Doyurmak nedir, Doyurmak ne demek

"Doyurmak" ile ilgili cümleler

  • "Hiç kimse bir diğerinin yerine karnını doyuramaz, hiç kimse bir başkasının uykusunu uyuyamaz." - İ. Özel
  • "Elli yıl gecikmeyle yapılmış olan bu açıklamanın insanı doyuracak bir yanı yoktur." - S. Birsel
  • "Bu topraklar milyonlarca kişiyi doyurabilir."

Osmanlıca Doyurmak ne demek? Doyurmak Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

işba etmek

Doyurmak tanımı, anlamı:

Öksüzdoyuran : Çok büyük bardak, çanak ve bunların içindeki yiyecek ve içecek.

Doyurma : Doyurmak işi.

Aç doyurmak : Yoksulları beslemek.

Boğazını doyurmak : Karın doyurmak.

Göz doyurmak : Bir şey görünüşü ile umulduğundan çok etkilemek.

Gözünü doyurmak : Bol bol vermek.

Karın doyurmak : Geçinmek. yararı olmak.

Gidermek : Dindirmek. Ortadan kaldırmak, yok etmek.

Geçindirmek : Geçinmesini sağlamak.

Yaşam : Doğumla ölüm arasında yaşanan süre, ömür, hayat.

Sağlamak : Bir işin olması için gerekli durumu, şartları hazırlamak, temin etmek. Öndeki aracın sağından ilerleyerek önüne geçmek. Bir işlemin doğruluğunu ortaya koymak. Elde etmek, sahip olmak.

 

Madde : Para, mal vb. ile ilgili şey. Kendi içinde bütünlüğü olan anlatım. Sözlük ve ansiklopedilerde tanımlanan, anlatılan kelime, ad veya konulardan her biri. Bir cismi oluşturan öge, öz. Yasa, sözleşme, antlaşma vb. metinlerde, her biri başlı başına bir yargı getiren ve çoğu kez rakamla belirtilen bölüm. Duyularla algılanabilen nesne. Molekül. Boşlukta yer kaplayan, bir kütlesi olan her türlü varlık, özdek.

Katmak : Bir şeyin içine, üstüne veya yanına, niteliğini değiştirmek veya niceliğini artırmak için başka bir şey eklemek, karıştırmak. Döllenmeyi sağlamak için erkek hayvanı dişinin yanına salmak. Bir araya getirmek. Birlikte göndermek.

Tatmin : Cinsel isteklerini giderme. İstenen bir şeyin gerçekleşmesini sağlama, gönül doygunluğuna erme, doyum. Doygunluk.

Olmak : Bir ad veya sıfatın belirttiği durumu almak. Bir olayla karşılaşmak, başına kötü bir şey gelmek. Bulunmak. Yol açmak. Hastalığa yakalanmak, tutulmak. Sürdürmek, yürütmek. Uymak, tam gelmek. Sıfat-fiil eki almış kelimelerle birlikte başlama, bitirme vb. bildiren fiilleri oluşturur. Hazırlanmak, hazır duruma gelmek. Bir şeyi elde etmek, edinmek. Yetişmek, olgunlaşmak. Ek fiilin geniş zamanı olan -dır (-dir) anlamında kullanılan bir söz. Yaklaşmak, gelip çatmak. Bir kuruluşla, örgütle ilgili bulunmak, mensup olmak. Geçmek, tamamlanmak. Uygun düşmek, yerinde görülmek. Sarhoş olmak. Bir yerde doğmuş, yaşamış olmak. Gerçekleşmek veya yapılmak. Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak. Bir şey, birinin mülkiyetine geçmek. Yitirmek, elinden kaçırmak. Bir durumdan başka bir duruma geçmek. Herhangi bir durumda bulunmak. Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak.

 

Etmek : "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak. Bir işi yapmak. Birini bir şeyden yoksun bırakmak. Herhangi bir değerde olmak. Eşit değer kazanmak. Bulmak, erişmek. Demek, söylemek. Küçük veya büyük abdestini yapmak. Kötülükte bulunmak.

Para yedirmek : Gereksiz olarak başkasına çok para harcamak. rüşvet vermek.

Para : Kazanç. Devletçe bastırılan, üzerinde değeri yazılı kâğıt veya metalden ödeme aracı, nakit. Kuruşun kırkta biri.

Yedirmek : Yemesini sağlamak. Ağzına yiyecek vermek, beslemek, karnını doyurmak. Bir kimseye rüşvet vermek. Bir fazlalığı herhangi bir biçimde kullanmak. Nefis, namus, şan, kibir vb. kavramlarla kullanıldığında yakıştırmak, yaraştırmak. Bir şeyi azar azar başka bir şeyin içine karıştırarak belli olmayacak duruma getirmek.

Doyma : Bir gazın, belli bir sıcaklıkta o sıcaklığa özgü olan en büyük basınç altında bulunması. Bir sıvının içinde belli bir cisimden eriyebilecek en çok miktarın erimiş bulunması, işba. Doymak işi. Yeğinliği gittikçe artırılan bir manyetik alanın içindeki bir çelik çubuğun alabileceği en çok manyetizmayı almış olması.

Getirmek : Gelmesini sağlamak. Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar. Sebep olmak, ortaya çıkarmak. İleri sürmek. İletmek, bildirmek. Bir makama atamak veya seçmek. Sağlamak. Bir şeyi yanında veya üstünde bulundurmak. Erişmek veya eriştiğini sanmak.

Diğer dillerde Doyurmak anlamı nedir?

İngilizce'de Doyurmak ne demek? : v. feed, satisfy, satiate, saturate, sate, fill, steep

Fransızca'da Doyurmak : rassasier, satiéter, saturer, assouvir, nourrir

Almanca'da Doyurmak : v. befriedigen, sättigen, saturieren, tränken

Rusça'da Doyurmak : v. насыщать, удовлетворять, насытить, удовлетворить