Breaking up türkçesi Breaking up nedir

  • Sevgililerin ayrılması olayı.
  • Ayrılma (sevgiliden).
  • (çiftlerin) ayrılması.
  • Ayrılmak.
  • İlişkiyi bitirme.
  • Dağılma.
  • Ayrılma.
  • Parçalayan.

Breaking up ile ilgili cümleler

English: Are you breaking up with Tom?
Turkish: Tom'la ilşkiyi bitiriyor musun?

English: I'm thinking about breaking up with my girlfriend.
Turkish: Kız arkadaşımla ilişkiyi bitirmeyi düşünüyorum.

English: If you don't get a job soon, we're breaking up.
Turkish: Eğer yakında bir iş bulamazsan, ayrılıyoruz.

English: Are you breaking up with me?
Turkish: Benimle ilişkiyi bitiriyor musun?

Breaking up ingilizcede ne demek, Breaking up nerede nasıl kullanılır?

Breaking : Kırılma. Zorla girme. Bozma. Kopma. Kıran. Yanlarında geniş ünlüleri daraltma etkisi yapan bazı ünsüzlerin etkisi altında geniş ünlülerin a > ı, o > u, e > i, ö > ü biçimindeki daralma olayı. bu olay yazı dilindeki bazı örnekler dışında anadolu ağızlarında yaygındır. çağır- > çığır-, az > ız, yeni > yini, varınca > varıncı, oraya > orıya, beyit > biyit, böyük > büyük, ova > uva, sovan > suvan, telefon > telefun, başla-yor > başlıyor, oyna-yor > oynuyor, sürükle-yor > sürüklüyor vb. Meskene tecavüz. (kuyruk veya sıra) kaynak yapma. Parçalama.

Breaking up of the ice : Buz çözümü. Kış boyunca donan ve buzla tıkanan ırmakların ilkbahar ya da yaz başlarında buzdan kurtulmaları.

 

Breaking and entering : Ev hırsızlığı. Haneye tecavüz.

Breaking away : Kopma.

Breaking capacity : Kesme yeteneği (şalter vb). Şalterin kesme yeteneği. Kesme kapasitesi. Kesme yeteneği. Kesme gücü.

İngilizce Breaking up Türkçe anlamı, Breaking up eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Breaking up ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Apostatized : Dönmek (dininden veya prensiplerinden veya inançlarından). Dönmek (din). Dinden dönmek.

Break up : Parçalamak. Parçalanmak. Sinirsel çöküntü yaşamak. Ufalamak. Bozulmak (nişan). Tatil olmak. Bitmek. Yolları ayrılmak. Bitirmek. Dağılmak.

Be through with : -i bitirmiş olmak. Aralarında her şey bitmek. İki kişi arasındaki ilişki bitmiş olmak. Elini eteğini çekmek. Bitmek. Bitirmiş olmak. (ilişki) sonlanmak.

Breakaways : Gruptan kopma. Kopma. Serbest kalan. Ani atak. Çekilme.

Crackup : Ruhsal çöküş. Çökme. Kaza. Sinir krizi. Yıkılma. Çarpışma. Çöküş.

Absent oneself from : Okuldan kaçmak. Uzak durmak. Karışmamak. Katılmamak. Geri çekilmek. -den uzak durmak. Kendini çekmek. Başka yerde kalmak.

Breakups : Çöküş. Bozulmalar. Parçalanma. Bozulma.

Apostatizing : Dinden dönmek. Dönmek (dininden veya prensiplerinden veya inançlarından). Dönmek (din).

Break with : Tüm ilişkiyi kopartmak. İle bağını koparmak. İlişkiyi kesmek. -den ayrılmak. İlişkisini kesmek. Tümüyle kopmak. İlgisini kesmek. Köprüleri atmak. Selamı sabahı kesmek.

Creepage : Akış. Sızıntı. Yayılma. Kayma. Akım kaybı. Kaçak yolu.

 

Breaking up synonyms : decampment, breakup, be off, breakaway, defection, abstractions, be separated, deconcentration, abscond from, checkouts, cleavages, brack, diaspora, conge, creepages, crackups, brachiating, be through, disintegrator, break away, apostatizes, demerger, apostatize, being split, bow out of, checkout, rending, disintegrators, breaking down, abruption, decompositions, shattering, decomposition.