Break up türkçesi Break up nedir

  • Dağılmak.
  • Eğlendirmek.
  • Ayrılmak.
  • Ufalamak.
  • Parçalanmak.
  • Sinirsel çöküntü yaşamak.
  • Dağılıp parçalanmak.
  • Parçalamak.
  • Bozulmak (nişan).
  • Sona ermek.
  • Tatile girmek.
  • Bitirmek.
  • Bitmek.
  • İlişkiyi kesmek.
  • Yolları ayrılmak.
  • Tatil olmak.
  • Üzmek.

Break up ile ilgili cümleler

English: Ali plans to break up with his girlfriend.
Turkish: Ali kız arkadaşından ayrılmayı planlıyor.

English: Ali doesn't want to break up with Mary.
Turkish: Ali Mary ile ilişkiyi bitirmek istemiyor.

English: Ali isn't going to break up with you.
Turkish: Ali seninle ilişkiyi bitirmeyecek.

English: Ali is going to break up with Mary.
Turkish: Ali Mary ile ilişkiyi bitirecek.

English: Ali finally decided to break up with Mary.
Turkish: Ali nihayet Mary'den ayrılmaya karar verdi.

Break up ingilizcede ne demek, Break up nerede nasıl kullanılır?

Break : Mahvetmek. Değişiklik. Tutmamak. Paydos. Sınmak. Yıkmak. Sona ermek. Parçalamak. Kırık. Bozmak.

Break up of strike : İşbırakım kırma. İşbırakım etkisini azaltmak veya tümüyle yok etmek amacıyla işverenin yasa dışı eylem ve işlemlerde bulunması. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. İş bırakımının etkisini azaltmak, tümüyle yok etmek amacıyla işverenin ya da ona yardımcı başka kişilerin yasa dışı eylem ve işlemlerde bulunmaları. İşbırakımını kırma.

 

Break up value : Bir işletmenin kapanması veya devredilmesi durumunda varlıklarının satışından elde edilebilecek tahmini değer. Tasfiye değeri. Elden çıkarma maliyeti. Hurda değer. Elden çıkarma değeri.

Color break up : Renk çözülmesi. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Renkli filmlerde dış etkilerden dolayı renkli resimlerin bozulması.

Break a code : Kod kırmak. Şifreyi bulmak. Şifre kırmak. Şifreyi çözmek.

İngilizce Break up Türkçe anlamı, Break up eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Break up ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abscond from : Kaçmak. Sessizce sıvışmak.

Intermit : Kesilmek. Ara vermek. Durmak. Bir süre kesilmek. Bir zaman için stop etmek veya durdurmak. Durdurmak.

Agitate : Sarsmak. Propaganda yapmak. Altüst etmek. Acı vermek. Tahrik etmek. Sallamak. Ortalığı karıştırmak. Başkaldırmak. Dalgalandırmak.

Ceased : Durdurmak. Durmak. Kalmak. Bırakmak. Dinmek. Kesmek. Son vermek.

Dashes : Çarpmak. Dolaştırmak. Atılmak. Cesaretini kırmak. Düş kırıklığina uğratmak. Lanet etmek. Savurmak. Püskürtmek. Fırlamak. Fışkırtmak.

Decay : Sönüm. Bozulmak. Zayıflamak. Sağlığını yitirmek. Çürük. Bozulma. Eksilmek. Halsiz düşmek. Çürütmek.

Boffs : Vurmak. Çarpmak. Seks yapmak. Gaz çıkarmak. Son vermek. Birini götürmek. Kusmak. Yellenmek. Osurmak.

Be out : Grev yapmak. Çıkmak (kitap veya gazete veya resmi ilan). Yapraklanmak (bitki vb). Auta çıkmak. Çıkmış olmak. Yeşermek. Sonuçlanmak. Düşünülmemek. Yayımlanmak. Dışarıda olmak.

Be used up : Harcanmak. Bitkin düşmek. Tükenmek.

 

Come apart : Kopuvermek. Parça parça olmak. Dağılıvermek. Parçalara ayrılmak.

Break up synonyms : crumbed, humor, afflicts, recessed, chop, diverts, crashed, aggrieves, apostatized, bash in, be dispersed, crumb, ostracizing, bust up, call it off, disintegrate, break, entertains, cut something asunder, affects, chagrin, intermits, crash, cleared, crashes, bring to a close, apostatizing, cast down, accomplishing, carry out, break into pieces, chaffed, recess.