Split up türkçesi Split up nedir

  • Birim hisse değeri düşürülerek tedavüldeki hisse sayısının artırılması.
  • Bölünmek.
  • Paylaşılmak.
  • Bölmek.
  • Ayrılma.
  • Ayrılmak (gruplara vb).
  • Ayrılmak.
  • Bölme.
  • Paylaştırmak.
  • Ayırma biçiminde bir şirket yeniden yapılanması.
  • Pay dağıtma.
  • Taksim etmek.

Split up ile ilgili cümleler

English: Ali and Mary split up after their son died.
Turkish: Ali ve Mary oğulları öldükten sonra ayrıldı.

English: I didn't want to split up with Jale.
Turkish: Jale ile ayrılmak istemedim.

English: Ali split up with Mary.
Turkish: Ali Mary ile ayrıldı.

English: Let's split up and look for Tom.
Turkish: Ayrılalım ve Tom'u arayalım.

English: I heard Tom split up with Mary.
Turkish: Tom'un Mary'den ayrıldığını duydum.

Split up ingilizcede ne demek, Split up nerede nasıl kullanılır?

Split : Yarılmak. Ayrılmak. Sökülmek. Paylaştırmak. Hisse bölme. Ayrılmış. Dağılmak. Yarık. Yırtılmak. Split.

Split a window : Pencereyi böl. Pencereyi bölmek.

Split and freeze panes : Yarı pencereleri böl ve dondur.

Split and merge technique : Yarma-kaynaştırma yöntemi.

Split apart : Dağılmak. Ayrılmak. Parçalanmak.

İngilizce Split up Türkçe anlamı, Split up eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Split up ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Be divided : Kısımlara ayrılmak.

Cleaved : Yarmak. İkiye ayrılmak. Yarılmak. Bağlı olmak. Çatlamak. Yapışmak. Sadık kalmak. Açmak.

Breaking up : Parçalayan. Sevgililerin ayrılması olayı. İlişkiyi bitirme. Ayrılma (sevgiliden). (çiftlerin) ayrılması. Dağılma.

Checkout : Hata ayıklama. Çıkış işlemi. Ödeme yeri. Kontrol. Düzeltme. Kasa. Hata bulma. Çıkış.

Admeasure : Bölüştürmek. Ölçmek. Ölçüsünü almak. Parsellemek. Gemi ölçmek (denizcilikle ilgili).

Apportions : Tahsis etmek. Eşit olarak taksim etmek. Pay etmek. Bölüştürmek. Paylaştırma. Tevzi etmek. Dağıtmak.

Barge into : İçeri paldır küldür dalmak. Kabaca lafa girmek. Kaba bir şekilde lafa girmek. Lafı kaba bir şekilde kesmek. Konuya karışmak. İçeri dalmak. Sözü kesmek. Lafını kesmek (örneğin, my sister-in-law always barges into the conversation when ı speak with my mother-in-law {kaynanam ile konuşurken baldızım sürekli lafımı keser}). Bir yere davetsiz gitmek.

Break with : İlişkiyi kesmek. İle bağını koparmak. Köprüleri atmak. Selamı sabahı kesmek. Bağlantıyı koparmak. Tüm ilişkiyi kopartmak. -den ayrılmak. Tümüyle kopmak. İlişkisini kesmek.

Disaffiliation : İlişiğini kesme. Reddetme. Kesme. İptal etme. Ayırma.

Curtain : Madencilik, sinema, televizyon, tiyatro alanlarında kullanılır. Havalandırma bezi. Perde. Sinema salonunda, görünçlükle, görüntülükle salonu ayıran, açılır kapanır örtü. Örtmek. İç perde. Sahne içinde çeşitli amaçlar için kullanılan kumaş perde. Alkışlarla tekrar sahneye çağırma. Perdeyi kapatmak. Oyun yerini seyirci salonuna kapayıp açan kumaş perde.

 

Split up synonyms : furcate, breakaways, dismember, apostatise, decampment, apportion, break up, bulkheads, breakups, brack, apostatizes, cleaving, fall into, bulkhead, dispensations, defection, abstractions, checkouts, allots, lotted, go to pieces, break down, sever, severs, allocated, share out, apostatize, splinter off, allotting, allocate, apostatizing, breakup, parcel out.