Dökülmek nedir, Dökülmek ne demek
- Dökme işi yapılmak ya da dökme işine konu olmak.
- Düşmek.
- Salınmak, serbest bırakılmak.
- Çok yorgun, hasta olmak.
- Bir işi, bir konuyu ele alış biçiminde değişiklik olmak.
- Çok eskimiş olmak, değerini ve güzelliğini yitirmek.
- Kır, sokak vb. yerlerde insanlar çokça birikmek.
- Kumaş dökümlü olmak.
- Akarsular, göl veya denize akmak.
- Çıkmak, ortaya konulmak

- Kaplamak, yayılmak.
"Dökülmek" ile ilgili cümle örnekleri
- "Duvarlar bütün ışıkları yutuyor, halkın üstüne bir toprak rengi dökülüyor." - M. Ş. Esendal
- "Yaşayan, var olan her şey eskiyip dökülecek." - B. R. Eyuboğlu
- "Bekliyorum. Bir gül döküldü vazoda / Bekliyorum. Ses yok ölgün piyanoda" - H. F. Ozansoy
- "Saçlarını arkaya atıp ensesine dökülen buklelerini kabarttı." - H. Taner
- "Âdeta düşünmeksizin kaleminden masal sahnelerine benzeyen dağ, dere, uçurum resimleri dökülüyordu." - R. N. Güntekin
- "Bizim motor ikiye bölünüp suya döküldüğümüzde dört kişiydik." - Z. Selimoğlu
- "Erkek arıların takatleri kesilmeye başlar, bir bir dökülür, ölür giderler." - T. Buğra
- "Bahar o sene erken gelmiş, herkes tarlalara dökülmüştü." - S. F. Abasıyanık
Yerel Türkçe anlamı:
Donmak, çok üşümekten sızlamak: Soğuktan elimin bannakları döküldü.
Oynayan kimse vücudunun herhangi bir kısmını fazlaca oynatıp titretmek.
Diğer sözlük anlamları:
Birden topluca inmek
Dökülmek anlamı, tanımı:
Dökülüp saçılmak : Soyunmak, çok açılmak. bir şey uğruna çok para harcamak.
Dökülme : Dökülmek işi.
Ağzından dökülmek : Açıkça söylemekten çekindiği şey, konuşmasından belli olmak.
Kırılıp dökülmek : Kırıklık duymak. çok eskimek. kibar görünmeye çalışmak.
Lakırtı ağzından dökülmek : İsteksiz konuşmak.
Pul pul dökülmek : Küçük ve ince tabakalar hâlinde dökülmek.
Saçılıp dökülmek : Gereğinden veya kaldırabileceğinden çok harcamak. içindekini söylemek.
Sapır sapır dökülmek : Başarısız olmak.
Sokağa dökülmek : Herhangi bir sebeple dışarı çıkmak. gösteri, protesto gibi amaçlarla insanlar sokaklara, meydanlara inmek.
Tel tel dökülmek : Çok başarısız olmak. dağılıp gitmek.
Tepesinden kaynar sular dökülmek : Başından aşağı kaynar sular dökülmek.
Tohumu dökülmek : Geçirdiği büyük bir korku dolayısıyla dölden kesilmek.
Üstü başı dökülmek : Giyecekleri çok eski olmak.
Üzerinden dökülmek : Bol ve biçimsiz olmak.
Vadiye dökülmek : Sohbet belirli bir konuya kaymak.
Yollara dökülmek : Kalabalık hâlde yolda olmak.
Dökme : Bir yerden bir yere dökülen, aktarılan. Kalıba dökülmek yoluyla yapılmış. Dökme yük. Kapların içinde olmayan, yığın biçiminde ortaya dökülmüş olan. Dökmek işi.
Yapılmak : Yapma işine konu olmak. Gerçekleştirilmek, ortaya çıkarılmak.
Kumaş : Pamuk, yün, ipek vb.nden makinede dokunmuş her türlü dokuma. Varlığı ve kişiliği oluşturan nitelik veya malzeme.
Dökümlü : Niteliğinden ötürü kolayca istenilen biçim verilebilen (kumaş).
Biçim : Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Biçme işi. Tarz. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Herhangi bir şeyin benzeri.
Değişiklik : Bir bütünün bir bölümünün değişmesiyle ortaya çıkan yeni durum. Farklılık. Amaca uygun biçime getirmek için yapılmış olan değiştirme, tadil. Değişik olma durumu.
Düşmek : Hızı, gücü, değeri azalmak. Vücuda bol gelen giysi aşağı kaymak. Bulunmak. Fırsat çıkmak. Bazı deyimlerde "yürümek, birlikte gelmek" anlamlarında kullanılan bir fiil. Düşkünleşmek. Belirli zamana rastlamak. Savaşta savunulmaz duruma gelerek teslim olmak. Telefon, sanal ağ vb. alanlarda bağlantı kurmak. Biriyle yaşama, çalışma, birlikte olma durumunda kalmak. Bir bölüşme sonunda payına ayrılmak. Isı, basınç, ateş vb. eksilmek, azalmak. Yer çekiminin etkisiyle boşlukta, yukarıdan aşağıya inmek. Vakti gelmeden ölü doğmak. Eksilmek. Hava taşıtları kaza sonucu hızla yere inerek çarpmak. Durduğu, bulunduğu, tutunduğu yerden ayrılarak veya dayanağını, dengesini yitirerek yukarıdan aşağıya inmek. Yağmak. Ödevi veya yetkisi içinde bulunmak. Atlanmak, aradan çıkmak, eksik kalmak. Olmak, olumsuz bir duruma girmek. İşbaşından uzaklaşmak. Bir yere ansızın gelmek, damlamak, tesadüfen gelmek. Yakışık almak. Yere devrilmek, yere serilmek. Bayağılaşmak. Vurmak, değmek, rastlamak. Yakışmak, uygun gelmek. Kötü yola girmek. Alışmak, müptela olmak. Uğramak, kapılmak. Aşırı ilgi veya sevgi göstermek. Kötü bir sebeple istenmeden bir yerde bulunmak.
Olmak : Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak. Uymak, tam gelmek. Sürdürmek, yürütmek. Yitirmek, elinden kaçırmak. Yol açmak. Bulunmak. Yetişmek, olgunlaşmak. Gerçekleşmek veya yapılmak. Hazırlanmak, hazır duruma gelmek. Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak. Bir ad veya sıfatın belirttiği durumu almak. Yaklaşmak, gelip çatmak. Bir yerde doğmuş, yaşamış olmak. Geçmek, tamamlanmak. Sıfat-fiil eki almış kelimelerle birlikte başlama, bitirme vb. bildiren fiilleri oluşturur. Bir durumdan başka bir duruma geçmek. Bir şey, birinin mülkiyetine geçmek. Sarhoş olmak. Bir kuruluşla, örgütle ilgili bulunmak, mensup olmak. Bir şeyi elde etmek, edinmek. Ek fiilin geniş zamanı olan -dır (-dir) anlamında kullanılan bir söz. Hastalığa yakalanmak, tutulmak. Uygun düşmek, yerinde görülmek. Bir olayla karşılaşmak, başına kötü bir şey gelmek. Herhangi bir durumda bulunmak.
Çıkmak : Sıyrılmak, ayrılmak. Erişmek, görmek. Elde edilmek, sağlanmak, istihsal edilmek. Harcamak zorunda kalmak. Giderilmek, yok olmak. Artırmak, fiyatı yükseltmek. Piyasaya sürülmek. Talihine veya payına düşmek, isabet etmek, vurmak. Karşı gelebilmek, boy ölçüşmek. Yetkili birinin makamına iş için gitmek. Yerinden oynamak. Olmak, bulunmak, var olmak. Bir yere ulaşmak, varmak. Bir sebeple bulunulan yerden ayrılmak. Yetişecek ölçüde olmak. Bir şeyin düzeni bozulmak, eskisinden daha değişik, kötü bir duruma girmek. Meydana gelmek. Bulaşmak. Bir inceleme, bir araştırma sonucu bulmak. Verilmek. Yayılmak, duyulmak. Binaya kat eklemek. Niteliği sonradan anlaşılmak. Flört etmek. Bir iddia ile ortalıkta görünmek. Davranışta herhangi bir niteliği bulunmak. Görünür veya belli bir durumda bulunmak. Yükselmek, artmak. Bir meslek veya bilim kurumunda okuyup yetişmek, mezun olmak. Yapılmak, yürümek. Belirmek, tanınmak. Süresi dolduğunda ayrılmak. Bulunduğu yeri bırakıp başka yere geçmek, taşınmak, ayrılmak, ilgisini kesmek. Unutmak. Vermeye katlanmak. Gerçekleşmek. Büyük abdest bozmak. Bir konu yetkililerce karara bağlanmak. Sesini yükseltmek. Yeni yetişip satışa sunulmak. Bulunduğu yerden fırlamak, kopmak. Karaya ayak basmak. Gelmek. Oyunda herhangi bir rolü oynamak. İçeriden dışarıya varmak, gitmek. Yayılmak. Herhangi bir durumda olduğu anlaşılmak. Bir durumla ilgili niteliklerini yitirmek, bir durumdan başka bir duruma geçmek. Oluşmak, olmak. Bitmek, büyümek, sürmek. Yayımlanmak. Mal olmak. Ay, Güneş görünmek. Ay veya mevsim geçmek. Bir şeyin yukarısına doğru yürümek. Eksilmek.
Konulmak : Koyma veya konma işi yapılmak.
Kaplamak : Çepeçevre sarmak, kuşatmak. Bir kabın, bir kılıfın, bir örtünün içine almak. Her yanını örtmek, istila etmek. Bir kimsenin veya bir şeyin nitelikleri herkesçe bilinir olmak. Doldurmak. Bir yüzeyi döşemek, başka bir nesne ile örtmek. Yayılıp doldurmak, etkisinde bırakmak. Kaplama adı verilen ince ağaç levhaları, değişik yöntemlerle hazırlanmış yüzeylere yapıştırmak. Bir madeni bir başka madenle kimyasal bir yöntemle örtmek. Doldurmak.
Yayılmak : Genişlemek, büyümek. Genelleşmek. Koyun, inek vb. otlamak. Rahat bir biçimde, sere serpe oturmak. Kaynağından çıkan ışık, doğru çizgiler hâlinde türlü yönlere dağılmak. Herkes tarafından duyulmak. Yayma işine konu olmak veya yayma işi yapılmak. Serilmek, döşenmek. Ayrıntıya girmek, açılmak. Hastalık, pek çok kimseye geçmek veya bulaşmak.
Salınmak : Yürürken uyumlu hareketlerle hafifçe bir yandan bir yana eğilmek. Salma işine konu olmak.
Serbest : Hareketi herhangi bir biçimde engellenmeyen. Sıkılmadan, şaşırmadan konuşan ve davranan. Zamanını istediği gibi kullanabilen, yapacak bir işi olmayan. Hiçbir şarta bağlı olmayan, istediği gibi davranabilen, erkin. Bazı kurallara bağlı olmayan. Ağırbaşlı olmayan, hoppa (kadın). Rahat, özgür, bağımsız bir biçimde. Tutuklu veya bağımlı olmayan, özgür, hür.
Bırakılmak : Bırakma işine konu olmak, terk edilmek.
Çok : Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı. Aşırı bir biçimde.
Yorgun : Çalışma vb. sebeplerle beden veya zihin etkinliği yavaşlayan, yorulmuş olan, bitap.
Hasta : Parasız, züğürt. Hastalık, kaza veya yaralanma dolayısıyla fizik veya ruh sağlığı bozulmuş ve tedavi edilmesi gereken kimse, rahatsız. Aşırı düşkün, tutkun. Zihinsel yetenekleri bozulmuş olan.
Göl : Futbol, hentbol, hokey ve buz hokeyi maçlarında topun kaleye sokulmasıyla kazanılan sayı.
Veya : Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olduğunda kullanılan bir söz. Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut.
Akmak : Karışmak, katılmak. Bir kap veya bir yer, içindeki veya üstündeki sıvıyı sızdırmak. Kumaş yıpranıp iplikleri erimeye başlamak. Sıvı bir madde bir yerden çıkmak. Zaman çabuk geçmek. Sıvı maddeler veya çok ince taneli katı maddeler bir yerden başka bir yere doğru gitmek. Sürüp gitmek. Çabucak savuşmak, ortadan kaybolmak. Boya birbirine karışmak. Art arda ve toplu olarak gitmek. Sıvı maddeler aşağıya yönelmek.
Diğer dillerde Dökülmek anlamı nedir?
İngilizce'de Dökülmek ne demek? : v. be poured, fall into, fall out, fall off, pour forth, pour out, spill, fall into decay, go to pieces, feel cheap, come off, course, disembogue, disgorge, drape, empty, fall, flow, molder, moulder, rub off, run down, slop over, teem
Fransızca'da Dökülmek : se répandre; affluer; (kumaþsaç) retomber; (saç) se dégarnir; (ýrmak vb) se jeter, déboucher, se dégorger
Almanca'da Dökülmek : v. ausströmen, einmünden, münden, zerfließen
Rusça'da Dökülmek : v. выливаться, проливаться, разливаться, расплескиваться, выплескиваться, рассып`аться, просып`аться, высып`аться, осып`аться, сыпаться, опадать, падать, выпадать, облетать, облупиться, отпадать, отваливаться, обваливаться, вываливаться, вылезать, слезать, отливаться, изменяться, ветшать, набрасы

Bu kısımda Dökülmek nedir? Dökülmek ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Dökülmek tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Dökülmek hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.