Stiffing türkçesi Stiffing nedir

Stiffing ingilizcede ne demek, Stiffing nerede nasıl kullanılır?

Stiff breeze : Sert meltem. Sert esen rüzgar.

Stiff collar : Sert yaka.

Stiff dose of : Kuvvetli dozda bir ilaç.

Stiff drink : Büyük miktarda ve hiç sulandırılmamış içki.

Stiff neck : Boyun tutulması. Tutulmuş boyun. Lumbago. İnatçılık.

Be bored stiff : Sıkıntıdan patlamak. Çok sıkılmak. Can sıkıntısından patlamak.

Stiff price : Ateş pahası. Yüksek fiyat.

As stiff as a ramrod : Aşırı ciddi. Baston yutmuş gibi. Aşırı sert.

Have a stiff neck : Boynu tutulmak.

Stiff prices : Ateş pahası. Yüksek fiyat.

İngilizce Stiffing Türkçe anlamı, Stiffing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Stiffing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Stiffs : Suç ortağı. Sahte para. Ölü.

Patsies : Kadınsı erkek. Alay konusu tip.

Food for worms : Ölü beden. Kurtçuklar tarafından yenen yiyecek.

Corpses : Ölü. Kadavra.

Cheated : Hile yapmak. Kandırılmış. Aldatılan. Kazıklamak. Keklemek. Dolandırmak. Aldatmak. İhanet etmek. Razı etmek.

Hards : Acı (su). Kireçli. Ketenin yararlanılmayan kısımları. Kendir veya keten atığı veya kaba kısımları. Nasırlı. Zor. Kalpsiz.

 

Difficult : Kavgacı. Kazık. Müşkülpesent. Zor. Çatal. Titiz. Zorlu. Huysuz. Meşakkatli.

Asper : Eğilmez. Pul. Hantal. Akçe. Kaba.

Patsy : Avanak. Enayi. Alay konusu tip. Kadınsı erkek.

Carcasses : İskelet. Enkaz. Kalıntı (argo terim). Ölü. Gövde. Leş. Kadavra.

Stiffing synonyms : headachy, bitterer, acrimonious, bitter, offerings, stiff, acrid, burn, firmest, hardest, grimmest, badass, a thorn in the flesh, offering, doublecross, bitterest, fatalities, mortal remains, bodying, dingdongs, oblation, gizzard, firmed, rough, rugged, corse, fob off, double cross, holocaust, carcase, gizzards, biting, aspirated.

Stiffing zıt anlamlı kelimeler, Stiffing kelime anlamı

Loosen : Bollanmak. Açmak. Gevşetmek. Çözmek. (toprağı) kabartmak. Açılmak. Salıvermek. Söktürmek. Gevşemek. Çözülmek.

Stay : Beklemek. Kalış. Bırakmamak. Geçiştirmek. Durdurmak. Durmak. ...olarak kalmak. Kalma süresi. Geciktirmek. Kalmak.

Invariable : Her zaman aynı olan. Sürekli. Mütemadiyen. Sabit terim. Değişmeyen. İstisnasız. Devamlı. Daimi. Değişmez. Sabit.