Superfuse türkçesi Superfuse nedir

  • Dökülmek.
  • Bir şeyin üstüne akmak.
  • Bir şeyin üzerine akıtmak.

Superfuse ingilizcede ne demek, Superfuse nerede nasıl kullanılır?

Superfunction icterus : Hemolitik sarılık. Süperfonksiyon ikterus.

Superfamily : Üst familya (biyoloji terimi). Üst familya. Süper aile. Üstfamilya. Süperfamilya. Familyanın üstünde yer alan ve canlıların sınıflandırılmasında kullanılan bir terim. süper familya.

Superfatted : Çok yağlı. Çok yağlı (sabun).

Superfecundation : Aynı menstrual siklusta iki ayrı cinsel ilişki epizodunda iki ayrı ovumun döllenmesi sonucu oluşan çift yumurta ikizi durumu. Süperfekondasyon. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Çifte gebelik. Aynı kızgınlık döneminde oositlerin farklı erkeklerin spermatozoitleriyle döllenmesi. Mevcut bir hamilelik esnasında ikinci yavruya hamile kalma. Süperfetasyon. Adi tavşanlarda görüldüğü gibi aynı uterusta üst üste gebelik durumu. uterusta gelişmiş yavrular varken çiftleşme ile yeni döllenmiş yumurtaların da gelişmeye başlaması. birden fazla çeşitteki polenle döllenme.

Superfecundity : Süperfekundite. Bir canlının çoğalma oranının çok yüksek olması. Aşırı doğurganlık.

Superficial bacterial pyoderma : Yüzeysel bakteriyel piyoderma. Sivilce.

Superficial moraine : Yüzey buzul taşı. Buzul dilinin üstünde, ortada ya da yanlarda yer alan buzul taş. bk. buzul taş.

 

Superficial intermedier cell : Süperfisyal intermediyer hücre. Vajinal sitolojide östrojenin etkin olduğunun göstergesi, parabazal ve intermedier hücrelerden daha büyük, fakat çekirdekleri aynı büyüklükte olan, kenarları kıvrımlı ve düzgün olmayan hücreler.

Superficial : Yüzlek, yüzeyde olan. İki boyutlu. Yarım yamalak. Derin olmayan. Dış. Ayrıntısız. Üstünkörü. Maden. Sığ. Superfisyal.

Superficial necrotic dermatitis : Yüzeysel nekrotik dermatitis. Yüzeysel nekrolitik dermatitis.

İngilizce Superfuse Türkçe anlamı, Superfuse eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Superfuse ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Manage : İcabına bakmak. Geçinmek. Başarmak. Çekip çevirmek. Tiyatroyu yönetmek. bir tiyatro yapıtının sahnelenmesi işini yönetmek. Kıvırmak. Halletmek. İdare etmek. Yetiştirmek. Götürmek.

Oversee : Denetlemek. Seyretmek. Göz kulak olmak. Sınavda gözetmenlik yapmak. Bakmak. Gözetmek. İzlemek. Yönetmek. Nezaret etmek.

Draped : Asmak. Kıvırmak. Kumaş kaplanmış. Sarkmak. Katlamak. Kumaşla örtmek. Kumaşla süslemek. Dökümlü olmak.

Come off : Meydana gelmek. Düşmek. Çıkmak. Açığa çıkmak. Başarmak. Beli gelmek. Boşalmak. Kopmak. Gerçekleşmek.

Course : Yön. Köpekle kovalamak (av). Seyir. Gidişat. Akış. Sıralama. Kır koşularında, atletlerin izlemek zorunda oldukları imlerle belirlenmiş yarış yolu. Bir süreç ya da gidiş içinde izlenen yol. Dizi. Koşu yeri.

Draping : Sarkmak. (kumaş ile) üstünü örtmek. Asmak. Kumaşla örtmek. Kumaşla süslemek. Dökümlü olmak. Katlamak. Sermek. Kıvırmak.

 

Develop : Fotoğraf plakları ve kartlarını ilaçlı suda yıkayarak üzerlerindeki görüntüyü belirtme işlemi. İlerlemek. Yıkamak (film). Belirtici yıkama. Gelişme göstermek. Şekillendirmek. Artmak. Yükselmek (ateş). İlgi göstermek. Gelişmek.

Administrate : İdare etmek. Yönetmek.

Put : Söndürmek. Menetmek. Atış. Atfetmek. Yatırma. Para koyma. Neşretmek. Bırakmak. Sormak. İndirmek.

Set : Önce taslakta, sonra da makette hazırlanan dekoru sahne üzerinde gerçekleştirmek. Dediğim dedik. Olgunlaşmak. Yapmacık. Dikkat komutu. Kararlı. Oyunun, karşılaşıcılardan birinin altı oyun kazanması ile biten bölümü. şöyle ki, kazanan oyuncu karşısındakinden en az iki oyun artık kalmış olsun. yoksa dönem bu durum sağlanıncaya dek sürer. Etkilemek. Aynı yapıdaki öğelerden oluşan topluluk. Dönem.

Superfuse synonyms : place, pose, disintegrates, disembogue, emptied, superimpose, administer, lay, disgorge, be poured, build, empty, empties, position, lay over, coursed, disgorging, disintegrate, disgorges, disgorged, superintend.

Superfuse zıt anlamlı kelimeler, Superfuse kelime anlamı

Worst : Alt etmek. Yün iplik. En kötü şey. En kötü şekilde. En kötüsü. En kötü biçimde. Yenmek. En fena. En kötü.

Unrefined : Kaba. Ham. Tasfiye edilmemiş. Damıtılmamış. Arıtılmamış.

Superfuse ingilizce tanımı, definition of Superfuse

Superfuse kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To pour (something) over or on something else.