Steading türkçesi Steading nedir

Steading ingilizcede ne demek, Steading nerede nasıl kullanılır?

Steadings : Yarar. Yer. Mahal. Başkasının yeri. Fayda.

Farmsteading : Çiftlik ve içindeki binalar. Çiftlik. Çiftlik ve binaları.

Steadiness : Sabır. Sebat. Denge. Sabitlik. Değişmezlik. Metanet. Devam. Durukluk. Kararlılık. İstikrar.

Unsteadiness : Sabit olmama. Sarsaklık. Fizik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. İstikrarsızlık. Bir erkil kaynağında gözlenen ve doğal salınım sıklıklarıyla ilgili olmayan düzensiz değişimler. Kararsızlık. Değişkenlik. Çalkantı. Yatışkın olmama. Çevirim sırasında alıcının istenilenin dışında kıpırdanmasından doğan durum. (bunun sonunda sallantılı bir görüntü ortaya çıkar).

Steadied : Sabit kalmak. Kıpırdamamak. Sağlam. Titrememek. Sakinleştirmek. İstikrarlı. Sallanmaz hale getirmek. Sallanmasını kesmek. Sabit durum. Doğru yola getirmek.

Steadier : Sağlam. Titremeyen. Daha sabit. Sakin. Sabit. Sarsılmaz. Devamlı. İstikrarlı. Sürekli. Oturmuş.

Unsteadier : İstikrarsız. Değişken. Sallanan. Kararsız. Sabit olmayan. Güvenilmez. Düzensiz.

Steadily : Gittikçe. Sabit şekilde. Israrla. Sebatla. Durmadan. Muntazaman. Değişmez bir biçimde. İstikrarlı bir şekilde. Boyuna.

 

Steadiers : Sabit. Daha sabit.

Unsteadiest : Değişken. Sabit olmayan. Güvenilmez. Düzensiz. Sallanan. İstikrarsız. Kararsız.

İngilizce Steading Türkçe anlamı, Steading eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Steading ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Locales : Olay yeri.

Behoof : Çıkar. Menfaat.

Floor : Gazı köklemek. Yenmek. Taban. Döşemek. Cimnastik alıştırmalarında, vücudun değişik bölümlerine dayanak ve direnç sağlayan yüzey. Köklemek. Afallatmak. Düzlük. İşliklerde film çevirmekte kullanılan uzun, geniş, yüksek, hangar biçiminde, içinde aydınlatmayı, alıcı devinimlerini, bezem kurmayı kolaylaştıracak düzeni bulunan yapı. tv. bir yayının hazırlandığı işlik ya da işliğin bir bölümü. Kat.

Place : Kim olduğunu çıkarmak. Oturtmak. Mevki. Kutsal olarak nitelenen, içinde ya da çevresinde dinsel, büyüsel, geleneksel, törensel işlemler yapılan, toplantılar düzenlenen alan, düzlük, dağ, tepe, orman vb. her biri. bk. adak, kurban. Sıra. Basamak. Statü. Ev. Makam.

Skim : Kayar gibi gitmek. Kaymağını yemek. Sektirmek. Kaymağını almak. Sekmek. Kaymağını sıyırmak. Üstünden şöylesine geçmek. Göz gezdirmek. Hızla göz atmak. Yüzeyini sıyırmak.

Accounts : Hesap. Banka hesabı. Hesap verme. Önem. Hesaba katma. Söylenti. Açıklama. Sebep. Göz önünde tutma.

Localities : Şehir. Bölge. Yöre. Muhit. Semt. Mevki. Mekan. Mevzi.

Lieu : Mekan.

Handiness : Yararlılık. Uygunluk. Maharetlilik. El yatkınlığı. Maharet. Ustalık. Beceriklilik.

Convenience : Elverişlilik. Rahatlık. Kazanç. Lavabo. Müsait oluş. Rahat. Uygun zaman. Kolaylık. Tuvalet (ingiliz ingilizcesi).

 

Steading synonyms : poring over, linguistic process, benefitted, browse, profitability, exposal, locus, grist, catchall, ground, occasion, geo, steadings, abode, glebe, places, advantageousness, earths, benefited, speed reading, benefit, bin, availment, locality, catchalls, stead, skimming, studying, profited, browsing, account, footing, perusing.

Steading zıt anlamlı kelimeler, Steading kelime anlamı

Inferior : Alt. İnferiyor. Ast olan kimse. Aşağı derecede olan kimse. Aşağı derecede olan şey. İkinci derecede. Kalitesiz. Ast. Aşağı.

Minor : Bilgisayar, gitar, veterinerlik alanlarında kullanılır. Ergin olmayan çocuk. Daha küçük. Ufak. Reşit olmayan. Ergin olmayan kimse. Küçük. Reşit olmayan kimse. İlk notadan itibaren sırasıyla 1 tam, 1 yarım, 2 tam, 1 yarım ve 2 tam aralıklardan oluşan ses dizisi. İkincil.

Steading ingilizce tanımı, definition of Steading

Steading kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The brans, stables, cattle-yards, etc., of a farm. Called also onstead, farmstead, farm offices, or farmery.