Stationary line türkçesi Stationary line nedir

  • Kararlı çizgi.
  • Durağan çizgi.
  • Bir yıldızın izgesinde, başka izgelerdeki doppler kaymasını göstermeyen bir soğurum: çizgisi.
  • Fizik alanında kullanılır.

Stationary line ingilizcede ne demek, Stationary line nerede nasıl kullanılır?

Stationary : İşlemeyen. Yerinde duran. Yerleşik. Durağan. Stasyoner. Olduğu gibi kalan. Durgun. Değişmeyen. Hareketsiz. Özdeş yeri özdeş büyüklüğü, özdeş biçimi ya da özdeş nitelikleri olan ve bunu koruyan niceliklerin özelliği.

Line : Sahne yukarısındaki palangalar yoluyla sarkıtılıp çekilebilen, genellikle çelikten yapılmış halat. Astar kaplamak. İki uzak nokta arasında veri iletişim ortamı sağlayan herhangi bir bağlantı. Bir sokaktaki yapıların, birbirine bakarak içerde ve dışarda yerleşmelerini önlemek, sokağa koşut ve sokaktan eşit uzaklıkta yer almalarını sağlamak üzere, önyüz çizgilerinin çakışması ya da koşut gitmesi istenen varsayımsal çizgi. Oyun alanının sınırlarını belirten boyalı şerit. Oyun alanını sınırlamak, belirli ölçü ve bölgeleri göstermek amacıyla yapılan ayırıcı doğru. (genellikle kireçli su ile çizilir.). Dizmek. Hat. Tarayıcı elektron demetinin yatay tarama sırasında soldan sağa bir gidişinde oluşturduğu çizgi. Sıra.

Stationary bootstrap : Durağan bootstrap.

 

Stationary distribution : Durağan dağılım.

Stationary engine : Sabit makine. Sabit motor.

Stationary pad : Kalıcı dosya.

İngilizce Stationary line Türkçe anlamı, Stationary line eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Stationary line ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Accumulation coefficient : Bir yüzeyde yüzerilen özdecik yoğunlaşması artış hızının, söz konusal özdeciklenin değişim evresindeki yoğuşumuna oranı. Birikim katsayısı.

Absorptivity : Bir ortamın, bu ortamın sınırlarının hiç bir etkisi olmamak koşulu ile, birim kalınlığının iç yutma çarpanı. Emme yetkesi. Bir yüzeye vuran ışınım erkesinin yüzeyce soğurulan bölüğünün ölçüsü. Emicilik. Yutuculuk. Soğurabilirlik. Emme kapasitesi. Emebilirlik. Soğurma katsayısı.

Acoustic feedback : Bir ses aygıtı çıktısının birazının aygıtın girdisine ulaşarak çıktıyı etkilemesi. Akustik geribesleme. Hoparlör geri beslemesi. Ses geribeslemesi.

Acoustic absorptivity : Ses emiciliği katsayısı. Bir yüzey tarafından soğurulan ses erkesinin yüzeye vuran erkeye oranı. Ses soğurganlığı. Ses emiciliği.

Absorption loss : Emme yitmesi. Emme kaybı. Soğurum yitimi. Soğurma kaybı. Bir ortamdan geçen ya da bir ortamın yüzeyinden yansıyan bir erke türünün bir kesiminin başka bir erkeye dönüşerek yitimi. Emme yitiği. Absorpsiyon kaybı.

Abnormal reflection : Olağandışı yansıma. Üşeryuvar (iyonosfer) katmanının dönüşül sıklığının üstündeki telsiz dalgalarının yansıması.

Absolute concentration : Birim oylumda bulunan özdek, erke ya da başka bir varlık tutarı; santimetre küp başına erg ya da sayı olarak verilir. Saltık derişim.

 

Abcoulomb : Cgs sisteminin elektromanyetik birimi. Saltık coulomb. Saltık birimler dizgesindeki elektrik yükü birimi. On kulon. Abkulon.

Absorption band : Soğurum kuşağı. Bir soğurum izgesinde belirtken karanlık bir kuşak. Soğurma bandı. Absorpsiyon bandı.

Absolute magnitude : 10 parsek (3,26x10 ışık yılı) uzağındaki bir yıldızın görünür büyüklüğü. Mutlak büyüklük. Saltık büyüklük.

Stationary line synonyms : accelerometer, absolute zero, absorption edge, abampere, absolute units, absorptiometer.