Sulcate türkçesi Sulcate nedir

Sulcate ingilizcede ne demek, Sulcate nerede nasıl kullanılır?

Bisulcate : Çift oluklu. Bisülkat. İki yivli.

Trisulcate : Üç oluklu.

Sulci : Oluklar. Sulsi.

Sulciform : Sülkiform.

Sulcoplastie : Sulkoplasti. Trochlea ossis femorisin yüzlek olduğu durumlarda buradan kıkırdak tabakasının kaldırılarak subkondral kemikten bir bölümünün kazınıp uzaklaştırılması ve kaldırılan kıkırdak tabakasının yerine yerleştirilerek oluğun derinleştirilmesi ameliyatı.

Suleiman the magnificent : Türk imparatorluğu'nun 16'ncı yüzyıldaki sultanı (muhteşem süleyman). Kanuni sultan süleyman. Muhteşem süleyman.

Sulcus : Oluk. Kalbin sağ yüzünde sulcus coronarius’tan başlayarak apex cordis'e kadar uzanan oluk. Sulkus obturatoryus. Kaburga oluğu. Sulkus endorinalis. Sulkus kosta. Tuber cinereum ile hipofiz bezinin infundibulum’u arasında bulunan oluk. Sulkus yugularis. Sulkus interventrikularis subsinuozus. Gyrus olfactorius lateralis ile trigonum olfactorium arasında bulunan oluk.

Sulcus neuralis : Sulkus nöralis. Sinir oluğu. Sinir sisteminin gelişmeye başlamasıyla birlikte dış ektodermden biçimlenen oluk. Embriyoda sinir sisteminin gelişiminde nodus primitivusun ön kısmında biçimlenen oluk.

Sulfabromomethazine : Uzun etki süreli, bromlu bir sülfonamid türevi. Sülfabromometazin.

 

Sulfadimidine : Genellikle sodyum tuzu durumunda, özellikle koksidiyoz tedavisinde kullanılan hızla emilen ve hızlı atılan sülfonamid. Sülfadimidin.

İngilizce Sulcate Türkçe anlamı, Sulcate eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Sulcate ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Perforated : Delik. Sıralı delikler açılmış. Delinmiş. Delikler açılmış. Delikli. Perfore. Tırtıllı. Zımbalı.

Furrowy : Çizgili. Sapa izleriyle dolu. Katlı. Buruşuk.

Fluted : Flütle seslendirilmiş. Kanele. Fugalı.

Chase : Peşine düşmek. Av. Hızla geçip gitmek. Peşinde olmak. Kovmak. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Yiv. İz sürme. Avlamak.

Striated : Striyate. Damarlı. Çizik. Strialı. Çizgili.

Conduit : Nakil boru hattı. İletme. Arna. Mecra. Ark. Avgın. Yol. Aracı kuruluş. Kanal.

Couloir : Tarak makinesi. Derin geçit veya boğaz. Sel yatağı. Kanal. Sel sularının açtığı vadi. Sel sularından dere. Suyolu.

Channel : Yönlendirmek. Maceraya sevketmek. Yöneltmek. Oymak. Kanal. Arna açmak. Alıcı ile bunun bağlı olduğu öbür aygıtların oluşturduğu bütün. alıcıdan bu aygıtlara uzanan yol. Hat. Bilgisayar, sinema, televizyon, ekonomi alanlarında kullanılır. Bağlantı.

Drainpipes : Atık su borusu. Akaç. Yağmur oluğu. İniş borusu. Akak. Pis su borusu. Yağmur suyu iniş borusu (binalarda). Su borusu. Drenaj borusu.

Canaliculus : Kanalikül. Vücuttaki küçük kanal (anatomi terimi). Yiv. Kanalikulus. Küçük kanal, kanalcık. Kanalikülit. Kanalcık.

Sulcate synonyms : cleft, chute, channelled, striate, tapped, channeled, drainpipe, corrugation, chamfered, ribbed, corrugated, coulisse, grooved, conduits, milled, riffled, chases, chamfer, slotted, duct, furrowed, screwed, chutes, fissured.

Sulcate ingilizce tanımı, definition of Sulcate

Sulcate kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Scored with deep and regular furrows. As, a sulcated stem. Furrowed or grooved.