamu görevlilerine bırakıldığı sistem.

Tımar vermek : Süslemek, düzen vermek.

Tımaraktaş : Bolu şehri, Mudurnu belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer.

Tımarcılık : Tımarcının yaptığı iş.

Tımarlı avcılar : Hizmetleri karşılığı kendilerine timar verilmiş olan avcılar.

Tımarlı çavuşlar : Padişah divanı çavuşlarından timar sahibi olanlar.

Tımar ile ilgili Cümleler

  • Götürün onları tımarhaneye!
  • Geçen yüzyılda onlar Mustafa gibi birini tımarhaneye atacaklardı.
  • Bu ülkede en ünlü tımarhane Manisa'da bulunur.
  • Tımarhaneden tanıdığınız birileri var mı?
  • Hepiniz tımarhaneliksiniz!
  • Bu tımarhane birkaç yıl önce inşa edildi.
  • Onların hepsi tımarhanelik!
  • Bu bir tımarhane.

Diğer dillerde Tımar anlamı nedir?

İngilizce'de Tımar ne demek? : [Timar] n. grooming, currying, feudality, fief, feud, benefice, manor, vassalage, vavasour

Fransızca'da Tımar : fief [le]

Almanca'da Tımar : der Ackerbau, die Pferdepflege

Rusça'da Tımar : n. забота (F), перевязывание (N), возделывание (N), феод (M)