Suffice türkçesi Suffice nedir

  • Doyurmak.
  • Yeterli olmak.
  • Gitmek (yetmek).
  • Elvermek.
  • Yetmek.
  • Çıkışmak (yetmek).
  • Yeterli gelmek.
  • Yetişmek (yetmek).
  • Kafi gelmek.

Suffice ile ilgili cümleler

English: Our breath has sufficed only this far.
Turkish: Bizim gücümüz buraya kadardı.

English: For a language to be international, it does not suffice to say that it is so.
Turkish: Bir dilin uluslararası olabilmesi için öyle olduğunu söylemek yeterli değildir.

English: This will suffice for now.
Turkish: Bu şimdilik yeterli olacaktır.

Suffice ingilizcede ne demek, Suffice nerede nasıl kullanılır?

Sufficed : Kafi gelmek. Elvermek. Yetişmek (yetmek). Gitmek (yetmek). Yeterli olmak. Yetmek. Çıkışmak (yetmek). Yeterli gelmek.

Suffices : Yeterli gelmek. Gitmek (yetmek). Yetmek. Kafi gelmek. Yetişmek (yetmek). Elvermek. Çıkışmak (yetmek). Yeterli olmak.

Sufficiencies : Yeterlik. Yeterli bir miktar. Kifayet. Yeterli şey. Yeterli olma. Uygunluk. Yeterli miktar. Yeterlilik. Elverişlilik.

Sufficiency : Yeterlik. Kifayet. Yeterli olma. Yeterli bir miktar. Uygunluk. Elverişlilik. Yeterlilik. Yeterli miktar. Yeterli şey.

Sufficient : Kafi derecede. Yeteri kadar. Nitelikli. Elverişli. Yeterli kalite. Yeterli. Uygun. Yeter. Kafi.

Sufficient size : Gözlem yapılan örnek evrenin aynı büyüklükte başka evrenlerde belirecek ayrıtları yansıttığına güven uyandırabilmesi için ulaşması gereken sayısal boyut. bk. örnek büyüklüğü. Yeterli büyüklük.

 

Sufficient condition : Yeterli şartlar. Yeter şart. Kafi koşul. Yeterli koşul. Yeterli şart. Kafi şart.

Sufficing : Yetişmek (yetmek). Yeterli gelmek. Yeterli olmak. Gitmek (yetmek). Elvermek. Çıkışmak (yetmek). Yetmek. Kafi gelmek.

Sufficient for : -e yeterli.

Sufficiently : Yeterli düzeyde. Yeterli şekilde. Yeterli. Kafi derecede. Yeterli miktarda. Yeterli derecede. Yeterince. Yeterli kadar. Yeteri kadar.

İngilizce Suffice Türkçe anlamı, Suffice eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Suffice ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Serve : Hizmet etmek. Tapmak. Yaramak. Kulluk etmek. Hizmet yapmak. Servis atışı. Servis sırası. Servis. İşine yaramak. Hizmet sunmak.

Be sufficient : İdare etmek.

Get along : Uyuşmak. Devam etmek. Anlaşmak. Gelişmek. Olmak (belirli bir şekilde). Gitmek. İdare etmek. Geçinmek. Ayrılıp gitmek.

Go around : Gezinme. Gezinmek. Herkese yetmek. Ele almak. Etrafında dolaşmak. Dolaşmak. Yeterince olmak. Çok kişiye bulaşmak (hastalık). Yaygın olmak. Yayılmak.

Sates : Gına getirmek.

Go far : Başarmak. Başarıya ulaşmak. Çok iş görmek. Uzun mesafe katetmek. Karşılamak. Uzaklara gitmek. Çok başarılı olmak. Başarılı olmak. Uzaklaşmak. Çok uzak yerlere yolculuk yapmak.

Function : Bir ekin öğesinin belli bir toplumsal düzenin uyumlu işleyişine yaptığı katkı. bir yapının gerçekleştirebileceği ve onu başka yapılardan ayırt etme olanağı veren eylem türü ya da türleri. İşlev görmek. Görev. Faaliyette bulunmak. Fonksiyonlarını yerine getirmek. İşlemek. Merasim. Amaç. Fonksiyonunu yerine getirmek. Çalışmak.

 

Appease : Açlığını gidermek. Gönlünü almak. Bastırmak. Tatmin etmek. Bastırmak (açlığı vb). Sakinleştirmek. Gidermek (açlık). Dindirmek. Yatıştırmak.

Impregnates : Tohumlamak. Hamile bırakmak. İçirmek. Emprenye etmek. Aşılamak. Gebe bırakmak. Döllemek. Emdirmek. İyice ıslatmak.

Suffice synonyms : live up to, sufficed, qualifies, fulfil, be convenient, appeases, reaches, sufficing, satiates, sate, answered, sating, be enough, lasted, satisfies, measure up, covers, feed, do, suffices, tide over, pass muster, impregnate, fulfill, satisfy, lasts, permit, qualify, cover, meet, content, go a long way, reach.

Suffice zıt anlamlı kelimeler, Suffice kelime anlamı

Fall short of : Beklentileri karşılamamak. Yeterli olmamak. Yetmemek. Tükenmek. Aşağı kalmak. Beklentileri karşılayamamak. Bekleneni verememek. Yetersiz kalmak. Yetişmemek. Umduğu gibi çıkmamak.

Suffice ingilizce tanımı, definition of Suffice

Suffice kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To meet the need (of anything). To be equal to the wants or demands of. To satisfy. To content. To be equal to the end proposed. To be enough, or sufficient. To be adequate.