Spoke for türkçesi Spoke for nedir

  • Temsil etmek.
  • -nın adına konuştu.
  • . için konuştu.
  • Lehinde konuşmak.
  • -yı temsilen konuştu.
  • Adına konuşmak.
  • Yerine konuşmak.

Spoke for ile ilgili cümleler

English: She spoke for the homeless.
Turkish: O evsizler adına konuştu.

English: She spoke for 30 minutes without a break.
Turkish: O, ara vermeden 30 dakika boyunca konuştu.

English: He spoke for one hour.
Turkish: O bir saat konuştu.

English: Everett spoke for almost two hours.
Turkish: Everett neredeyse iki saat boyunca konuştu.

English: Roosevelt spoke for almost an hour.
Turkish: Roosevelt neredeyse bir saat konuştu.

Spoke for ingilizcede ne demek, Spoke for nerede nasıl kullanılır?

Spoke : Tekerlek parmaklığı. Seyyar merdiven ayağı. At arabası tekerine dönmemesi için sokulan çomak. Portatif merdiven basamağı. Tekerlek parmağı. Dümen dolabı kavelatası. Tekerleğe çomak sokmak. Parmak (teker). Parmak (tekerlek). Fren düzeni.

For : -e karşı. Uğruna. Zarfında. -dir. İçin. Yüzünden. -e rağmen. Karşılığında. -e göre. Çünkü.

Spoke bone : Önkol kemiği.

Spoke in response : Karşılık vermek.

Spoke out : Açıkça söylemek. Sesli konuşmak. Serbestçe konuşmak.

Spoke to : Konuşmak (ile). Konusunda konuşmak. Değinmek.

İngilizce Spoke for Türkçe anlamı, Spoke for eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Spoke for ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Exemplifying : Örnek vermek. Örnek teşkil etme. Örnek oluşturmak. Örnek olma. Örnek göstermek. Resmi onaylı suretini çıkarmak. Örneklemek.

Speak up for : Ses ver.

Present : Hukuk, gramer, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Şimdiki. Sunmak. Sahnede göstermek. Hediye. Halihazır. Bir filmi gösterici yardımıyla görüntülük üzerine yansıtarak izlenmesini sağlamak; gösterimi gerçekleştirmek. Adamla getirtme. Fiilin gösterdiği oluş ve kılışın içinde bulunulan zamanda yapıldığını ve süregelmekte olduğunu gösteren zaman. bk. şimdiki zaman kipi. Göstermek.

Exemplify : Örnek göstermek. Örnek vermek. Göstermek. Örneklerle göstermek. Örneklerle açıklamak. -in örneği olmak. Örneklemek. Örnek oluşturmak. Resmi onaylı suretini çıkarmak. Örnek olmak.

Impersonate : Kişilik kazandırmak. Rolüne girmek. Taklit etmek. Kişileştirmek. Canlandırmak. Taklidini yapmak. Taklitçi. Temsil et.

Represent : Sonucu olmak. Bir kişinin iş iyesi adına yetkili aracı olarak imza atmak yeteneği. Vekili olmak. -in adına hareket etmek. Göstermek. Sahneye koymak. Gösterimlemek. Adına davranma. Tasvir etmek.

Perform : Rol almak. İcra etmek. Bilgisayar, gitar alanlarında kullanılır. Tiyatro yapmak. Yapmak. Rol oynamak. Yürütmek. Uygulamak. Müz.çalmak.

Impersonated : Taklit etmek. Kişilik kazandırmak. -in taklidini yapmak. Taklitçi. Canlandırmak. Rolüne girmek. Taklidini yapmak. Temsil et. Kişileştirmek.

Argue for : Lehinde olmak. Savunmak. Bir konuyu savunmak.

Personifies : Kişilik vermek. Canlandırmak. Simgesi olmak. Karakterize etmek. Canlı bir örneği olmak. Canlı örneği olmak. Ta kendisi olmak (somut bir şeyin). Kişileştirmek.

Spoke for synonyms : exemplifies, spoken for, speak for, body forth, personify, impersonates, exemplified, identify oneself with, personified, personifying.