Suppler türkçesi Suppler nedir

  • Çeviklikle hareket edebilen.
  • Suple.
  • Yumuşatmak.
  • Bükülgen.
  • Akıcı ve hoş (üslup).
  • Yumuşak.
  • Elastik.
  • Yeni durumları çabuk kavrayıp onlara alışabilen (zeka).
  • Yumuşak ve esnek.
  • Esnek.
  • Kıvrak.
  • Uyumlu.
  • Uysal.

Suppler ingilizcede ne demek, Suppler nerede nasıl kullanılır?

Supple : Çeviklikle hareket edebilen. Esnek. Suple. Yumuşak ve esnek. Yumuşak. Yeni durumları çabuk kavrayıp onlara alışabilen (zeka). Elastik. Yumuşatmak. Akıcı ve hoş (üslup). Uyumlu.

Supplely : Uyumlu bir şekilde. Esnek bir şekilde.

Supplement : Saplement. Katkı maddesi. İlave. Doğu yazmalarında, bir konunun birbirini izleyen yazarlarca belirli zaman çerçevesi içinde sürdürülmesiyle oluşan yapıt. Bütünleyici. İlave yapmak. Zeyilname. Eklemek. Besi yerlerine katılan beslenme faktörleri, inhibitörler gibi maddeler. İktisat, veterinerlik alanlarında kullanılır.

Supplement period : Hakların saklı kalması için, yeni bir harç ödenerek tanınan süre. Ek süre.

Supplemental : Tamamlayıcı. Bütünleyici. Bütünler. İlave edilen. Katma. Ek. Suplemental. Munzam. İlave.

Supplementary angles : Düzler açılar. Bütünler açılar.

Supplementary brake : Yardımcı fren. Yardımcı eğleç.

Supplementary angle : Bütünler açı.

Supplemental panel : Eklemsel panel.

Supplementals : İlave. Munzam. İlave edilen. Bütünleyici. Suplemental. Ek. Bütünler. Tamamlayıcı.

 

İngilizce Suppler Türkçe anlamı, Suppler eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Suppler ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Stock up : Stok yapmak. Mal bulundurmak. Depolamak. İstiflemek. Stoklamak.

Gyrose : Eğimli. Dirsekli. Kıvrımlı. Dalgalı. Bükümlü.

Springiest : Canlı. Enerjik. Zıpkın gibi. Elastiki. Yay gibi. Yaylı.

Terrace : Balkon (amerikan ingilizcesi). Set. Evlerin önüne oturmak için yapılan düz yükselti ve buradaki oturma yeri. Fırdöndü. Taraça. Sıra evler. Sekilemek (yamacı). Sıraevlerin bulunduğu sokak. Teras. Akarsu koyaklarının iki yamacı üzerinde, göl ve deniz kıyılarında görülen, kimi kez birbiri üzerine belli aralıklarla sıralanmış az eğimli asılı düzlükler.

Lenify : Yatıştırmak. Dostluğunu kazanmak. Gönlünü almak.

Partner : Ortak olmak. Ortak. Paydaş. Kavalye. Dans arkadaşı. Dam. Şirket. Arkadaş. Oyun arkadaşı. Hayat arkadaşı.

Dulcified : Tatlılaştırmak. Tatlandırılmış. Yumuşatılmış. Tatlılaştırılmış.

Responsive : Cevap niteliğinde olan. Cevabi. Karşılık veren. Yanıt veren. Duyarlı. Hevesli. Cevap veren. Hassas.

Provide : Vazetmek. Hazırlıklı olmak. İhtiyacını karşılamak. Vermek. Donatmak. Şart koşmak. (veri vb) girmek. Koşul koymak. Bulmak. Sağlamak.

Anneal : Tutuşturmak. Yakmak. Sertleştirmek. Tav vermek. Tavlamak. Kızdırdıktan sonra yavaş yavaş soğutarak sertleştirmek. Tav. Tavlamak (metalurji terimi). (metal) tavlamak.

Suppler synonyms : bewhisker, victual, kern, terrasse, reflectorize, passover supper, copper bottom, reflectorise, transistorise, machicolate, fit, strongest, canal, flexile, amenable, stretchiest, tube, cadenced, headquarter, border, capacitative, date, pliable, curtain, as meek as a lamb, stretchier, brattice, acquiescent, lithest, scant, concordant, crenelate, alphabetize.

 

Suppler zıt anlamlı kelimeler, Suppler kelime anlamı

Take : Ele almak. Alınan taş. Tepki. Alıcının sürekli olarak bir kez çalıştırılmasıyla elde edilen film parçası. çevirim oyunluğunda, alıcının sürekli olarak bir kez çalıştırılmasıyla elde edilecek olan, her biri ayrı bir sayıyla belirtilen bölüm. alıcının bir kez çalıştırılması sırasında alıcı açısı, alıcı görüş noktası, alıcı ile çevrilen görünçlük arasındaki uzaklık, mercek çeşidi, vb. etkenlere göre başka başka özellikler gösteren görüntülerin tümü. (bu son durumda görüntüler gerek çerçeve içinde kapladıkları yer, gerek görüş açısı ve noktası, gerekse çevirim sırasında alıcının devinimiyle değişik özellikler kazanır ki, bunların her biri özel bir terimle belirtilir). tv. televizyon yayınında, sinemadaki çekimin özelliklerine karşılık olan durumlar. Tutma. Almak. Tutulan balık miktarı. Pay. Çevirim eylemi. Kavramak.

Low : Böğürmek. Az. Böğürmek (inek veya öküz). Ucuz. (inek) böğürmek. Düşük. (ses) yavaş. Yıkmak. Alçak.

Suppler antonyms : kern.