Sporing türkçesi Sporing nedir

Sporing ingilizcede ne demek, Sporing nerede nasıl kullanılır?

Nonsporing : Sporsuz.

Cephalosporin : Sefalosporin. Bir tür antibiyotik. Cephalosporium manian tarafından üretilen ve gram pozitif bakterilerin hücre duvarı sentezini engelleyen bir antibiyotik.

Cephalosporins : Sefalosporinler. Cephalosporium acremonium türü bir mantarın fermantasyon ürünü olan sefalosporin c, n ve p’den elde edilen, ana çekirdeğini 7-aminosefalosporinik asidin oluşturduğu, bakterilerde hücre duvarı sentezini engelleyerek ölümlerine neden olan, 1, 2 ve kuşak olmak üzere 3 farklı gruba ayrılan ve oldukça yaygın bir kullanım alanına sahip beta laktamaz grubu antibiyotikler. Cephalosporium cinsi mantarlardan izole edilen veya yarı sentetik olarak üretilen bir grup antibiyotik.

Cyclosporin a : İki tür mantar tarafından meydana getirilen, 11 amino asitli, immun baskılayıcı özelliği olan, yağlarda eriyen bir protein. Siklosporin.

Forth generation cephalosporins : Dördüncü kuşak sefalosporinler. Aerobik gram negatif basillerin salgıladığı enzim veya kromozom aracılı çok sayıda beta-laktamaz türüne karşı üçüncü kuşaktaki sefalosporinlerden daha dayanıklı olan ve bu nedenle onlara dirençli gram negatif basillerin yaptığı enfeksiyonlarda kullanılan ilaç grubu.

 

Sporidesmin poisoning : Sarı kocabaş hastalığı. Sporidesmin zehirlenmesi.

Second generation cephalosporins : Birinci nesil sefalosporinlerin yapısını değiştirerek genellikle, 7-amino grubuna daha polar radikaller sokularak yapılmış olan, beta-laktamazlara biraz daha dayanıklı ve antibakteriyel spektrumları biraz daha genişletilmiş türevleri. İkinci kuşak sefalosporinler.

Sporiferous : Spor üreten. Sporifer. Sporlu.

Archesporium : Spor üreten hücreler yaratan hücre (botanik terimi).

Sporicide : Sporlara karşı ölümcül olan madde. Sporisid. Sporları öldüren madde.

İngilizce Sporing Türkçe anlamı, Sporing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Sporing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Sports : Sportif. Spor karşılaşması.

Vernal equinox : İlkbahar gündönümü. İlkbahar ekinoksu. İlkbahar ılımı. Güneş'in ilkbahar noktasına geldiği an ve bu andaki ılım. Bahar gündönümü. 21 mart´a rastlayan ekinoks. İlkbahar noktası. Bahar noktası.

Spore : Köken. Çiçeksiz bitkilerde, mantar ve protozoonlarda tek hücreli, aseksüel olarak yeni bireyler oluşturabilen, küçük, tek hücreli üreme cisimciği veya birimi. kötü çevre koşullarına uyum sağlamış olan, dirençli bakteri hücresi. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Kaynak. Mantarlarda, bazı bitkilerde ve protozoonlarda görülen, genellikle tek hücreli, küçük, dayanıklı, eşeysiz üreme cisimciği. Bitkilerin ya da bir hücreli hayvanların çok özelleşmiş olan ve hayatın devamını sağlayan üreme yeteneğindeki hücreleri.

Gym : Kapalı spor salonu. Beden eğitimi. Spor salonu. Beden eğitimi (okullarda). Cimnastik salonu. Jimnastik salonu. Beden eğitimi (dersi). Jimnastik. Egzersiz.

 

Curvet : Şaha kalkma. Şaha kalkmak. Çoğaltma. Şaha kalkarak sıçramak.

Leapfrog : Birdirbir oyunu.

Capriole : Sıçrama. Sıçramak. Zıplamak. Zıplama. Atlama. Sıçrayış.

Reverberate : Yankılamak. Yansımak (ışık). Yansıtmak. Yankı yapmak. Aksetmek. Yankılanmak. Yansımak. Aksettirmek.

Time of year : Yılın belli zamanı.

Vault : Engel atlamak. Filmin yanıcı, çabuk bozulma özelliği göz önüne alınarak, çeşitli güvenlik önlemleri uygulanan, film saklamaya yarayan özel yapı. Dolap. Kemer atmak. Mezar. Yapı dışına yapılan helanın alt tarafındaki çukur. Kubbe. Sırıkla atlamak. Atletizm, jimnastik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Mahzen.

Sporing synonyms : march equinox, hop skip, pronk, saltate, take a hop, rebound, bounce, season, hop, ski jump, athletic, caper, ricochet, skip, spring equinox, burst, move, sport, galumph, recoil, leap, springtime, overleap, sporting, jump, resile, spores, bound, games, sported.

Sporing zıt anlamlı kelimeler, Sporing kelime anlamı

Autumnal equinox : Sonbahar ekinoksu. Güz ılımı. Sonbahar noktası. Güz ılımı 23 eylül'e rastlayan ekinoks. Sonbahar çekidi.

Stand still : Hareket etmemek. Kımıldamamak. Hareketsiz durmak. Kıpırdamamak. Hareketsiz kalmak. Kımıldamadan durmak.