Sulcus türkçesi Sulcus nedir

  • Yiv.
  • For. obturatum’un yukarısında bulunan oluk.
  • Sulkus tuberoinfundibularis.
  • Gyrus olfactorius lateralis ile trigonum olfactorium arasında bulunan oluk.
  • Beyin kıvrımı girintisi.
  • Kalbin sağ yüzünde sulcus coronarius’tan başlayarak apex cordis'e kadar uzanan oluk.
  • Canalis nasolacrimalis için, maxilla'nın facies nasalis’inde bulunan oluk. canalis lacrimalis'in burun boşluğundaki açılış deliği olan for. lacrimale nasale'den itibaren daha ileriye doğru uzanan oluk. canalis nasolacrimalis’in oluk biçimindeki başlangıç kısmı.
  • Pons’un alt yüzünde orta olarak uzanan, içinde a. basilaris cerebri'nin seyrettiği bir oluk.
  • Veterinerlik alanında kullanılır.
  • Oluk.
  • Sulkus interventrikularis subsinuozus.
  • Sulkus bazilaris.
  • Kalbin kulakçıklarıyla karıncıklarını dıştan birbirinden ayıran oluk.
  • Kaburga oluğu.
  • Sulkus obturatoryus.
  • Sulkus.
  • Sulkus endorinalis.
  • Sulkus yugularis.
  • Tuber cinereum ile hipofiz bezinin infundibulum’u arasında bulunan oluk.
  • Sillon.
  • Sulkus kosta.
  • Sulkus lakrimalis.
  • Boyun oluğu.
  • Sulkus koronaryus.

Sulcus ingilizcede ne demek, Sulcus nerede nasıl kullanılır?

Sulcus neuralis : Sulkus nöralis. Sinir oluğu. Sinir sisteminin gelişmeye başlamasıyla birlikte dış ektodermden biçimlenen oluk. Embriyoda sinir sisteminin gelişiminde nodus primitivusun ön kısmında biçimlenen oluk.

 

Sulcus primitivus : Sulkus primitivus. Ebriyoda dış ektodermde biçimlenen ilkel oluk.

Sulcate : Oluk. Yivli. Oluklu.

Sulci : Oluklar. Sulsi.

Sulciform : Sülkiform.

Sulfadimethoxine : Sülfadimetoksin. Sulfadimetoksin. Vücuda alınmasından sonra hızla emilen ve plazma proteinlerine fazla bağlanmasından dolayı geç atılan depo sülfonamidlerden biri.

Suleiman the magnificent : Kanuni sultan süleyman. Muhteşem süleyman. Türk imparatorluğu'nun 16'ncı yüzyıldaki sultanı (muhteşem süleyman).

Sulfa drug : Sülfa ilacı. Sulfa ilacı. Sülfa ilaçlar. Sülfonamid. Sülfonamit.

Sulcoplastie : Sulkoplasti. Trochlea ossis femorisin yüzlek olduğu durumlarda buradan kıkırdak tabakasının kaldırılarak subkondral kemikten bir bölümünün kazınıp uzaklaştırılması ve kaldırılan kıkırdak tabakasının yerine yerleştirilerek oluğun derinleştirilmesi ameliyatı.

Sulfabromomethazine : Uzun etki süreli, bromlu bir sülfonamid türevi. Sülfabromometazin.

İngilizce Sulcus Türkçe anlamı, Sulcus eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Sulcus ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abattoir : Kesimevi. Hayvanların etleri için kesildikleri yerler, hlk. ekdi. Salhane. Mezbaha.

Abamectin : Streptomyces avermitilis adlı bakteriden fermentasyon sonucunda elde edilen ve sığırlarda sindirim kanalı yuvarlak solucanları, akciğer kurtları, bit ve kenelerle mücadelede kullanılan, parazitlerde gaba salınımını artırarak ölümlerine neden olan bir ilaç. Abamektin.

Abdominal palpation : Abdominal palpasyon. Karın bölgesinin elle muayenesi. Avuç içi, parmak veya yumrukla çok hafif basınç uygulayarak karın bölgesindeki değişikliklerin niteliğini anlamak için yapılan muayene, abdominal palpasyon.

 

Abdominal fat necrosis : Karın yağı nekrozu. Karın içi yağ nekrozu.

Chute : Çöp atılan baca. Kızak. Kızak pisti. Kanal. Çağlayan. Boşaltma oluğu. Akıntı. Üst kattan alt kata inen.

Grooving : Oluk açış. Kalibre açma. Kiniş. Uğraşmak. Kanal açma. Dalmak. Oluk açma. Yiv açma.

Abdominal ovariectomy : Abdominal ovaryektomi. Laparotomi yoluyla gerçekleştirilen kısırlaştırma.

Channel : Arna. Hat. Kanala dökmek. Yönlendirmek. Yöneltmek. Elektriksel imlerin aktarılmasında kullanılan, tek ya da iki yönde olabilen tek yol (alıcı oluğu, ses oluğu, seslendirme oluğu, yinelenim oluğu, vb.). tv. bir televizyon yayınında resim yayını ile buna bağlı ses yayınının kapsadığı yinelenim kuşağı; televizyon kuşaklarının ayrıldığı bölümlerden her biri. Çevirmek. Alıcı oluğu. Kanal açmak. Maceraya sevketmek.

Fissure of rolando : Beyin korteksinin ön lobunu yan loplardan ayıran yarık. Rolando yarığı.

Chase : Takip etmek. Kovalama. Devingen filmlerde, özellikle serüven, kovboy, güldürü filmlerinde sık sık başvurulan, bir kimsenin yakalanması için izlenmesine dayanan yol. Oluk açmak. Av. Hakketmek. Kovmak. Hızla geçip gitmek. Dizilmiş harfleri tutan demir çerçeve. İz sürme.

Sulcus synonyms : sulcus lateralis cerebri, central sulcus, lateral cerebral sulcus, parieto occipital sulcus, sulcus centralis, parieto occipital fissure, calcarine sulcus, sylvian fissure, rolando's fissure, calcarine fissure, a dna, coulisse, a c syndrom, a c deformity, abdomen, a amplitude mod, fissure, a clay, abaxial, duct, drainpipe, gullies, abdominal pain, cannelure, flutes, grove, canaliculus, corrugation, fillister, drainpipes, rabbet, groove, chutes.

Sulcus ingilizce tanımı, definition of Sulcus

Sulcus kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A groove. A fissure. A furrow.