Sprouts türkçesi Sprouts nedir

Sprouts ile ilgili cümleler

English: Cabbage, cauliflower, broccoli, and Brussels sprouts are all cultivars of the same species.
Turkish: Lahana, karnabahar, brokoli ve brüksellahanası aynı türün çeşitleridir.

Sprouts ingilizcede ne demek, Sprouts nerede nasıl kullanılır?

Bean sprouts : Fasulye filizi.

Bruksel sprouts : Tiyamin noksanlığına yol açan bir bitki. Brüksel lahanası.

Brussels sprouts : Brüksellahanası. Frenklahanası. Brüksel lahanası.

Sprout out : Gelişmeye başlama. Tomurcuklanma. Tomurcuk açma.

Alfalfa sprout : Kaba yonca.

Sprouting : Filizlenme. Filizlenen.

Sprog : (britanya argosu) bebek. Çocuk.

Sprocket : Cer dişlisi. Zincir dişlisi. Film şeridi dişlisi. Dişli çark. Zincir dişlisi çarkı. Dişli.

Sprout : Brüksellahanası. Sürmek. Küçüklahana. Çıkarmak. Çimlenmek. Filiz. Bitmek. Tomurcuk. Filizlenmek. Bitmek (tohum veya tüy veya sakal veya saç).

Sprocket tooth : Diş. Dişli makaralardaki çıkıntılardan her biri. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

İngilizce Sprouts Türkçe anlamı, Sprouts eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Sprouts ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Verbalize : Sözle anlatmak. Sözle ifade etmek. Fiile çevirmek. Söze dökmek. Açıklamak. Sözlü ifade edilmek. İfade etmek. Sözcüklere dökmek. Dile getirmek. Sözcüklerle ifade etmek.

 

Germinate : Çimlendirmek (tohumu). Çimlenmek (tohum). Filizlenmek. Sürme. Çimlendirmek. Sürmek. Gelişmeye başlamak. Çimlenmek. Filizlendirmek.

Talk : Boş laf. Konuşma. Söylemek. Hakkında konuşmak. Söyleşi. Laf etmek. Kişiler arasında geçen ve bir kurala bağlı olmayan konuşma. Sohbet etmek. Sohbet. Görüşme.

Pullulate : Çıkmak (topraktan). Çoğalmak. Topraktan fışkırmak. Üreyip kaynamak. Dallanıp budaklanmak. Türemek. Filizlenmek. Tomurcuklanmak. Üremek. Çimlenmek.

Bruksel sprouts : Tiyamin noksanlığına yol açan bir bitki.

Rave : Sayıklamak. Saçmalamak. Küplere binmek. Balatayı sıyırmak. Deli gibi abuk sabuk konuşmak. Deli olmak. Hayran olmak. Kafayı çizmek. Kafayı yemek. Hezeyan etmek.

Spud : (kutlama vb amacıyla) yumruk çakma. Çapalamak. Çapa ile kesmek. Çapa. Kısa ve kalın şey. Tirpit. Spatula. Kazma. Mala. Patates.

Speak : Ses çıkarmak. Söylemek. Tekellüm etmek. Bahsetmek. Düşünceleri iletmek. Haberleşmek. Konuşmak. Belirtmek. Konuşabilmek. Bilmek.

Brussels sprout : Frenklahanası. Brüksellahanası.

Rabbit on : Yüksek sesle ve patavatsız bir tavırla konuşmak.

Sprouts synonyms : burgeon forth, bourgeon, mouth off, rant, mouth, verbalise, shoot, utter, grow, jabber, brussels sprouts.

Sprouts zıt anlamlı kelimeler, Sprouts kelime anlamı

Down : Düşürmek. Yere yıkmak. Aşağıya doğru. Alaşağı etmek. Beri. Yıkmak. Aşağısında. Boyunca. Çökmek. İndirmek.