Student türkçesi Student nedir

  • Eğitim alanında kullanılır.
  • Öğrenci.
  • Mektepli.
  • Talebe.
  • Tilmiz.
  • Okuvcu.
  • Gözlemci.
  • Öğrenim görmek amacıyla herhangi bir öğretim kurumunda okuyan kimse. bir öğretmenin gözetimi ve yol göstericiliği altında belli bir konu üzerinde çalışan kimse.
  • Uzman.
  • Araştırıcı.
  • Stajyer.

Student ile ilgili cümleler

English: A high school student made this robot.
Turkish: Bu robotu bir lise öğrencisi yaptı.

English: A student from America lives near my house.
Turkish: Amerikalı bir öğrenci benim evin yanında yaşıyor.

English: A good student like Ali brings honor to our class.
Turkish: Ali gibi iyi bir öğrenci sınıfımızı onurlandırır.

English: A new student came into the class.
Turkish: Sınıfa yeni bir öğrenci geldi.

English: A clever student can answer such a question easily.
Turkish: Akıllı bir öğrenci böyle bir soruyu kolayca cevaplayabilir.

Student ingilizcede ne demek, Student nerede nasıl kullanılır?

Student candidate : Bir eğitim kurumuna geçici olarak alınan, ancak kesin yazılma için gerekli işlemleri sonuçlandırmamış olan öğrenci. Aday öğrenci.

Student card : Öğrenci kimlik kartı. Öğrenci kartı.

Student days : Öğrencilik günleri.

Student discount : Öğrenci indirimi.

Student driver : Sürücü adayı.

Student mortality : Bir eğitim kurumunda okuyan öğrencilerden bir bölümünün başarısızlık, disiplin cezası, ekonomik güçlük gibi değişik nedenlerle öğrenimi bırakmaları durumu. Öğrenci dökülüşü.

 

Student loan : Öğrenim kredisi. Öğrenci kredisi.

Student grant : Öğrenci bursu.

Student personnel work : Öğrenci özlük işleri. Bir öğretim kurumunda öğrencilerin bireysel, akademik ve toplumsal yaşayışı ile ilgili olan kılavuzluk etkinliklerine verilen ad.

Student lodging : Genellikle gençlerin kaldığı otel. Öğrenci pansiyonu. Yurt.

İngilizce Student Türkçe anlamı, Student eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Student ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Major : Bir alanda uzmanlık eğitimi görmek veya almak. Ana. Reşit kimse. Ana sertifika. Büyük. Branşı doğrultusunda yoğunlaşmak. Yetişkin. İlk notadan itibaren sırasıyla 2 tam, 1 yarım, 3 tam ve 1 yarım aralıklardan oluşan ses dizisi. Bilgisayar, gitar alanlarında kullanılır. Asıl.

Academy of economic and commercial sciences : Ekonomi, tecim ve maliye alanlarında çalışmak isteyenleri yetiştiren, bu alanlarla ilgili sorunlar üzerinde incelemeler ve araştırmalar yapan yüksek öğretim kurumu. İktisadi ve ticari ilimler akademisi.

Wykehamist : Winchester college mezunu. Winchester college'ın mevcut veya eski öğrencisi.

Active school : Eğitim ve öğretim etkinliklerinin planlanması, uygulanması ve değerlendirilmesi konularında öğrencilere geniş çapta katılma olanağı sağlayan okul. program, yöntem ve insan ilişkileri bakımından işe ve etkinliğe önem veren okul. Etkin okul.

 

Auditor : Hesap kontrolörü. Denetici. Dersi dışarıdan izleyen öğrenci. Murakıp. Hesap denetçisi. Kendisine yoklama, inceleme, denetleme işi verilen kişi. Eğitim, iktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Teftiş elemanı. Denetmen. Denetim yetkisine sahip ve fiilen bu görevi yapan kişi.

College boy : Erkek öğrenci.

Academic preparation : Akademik hazırlık. Belli bir bilim ya da meslek dalında çalışmak için gerekli öğrenimi tamamlamış olma. yüksek öğretimin herhangi bir dalında öğrenim yapmak için gereken ön hazırlık.

Don : Giymek. Öğretim görevlisi. Giyinmek. Giydirmek. Öğretmen. Tekbiçimli hızlanıra. Kuşanmak veya giyinmek. Hızını her zaman, biriminde eşit tutarda arttığı devinim; değişmez ivmeli devinim. İspanyol efendisi.

Adepts : Hünerli. Ehil. Üstad. Mahir. Becerikli. Mütehassıs. Çok yetenekli kimse. Üstat. Usta.

Intern : Tehlikeli görülen bir kimseyi belirli yerde oturtmak. Gözaltına almak. Stajyer doktor. Staj yapmak. Hapsetmek (bir gemiyi bir limanda). Gözaltına alınan kimse. Gözaltı. Enterne etmek. Kapatmak.

Student synonyms : underperformer, massorete, theologizer, sixth former, ivy leaguer, postdoc, post doc, educatee, mujtihad, theologiser, masorete, salutatory speaker, renaissance man, medieval schoolman, vedist, enrollee, withdrawer, learned person, college man, dr., islamist, initiate, disciple, etonian, art student, achromatopsia, interns, arabist, probationers, masorite, prospector, dons, a priori knowledge.

Student zıt anlamlı kelimeler, Student kelime anlamı

Specialist : Uzman doktor. Sanatkar. Cober (borsa). Uzman. Kompetan. Uzman ekip. Mütehassıs. Bir bilim dalında, belli bir teknik alanda yoğun bir öğrenim görerek ya da türlü uygulamalara katılarak yüksek derecede yeterlik kazanmış olan kimse. üniversite ve yüksek okulların deney odası, kitaplık, enstitü, klinik ve işliklerinde, öğretimle doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak ilgili olan ve özel bilgi ya da yetişmeyi gerektiren bir görevde bulunan kimse. Uzmanlık gerektiren.

Student ingilizce tanımı, definition of Student

Student kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A medical student. A hard student. A pupil. A scholar. A learner. A person engaged in study. One who is devoted to learning. Especially, one who attends a school, or who seeks knowledge from professional teachers or from books. As, the students of an academy, a college, or a university.