Straint türkçesi Straint nedir

Straint ile ilgili cümleler

English: I admire your restraint.
Turkish: Ben senin kısıtlamana hayranım.

English: There was a feeling of constraint in the room; no one dared to tell the king how foolish his decision was.
Turkish: Odada bir baskı hissi vardı; Hiç kimse krala kararının ne kadar aptalca olduğunu söylemeye cesaret etmedi.

English: I think I've showed considerable constraint under the circumstances.
Turkish: Ben bu koşullar altında önemli bir baskı gösterdiğimi düşünüyorum.

English: I appreciate your restraint.
Turkish: Senin kısıtlamanı takdir ediyorum.

English: There are few legal constraints on the sale of firearms in the U.S.
Turkish: ABD'de ateşli silah satışı üzerine birkaç yasal sınırlama vardır.

Straint ingilizcede ne demek, Straint nerede nasıl kullanılır?

Binding constraint : Etkin kısıtlayıcı.

Call for restraint : Sakinleşmesini istemek. Sükunete davet etmek. Sük-nete davet etmek.

Capital accumulation constraint : Sermaye birikim kısıtı.

Constraint : İcbar. Bilgisayar, hukuk, ekonomi, fizik alanlarında kullanılır. Kısıtlama getirmek. Kısıtlılık. Kısıtlamak. Zorlama. Kısıtlama. Tehdit. Uslu durma. Baskı.

Constraint set : Kısıt kümesi.

Exercised restraint : Oto kontrol ortaya koyan. İrade sergileyen. Kendine hakim olan. Ilımlılık veya ölçülülük gösteren.

 

Distraint of patent : Bulgu belgesine, bir alacağın ödenmesi için icraca elkoyma. Bulgu belgesine elkoyma.

Distraint of mark : Markaya, bir mal gibi elkoyma ve böylece satışını yapma. Markaya el koyma.

Economical constraints : Bir ekonominin gelişimini engelleyen faktörler. Ekonomik kısıtlamalar. Ekonomik sınırlamalar.

Constraints : Sabitler. Zorlama. Çekinme. Kendini tutma. Kısıtlar. Alıkoyma. Zor. Baskı. Sınırlama.

İngilizce Straint Türkçe anlamı, Straint eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Straint ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ebonize : Siyaha boyamak. Siyahlaştırmak. Bir şeyi (örneğin mobilyayı) siyaha boyamak. Tahta gibi maddeleri siyah yapmak. Abanoz boyası ile perdahlamak. (amerikan ingilizcesi) siyah renge boyamak. Karartmak. Abanoz rengine boyamak. Ahşap. Siyah renk vermek.

Dip : Sahne prizi. Dalış yapmak. Elini atmak. Elini cebine atmak. (sıvı içine) batma. Daldırmak. Bandırmak. Batırmak. Düşürmek. Banmak.

Hastiness : İvecenlik. Telaş. Acelecilik. Gayret.

Boat train : Gemi treni. Tren. Vapur bağlantılı tren.

Mail train : Posta. Posta treni. Posta katarı.

Subway train : Metro. Altulaşım taşıtı.

Railroad train : Demiryolu katarı. Tren.

Marble : Misket. Duygusuz. Bilya. Mermerden yapılmış. Mermer gibi boyamak. Ebrulamak. Ebrulu. Kireçtaşının başkalaşımı ile oluşmuş bir kayaç. (arı halde ak, çeşitli karışım maddeleri ile çok çeşitli renklerde olabilir. teknikte parlatılabilen her türlü taşa mermer adı verilmektedir.). Düz. Damarlı.

 

Overexertion : Aşırı efor. Aşırı sarfetme (enerji, kuvvet, güç, etki, vb.).

Car : Kabin. Yolcu taşıyan herhangi bir aracın bölmesi. Binit. İngiltere'de tekerlekli. Makine. Patlamalı, içten yanmalı, elektrikli bir motor ya da gaz türbiniyle devinen taşıt. Yolcu bölümü (balon veya zeplin). Vagonet. Vagon. Otomobil.

Straint synonyms : locomotive engine, hospital train, railway locomotive, public transport, car train, overstress, railcar, tattoo, vein, ebonise, overcurrent, overpotential, railway car, passenger train, over voltage, overvoltage, dye, streamliner, locomotive, rattler, railroad car, engine, freight train.

Straint zıt anlamlı kelimeler, Straint kelime anlamı

Discontinuous : Süreksiz. Kesintili. Kesik. Devamsız. Kesikli. Fasılalı. Ayrı. Aralıklı.

Straightness : Düz olma. Doğruluk. Dürüstlük. Açık sözlülük. Düzlük.

Curly : Kıvırcık. Büklüm büklüm. Kıvrık. Bukleli. Cingelek. Kıvır kıvır. Ondüle. Kıvrımlı.

Straint ingilizce tanımı, definition of Straint

Straint kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Excessive tension. Strain. Overexertion.