Feed türkçesi Feed nedir
- Yedirmek.
- Mama.
- Besin.
- Bilgisayar, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır.
- Desteklemek.
- [#yem Yemek] yemek.
- Yem.
- Yemek yedirmek.
- Beslenmek.
- Yapısında organik ve inorganik besin maddelerini bulunduran, belli oranlarda verildiğinde yetiştirciliği yapılan canlının sağlık, gelişme, üreme, verim gibi özellikleri üzerinde olumlu etki yapan maddeler. balıkları cezbetmek için olta iğnesine takılan veya tuzak ağlar içine konulan, sinek, canlı yem, yem solucanı gibi gerçek veya yapay balık yemleri.
- Doyurmak.
- Otlamak.
- Geçindirmek.
- Ot.
- Yiyecek vermek.
- Bakmak.
- Beslemek.
- Besleme.
- Hayvanlar tarafından tüketilen ve hayvanların yaşama ve verim gereksinimlerini enerji ve/veya besin maddeleri yönünden karşılamak amacıyla belli sınır ve koşullarda yedirildiği zaman sağlığına zararlı olmayan, yararlanılabilir durumdaki organik ve/veya inorganik besin maddelerinin bir veya birkaçını kapsayan, bitkisel veya hayvansal kökenli veya doğada serbest olarak bulunan maddeler.
- Beslenmek (hayvan).
- Bir sürece gönderilen ham özdek.
- Yemek vermek.
- Yiyecek.
- Yemek.
- Gereksinimlerini sağlamak.
- Otlatmak.
- Yemlemek.
Feed ile ilgili cümleler
English: Ali doesn't know what to feed Mary's dog.
Turkish: Ali Mary'nin köpeğine ne yedireceğini bilmiyor.
English: Ali doesn't feed his dog in the morning, only in the evening.
Turkish: Ali köpeğini sabah beslemez, sadece akşam.
English: Ali brought enough food to feed everyone.
Turkish: Ali herkesi beslemeye yetecek kadar yiyecek getirdi.
English: After she lost her job, she couldn't afford to feed her dogs, so she gave them away.
Turkish: O, işini kaybettikten sonra, köpeklerini besleyemedi, bu yüzden onları birine hediye verdi.
English: After the game, he went straight home to feed his dog.
Turkish: Oyundan sonra, o, köpeğini beslemek için doğruca eve gitti.
Feed ingilizcede ne demek, Feed nerede nasıl kullanılır?
Feed a cold : Soğuk algınlığından sonra sağlığını yeniden kazanmak için yemek (soğukta ye sıcakta aç kal deyişinden).
Feed additive : Besin maddesi olmadığı halde yemden yararlanmayı veya elde edilen ürünlerin miktar ve kalitesini artırmak, hayvanları sağlıklı tutmak gibi çok çeşitli amaçlarla yemlere düşük düzeyde katılan ilaç veya etkili maddeler. Yem katkı maddesi.
Feed additive concentrate : Yem katkı konsantresi. Bir tam yem veya bir yem katkı maddesi tamamlayıcısı meydana getirmek için daha da seyreltilmesi öngörülen ve seyreltmeksizin tamamlayıcı olarak veya serbest tüketim için sunmaya uygun olmayan birden fazla katkı maddesini uygun miktarlarda içeren ve karma yeme katılabilmesi için seyreltilmesi zorunlu olan karmalar.
Feed additives : Yem hazırlanmasında besleyici değeri olmayan, özel nedenlerle esas yem karışımlarına eklenen pelet bağlayıcılar, boya, hormon, antimikrobiyal vb. kimyasal maddeler veya bunların kombinasyonları. Yem katkı maddeleri.
Feed back : Değişen konumu bildirme. Geribesleme. Geribeslenme.
Feed back mechanism : Feed-back etki. Başa tepki.
Feed component : Yem bileşimi. Yemlerin ham besin maddeleriyle mineral madde ve vitamin içerikleri.
Feed consumption : Bir hayvanın belirli bir süre içinde veya belirli bir ürün miktarı için tükettiği yem miktarı. Yem tüketimi.
Feed blocks : Alternatif yem maddelerinin hayvanların gereksinimlerini ek olarak karşılayabilecek kadar yoğunlaştırılmış uygun birleşimleri oluşturularak hazırlanmış ayrıca çeşitli amaçlarla verilen, ekonomik, yapımı, depolanması ve taşınması kolay ilave yemler. Yem blokları.
Feed burned in air : Mineral maddeleri kalıncaya kadar atmosferde yakılarak hacmi ve ağırlığı küçültülmüş olan madde. Havada yakılmış yem.
İngilizce Feed Türkçe anlamı, Feed eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Feed ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Foddered : Saman. Hayvan yemi (saman veya ot gibi). Kuru ot. Gıda. Yem vermek. Hayvan yemi.
Cherish : Kuşsütü ile beslemek. Aziz tutmak. Gütmek. Sevgi ile muamele etmek. Bağrına basmak. Üzerine titremek. Değer vermek. El üstünde tutmak. Şefkat göstermek.
Boarding : Tahta kaplı. Yiyecek içecek. Yatılı. Tahta kaplama. İçecek. Parmaklık (tahta). İlan tahtası. Tahtalayarak. Gemiye binme.
Believe : Sanmak. Kani olmak. Varsaymak. Güven duymak. İman etmek. Güvenmek. İnancı olmak. İnanmak. Zannetmek. Kanmak.
Food substance : Tütün ve sadece ilaç olarak kullanılanlar hariç olmak üzere, içkiler ve sakızlarla hazırlama ve işleme gereği kullanılan maddeler dahil insanlar tarafından yenilen ve içilen ham, yarı veya tam işlenmiş vücudun beslenme ve diğer gereksinimini karşılayan maddeler. Besin maddesi. Herhangi bir organizmanın beslenmesi için gerekli olan maddeler. besin maddesi. Gıda maddesi.
Breads : Ekmek. Mangiz. Maişet. Mangır. Geçim. Nimet. Pane etmek. Para. Tıngır.
Formulas : Boş ve anlamsız sözcükler. Reçete. Formüller. Formül.
Corn gluten feed : Mısır glüten yemi. Mısır nişastası veya şurubu yaş öğütme fabrikasyonunda kullanılan işlemlerle ticari tane mısırın nisasta, glüten ve embriyosunun büyük kısmının alınmasından sonraya kalan en az % 25 protein içeren kısmı, mısır grizi.
Subsist : Geçinmek. Mevcut bulunmak. İdare etmek. Varlığını sürdürmek. Kit kanaat geçinmek. Mevcut olmak. Yaşamak. Var olmak. Geçinip gitmek.
Food : Taam. Halkın geleneksel yollardan elde ettiği, koruduğu ve yaşaması için tükettiği her türlü bitkisel, hayvansal ve madensel ürün, özdek, yiyecek, içecek. Aş. Yiyecekler. İaşe. Gıda. Azık.
Feed synonyms : feed grain, pigswill, rechewed food, pet food, cattle cake, pigwash, bird feed, pasture, slops, procuress, procuresses, behold, support, feedstuffs, provender, grass, ganja, fodders, supply, chowed, grazes, grubbing, foddering, petfood, baby food, banqueting, banquets, luring, herbaceous, abrades, hayed, assists, feed stuff.
Feed zıt anlamlı kelimeler, Feed kelime anlamı
Starve : Açlıktan ölmek. Çok acıkmak. Kurt gibi acıkmak. Aç olmak. Açlıktan kıvranmak. Sefalet çekmek. Acından ölmek. Midesi kazınmak. Açlık çekmek. Mahrum etmek.
Bottlefeed : Biberonla beslemek. Bir bebeği biberonla beslemek.
Breastfeed : Emzirmek. Anne sütü ile beslemek. Meme vermek. Anne sütüyle beslemek.
Feed antonyms : abstain.
Feed ingilizce tanımı, definition of Feed
Feed kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, the best feed for sheep. To eat. That which is eaten. Fodder. To take food. Hay. To supply with nourishment. Grain, ground or whole. Esp., food for beasts. To give food to. Pasture. To satisfy the physical huger of.

Bu kısımda Feed kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Feed ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Feed anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Feed ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.