Small part türkçesi Small part nedir

  • Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
  • İkinci rol.
  • Ufak rol.
  • Baş rol ve başlıca rolden sonra gelen rol.
  • Figüranınkinden biraz daha önemli rol; kısa ama dikkati çeken bir tipin yaratıldığı rol.

Small part ile ilgili cümleler

English: That's only a small part of the problem.
Turkish: Bu problemin sadece küçük bir parçası.

English: We are giving a small party this evening.
Turkish: Bu akşamüstü küçük bir parti veriyoruz.

English: A positron is a small particle similar to an electron, but with a positive electric charge.
Turkish: Pozitron bir elektrona benzeyen küçük bir parçacıktır fakat pozitif elektrik yüklüdür.

English: The woman did not know that the Universe is really vast and she is but a small part of it.
Turkish: Kadın Evrenin gerçekten büyük olduğunu bilmiyordu ve o onun küçük bir parçasından başka bir şey değil.

Small part ingilizcede ne demek, Small part nerede nasıl kullanılır?

Small : Önemsiz. Ufak tefek. Ufak. Alçak. Ufacık. Küçük. Basit. Mütevazi. Az. Mütevazı.

Part : Bir filmde birkaç ayrımdan oluşan, konunun ana parçalarından birini ortaya koyan bölük. Kısımlara ayırmak. Bölmek. Taraf. Hisse. Kısmi. Bir tiyatro yapıtında oyuncunun canlandırdığı ya da gösterdiği kişiliği ortaya çıkaran, sözleri ve hareketleri içeren bütün. Parçalamak. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Elden çıkarmak.

 

Small part player : Bir oyunda ikinci düzeyde rollere çıkan oyuncu. İkincil rol oyuncusu.

Small adds : Küçük ilanlar.

Small ads : Küçük ilanlar.

Small amount : Küçük meblağ. Küçük miktar.

İngilizce Small part Türkçe anlamı, Small part eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Small part ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Silhouette : Siluet. Taslak. Hayal meyal görüntü. Gölge. Gölge resim. Siluetini yapmak. Silüet.

Supporting role : Yardımcı rol.

Extra : Üstün. Ek. Munzam. Haricinde, dışında, fazladan olarak. Fazla. Olağanüstü. Ekstra şey. Figüran. Ekstra. Tiyatro, veterinerlik alanlarında kullanılır.

Part player : Kısa, ama dikkati çeken bir rol.

Back seat : Arka plan. Arka yer. İkincil önemde. Arka koltuk. Arka oturma yeri. Önemsiz konum. İkinci mevki.

Bit : Keski. Kırıntı. Delgi. Parça. Ufak. Lokma. Matkap. İkili savmak. Önemsiz. İkil.