Solungaç nedir, Solungaç ne demek

Solungaç; bir hayvan bilimi terimidir.

  • Suda yaşayan hayvanların solunum organı, galsame

Biyoloji'deki anlamı:

Suda yaşayan hayvanların solunum organı.

Su ürünleri alanındaki kelime anlamı:

Suda yaşayan hayvanların solunum organı, branşiya.

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Balık, yumuşakçalar ve birçok eklem bacaklının vücut yüzeyinden veya sindirim sisteminin kimi bölümlerinden köken alan genellikle ince duvarlı, yüzeyi filamet veya lamellerle veya benzer oluşumlarla artırılmış solunum organı, lamella, brankiya.

Zooloji alanındaki anlamı:

Suda yaşayan hayvanların solunum organı.

İngilizce'de Solungaç ne demek? Solungaç ingilizcesi nedir?:

gill

Fransızca'da Solungaç ne demek?:

branchie

Osmanlıca Solungaç ne demek? Solungaç Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

galsame

Solungaç hakkında bilgiler

Solungaç, su hayvanlarının solunum organı. Suda erimiş oksijenin kana alınmasını ve kandaki karbondioksitin atılmasını sağlayacak yapıdadır. Solunum yüzeyinin kıvrılması ve dallanması ile meydana gelirler. Solungaç solunumu, sürekli suda yaşayan omurgasız hayvanlarda, balıklar ve kurbağa larvalarında görülür. Amfiyoksüsta barsağın ön kısmı genişlemiş ve birçok yarıkla delinerek solungaç sepeti denilen kan damarlarıyla zengin özel bir organ halini almıştır.

 

Balıklarda solungaçlar, önden ağız, yanlardan dışarıyla bağlantısı olan bir boşlukta (solungaç boşluğu) yer almıştır. Kemikli balıklarda solungaçlar dört çift olup, operkül denen solungaç kapaklarıyla örtülüdür. Solunum suyu ağızdan alınıp, solungaç kapaklarının daralması ile dışarı atılır. Kıkırdaklı balıkların ise çoğunda beş çift solungaç yayı olup, solungaç kapakları bulunmaz. Solungaç yayları, içlerinde kılcal kan damarları bulunan solungaç yapraklarına sahiptir. Her solungaç yaprağı ise ince yaprakçıklardan meydana gelmiştir. Kılcal damarlardaki kan, solungaçlara kırmızı rengini verir.

Solunum, yaprakçıkları çevreleyen suda erimiş oksijenle kılcal damarlarda dolaşan kanın alyuvar hücreleri arasında olur. Oksijenin kana geçebilmesi için suyun devamlı olarak solungaçların üzerinden geçmesi gerekir. Balık, suyu ağzından alır, solungaç yaprakları üzerinden geçirir. Bu arada oksijen difüzyonla kana geçer. Aynı yolla karbondioksit dışarı atılır. Kanın solungaç iplikçiklerindeki akışı, suyun solungaçlar üzerindeki akışının ters yönündedir. Bu durum daha fazla oksijen alınmasını sağlar.

Çoğu balıkların solungaç yayları üzerinde solungaç tarakları da bulunur. Ağızdan alınan su, solungaçlardan dışarı atılırken suda çözünmüş oksijen, difüzyonla kana verilir. Bu arada suda bulunan besinlerse, solungaç taraklarıyla tutularak yutulur.

Solungaç anlamı, kısaca tanımı:

Hayvan : Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse). At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık. Kızılan bir kimseye söylenen bir söz.

 

Solunum : Bitkilerde geceleri oksijen alıp karbondioksit verme, gündüzleri ise karbondioksit alıp oksijen verme biçiminde görülen hareket. Bütün canlılarda, oksijen alıp karbondioksit verme biçiminde görülen hareket, teneffüs.

Organ : Bir görevi, bir işi yerine getirmekle yükümlü kuruluş. Vücudun, belirli bir görev yapan ve sınırları kesin olarak belirlenmiş bölümü, uzuv.

Yassı solungaçlılar : Midye, deniztarağı gibi kavkıları iki çenekli ve çoğu yenilen yumuşakçalar sınıfı.

Galsame : Solungaç.

Oksijen : Atom numarası 8, atom ağırlığı 16 olan, hidrojenle birleşerek suyu oluşturan, rengi, kokusu ve tadı olmayan, havada beşte bir oranında bulunan bir gaz, müvellidülhumuza (simgesi O).

Alınma : Alınmak işi.

Karbondioksit : Renksiz, kokusuz, yoğunluğu 152,0 °C'de ve 36 atmosfer basıncında kolayca sıvılaşan ekşimsi tatta bir gaz (CO2).

Atılma : Atılmak işi.

Yüzey : Bir cismi uzaydan ayıran dış ve yaygın bölüm, satıh, yüz.

Kıvrılma : Yer kabuğunun içten gelen etkenlerle dalgalı bir biçim alması. Kıvrılmak işi.

Solungaç atım enerjisi : Balıklarda solungaç yoluyla atılan ham enerji miktarı.

Solungaç boşluğu : (solungaç kovuğu) (biyoloji) Başın arka kısmında solungaçların yer aldığı alan.

Solungaç çevresi boşluğu : (Yun. peri: etrafında; brangchia: solungaç) Amfiyoksüslerde, yutağı çevreleyen ve ektoderm ile astarlanmış boşluk. Peribranşiyal boşluk. (biyoloji) (karşılık: peribrankiyal boşluk), (Yun. peri = etrafında, Yun.brankhia = solungaç) Amfiyoksüslerde, yutağı çevreleyen ve ektoderm ile astarlanmış olan bir boşluk.

Solungaç çubuğu : Sefalokordatlarda yutağı destekleyen jelâtinsi çukurlar.

Solungaç fistülü : Embriyonel gelişim sırasında yutak yarıklarının, tek veya iki taraflı olarak kapanmaması ve boyun bölgesinden dışarıya açılmasıyla belirgin, taylarda görülen bir yapılış bozukluğu, boyun fistülü, branşiyal fistül.

Solungaç ipliği : Solungaç yayları üzerinde sıralanmış gaz alış verişini sağlayan iplikler. Solungaç yayları üzerinde sıralanmış, gaz alışverişini sağlayan iplikler. Solungaç yayları üzerinde sıralanmış bulunan iplikler olup gaz alış verişini sağlar.

Solungaç kapağı : [Bakınız: operkulum] Balıklarda birinci solungaç yarığının önünde hiyoit yayla birleşen ve arkaya doğru uzanan solungaç açıklıklarını örten kapak, operkulum, operkül. Bazı omurgasız yumurtaları üzerindeki kapak. Bazı sporların üzerindeki kapak. Bazı kuşlarda hava delikleriyle kulakları örten örtü. Karından ayaklılarda kabuğun ağzını örten kapak. (karşılık: operkulum), (Lat. operculum=kapak) Balıklarda solungaçları örten kapak.

Solungaç kemeri : Solungaçları destekleyen iskelet yapı, branşiyal kemer.

Solungaç kesesi : Taşemenlerde bulunan, solungaçları kapsayan ve dışarısı ile bağlı olan keseler. Bütün kordalı embriyolarında yutağın yan duvarlarından dışa gelişen keseler olup balık ve amfibyumlarda solungaç yarıklarına gelişir. Gömleklilerde duvarlarının üzerindeki yarıklar aracılığıyla solungaç görevi yapan sindirim kanalının genişlemiş yutak parçası. Myxiniformes ve Petromyzontiformes’lerde dış ortam ve ağız boşluğuyla bağlantılı olan, solungaçların bulunduğu keseler. Gömleklilerde, sindirim kanalının genişlemiş yutak parçası olup damarlı duvarlarının üzerindeki yarıklar araciyle solungaç görevini görür.

Solungaç kisti : Genellikle ikinci ve üçüncü yutak solungaç kavisindeki yarıkların tam olarak kapanmamasıyla oluşan ve buradaki epitel artıklarıyla çevrilen, kulak kaidesinin yanında ve boyun yapılarına sıkıca yapışmış olarak bulunan, köpeklerde seyrek olarak görülen, içi tükürük sıvısıyla dolu kese veya şişlik, branşiyal kist, bronkiojenik kist, brankiojenöz kist.

Diğer dillerde Solungaç anlamı nedir?

İngilizce'de Solungaç ne demek? : n. gill, branchia, sound

Fransızca'da Solungaç : branchies

Almanca'da Solungaç : n. Kieme

Rusça'da Solungaç : n. жабры (PL)