Spicules türkçesi Spicules nedir

  • İğne.
  • Erkek nematodlarda bulunan çiftleşmede rol oynayan karakteristik yapı. birçok nematod da biçimi ve büyüklüğü birbirinden farklı iki spikül bulunurken, kimilerinde yalnızca bir adet bulunmaktadır.
  • Spikül.
  • Diken.
  • Spikülümler.
  • Spikul.
  • İğne gibi şey.
  • Veterinerlik alanında kullanılır.

Spicules ingilizcede ne demek, Spicules nerede nasıl kullanılır?

Spicule : Diken. Spikul. İğne gibi sivri şey. Spikül. İğne gibi şey. İğne.

Spicula : İğneye benzer küçük şey. Spikul. Diken gibi şey.

Spicular : İğne gibi. Diken gibi. İğne biçiminde. Sivri uçlu.

Spiculate : İğneye benzeyen şey. Sivri uçlu şey. Diken gibi şey.

Spiculum : Spikul. Diken gibi şey. İğneye benzer küçük şey.

Conspicuous : Cazip. Apaçık. Bariz. Aşikar. Belirgin. Göze çarpan. Çarpıcı. Kolayca görünen. Dikkati çeken. Dikkat çekici.

Conspicuous consumption : Fazla tüketim. Aşırı alım. Aşırı kullanım. İktisat, sosyoloji alanlarında kullanılır. Tüketicinin zenginliğini ve sosyal konumunu göstermek isteğiyle fiyatı artan maldan daha fazla istemde bulunması veya fiyatı düşen maldan daha az istemde bulunması. fiyatın düşmesi durumunda veblen etkisi züppe etkisine dönüşür. Kimi bireylerin, büyük ekonomik güçleri bulunduğunu ya da yukarı sınıftan olduklarını göstermeğe yönelik biçimde tüketim yapmaları. Gösterişçi tüketim. Veblen etkisi. Gösteriş amaçlı tüketim.

 

Conspicuity : Ortada olma. Göze çarpma. Barizlik.

Conspicuously : Belli olarak. Bariz. Dikkat çekici biçimde. Çarpıcı bir biçimde. Dikkat çekici bir şekilde.

Be conspicuous : Göze çarpmak.

İngilizce Spicules Türkçe anlamı, Spicules eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Spicules ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abdomen : Karın. Sindirim organları, karaciğer ve böbreklerin içinde bulunduğu ve göğüs boşluğundan bir diyaframla ayrılan vücut boşluğu, abdomen. Batın. Böcek gövdesinin alt kısım. Abdomen. Karın (böcek gövdesinde). Karnın altı.

Erecter : Yükselten. İkame eden. Tertip eden. İnşa eden. Kaldıran.

A dna : Dna çift sarmalının sağ el sarmal yapısı gösterdiği ve çift zincirin bir tam dönüşünde yapıya 11 bazın girdiği dna biçimi. A dna.

Jujube : Pastil. Hünnap. Hünnap ağacı. Çiğde.

Injections : Katıntılar. Enjeksiyonlar. Enjeksiyon. Katılımlar. İktisadi karar birimlerinin belli bir dönemde yurtiçinde üretilen mal ve hizmetlere yapacakları harcamaların ve buna bağlı olarak da reel gayrisafi yurtiçi hasılanın artmasına yol açan dışsatım, yatırım ve hükümet harcamalarından oluşan kalemler. krş. sızıntılar. Sokulma. Enjekte etme. Lavman.

Briars : Funda. Çalı. Yaban gülü. Ağaç fundası. Süpürgeotu. Dikenli çalı.

Hawthorn : Beyazdiken. Geyik dikeni. Beyaz diken. Akdiken. Alıç. Edren. Geviş.

A band : A bandı. Çizgili kas teli ışık mikroskobunda incelendiğinde görülen, kalın flamentlerle aralarına giren ince flamentlerin uçlarını içeren ve ışığı iki kez kıran koyu renkli bantlar, anizotrop bant, anizotropik bant.

 

Outgrowth : Akıbet. Fazlalık. Doğal sonuç. Çıkıntı. Gelişen şey. Bitkilerin değişik uzunluk ve büyüklükteki, genellikle yapraksız, küçük filiz ve dalcıkları, hlk. ishal. Dal. Filiz. Doğal bir gelişme. Sürgün.

A c deformity : Arnold-chiari yapılış bozukluğu. A-c kusuru.

Spicules synonyms : hypodermic needle, abdominal fat necrosis, brooches, spiculum, fishhook, erectors, fishhooks, briers, barbs, process, hypodermic syringe, jab, barbing, abamectin, appendage, a clay, spicula, jabs, abdominal ovariectomy, hyping, brooch, a crochordon, abdominal palpation, abdominal pain, awns, abaxial, hype, abattoir, awn, hawthorns, hypes, chaeta, erecters.