Provide türkçesi Provide nedir

  • Vazetmek.
  • Hazırlıklı olmak.
  • Bulmak.
  • Şart koşmak.
  • (veri vb) girmek.
  • Temin etmek.
  • Vermek.
  • Önlem almak.
  • Koşul olarak koymak.
  • Bulundurmak.
  • Koşul koymak.
  • İhtiyacını karşılamak.
  • Sağlamak.
  • Karşılamak.
  • Donatmak.

Provide ile ilgili cümleler

English: Ali asked Mary to provide another example.
Turkish: Ali Mary'den başka bir örnek vermesini istedi.

English: Ali said he couldn't provide any more details.
Turkish: Ali daha fazla ayrıntı sağlayamadığını söyledi.

English: Ali refused to provide a blood sample.
Turkish: Ali kan örneği vermeyi reddetti.

English: A painter paints his pictures on canvas. But musicians paint their pictures on silence. We provide the music, and you provide the silence.
Turkish: Ressam resimlerini tuvalin üzerine yapar, müzisyenlerse sessizliğin üzerine. Biz müziği sunarız, siz ise sessizliği.

English: A change of scenery would provide comfort.
Turkish: Tebdilimekânda ferahlık vardır.

Provide ingilizcede ne demek, Provide nerede nasıl kullanılır?

Provide against : Bir şeye karşı tedbir almak. -e karşı hazırlıklı olmak. Önlem almak. Tedbir almak.

Provide for : Hesaba katmak. Gereksinimini sağlamak. Hesaba almak. Birine iyi bakmak. İhtiyaçlarını karşılamak. Öngörmek. Rızkını temin etmek. Geçindirmek. Geçimini sağlamak. Sağlamak.

 

Operation provide comfort : Çekiç güç harekatı. Çekiç güç.

Provided : ... olmak kaydıyla. Temin etmek. Sağlanmış. Yeter ki. Şart koşmak. İhtiyacını karşılamak. Sağlamak. Tedarik edilen. Önlem almak. Koşul koymak.

Providence : Tedbirlilik. Vaktinde gerekli tedbirleri almayı bilme. İlahi takdir. Hiss-i kable'l vuku. Sezgi. Kader. Tasarruf. İhtiyat. Öngörü. Hazırlık.

Providentialism : Providansiyalizm. Kayracılık.

Provident : Tasarruf. İhtiyatlı. Tedbirli. Vaktinde gerekli tedbirleri almayı bilen. İdareli. Hazırlıklı. Tutumlu.

Providently : İdare ederek. Tedbirli şekilde. Tutumlu olarak. Hazırlıklı olarak.

Providentialist : Providansiyalist. Kayracı.

Provident fund : Tasarruf sandığı. Yardım sandığı.

İngilizce Provide Türkçe anlamı, Provide eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Provide ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Equip : Hazırlamak. Teçhiz etmek. Giydirmek. Kuşatmak.

Clearing up : Tamamlamak. Bilgi vermek. Düzelmek. Çözülmek. Aydınlığa kavuşturmak. Düzene koymak. Halletmek. Temizlemek. Açmak.

Articulate : Telaffuz etmek. Açık seçik konuşmak. Boğumlu. Tane tane söylemek. Anlaşılır. Eklemlerle birleştirmek. Açık bir şekilde ifade etmek. Dile getirmek. Eklemli. Sözlü ifade etmek.

Counter : Sayıcı. Gelen tanecikleri tek tek sayan araç. Sayaç. Bilgisayar, bilişim, fizik, kimya, eskrim alanlarında kullanılır. Aykırı. Kontra yumruk atmak. Karşı çıkmak. Ters. Muhalefet etmek.

Ascribes : Üstüne atmak. Yormak. Yakıştırmak. Yüklemek. -e yormak. Ayırmak. İsnat etmek. Hamletmek. Atfetmek.

Allowing : Göz önüne almak. İndirim yapmak. Koyvermek. Kabul etmek. İtiraf etmek. Bırakmak. Fikrinde olmak. Düşünmek. Ayırmak.

 

Accommodated : Yerleştirmek. Uzlaştırmak. Uydurmak. Kalacak yer sağlamak. Alışmak. Bağdaştırmak. Alıştırmak. Uyum sağlamak.

Staff : Porte (müzik terimi). Eleman sağlamak. Değnek. Gereç. Kadrosu olmak. Kadro. Direk. Çalışanlar. Kurmay. Asa.

Accommodate : Birbirine uydurmak. Yerleştirmek. Yer sağlamak. Uzlaştırmak. Uydurmak. Tanzim etmek. Yaşayacak yer temin etmek. Alışmak. Bağdaştırmak.

Maneuvers : Dolap çevirmek. Harekat. Manevra yapmak.

Provide synonyms : terrasse, bewhisker, kern, transistorise, victual, machicolate, reflectorize, indulge, reflectorise, copper bottom, provision, require, affords, edge, catered, gratify, insuring, supply with, retrofit, kept, slat, keep handy, provides, charge, adorn, counterbalance, bottom, accord, contrives, dish up, top out, capitalise, water.

Provide zıt anlamlı kelimeler, Provide kelime anlamı

Take : (fotoğraf) çekmek. Reaksiyon. Alıcının sürekli olarak bir kez çalıştırılmasıyla elde edilen film parçası. çevirim oyunluğunda, alıcının sürekli olarak bir kez çalıştırılmasıyla elde edilecek olan, her biri ayrı bir sayıyla belirtilen bölüm. alıcının bir kez çalıştırılması sırasında alıcı açısı, alıcı görüş noktası, alıcı ile çevrilen görünçlük arasındaki uzaklık, mercek çeşidi, vb. etkenlere göre başka başka özellikler gösteren görüntülerin tümü. (bu son durumda görüntüler gerek çerçeve içinde kapladıkları yer, gerek görüş açısı ve noktası, gerekse çevirim sırasında alıcının devinimiyle değişik özellikler kazanır ki, bunların her biri özel bir terimle belirtilir). tv. televizyon yayınında, sinemadaki çekimin özelliklerine karşılık olan durumlar. Çevirmek. Yakalamak. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Ele almak. Tutma. Kavramak. Yazmak.

Provide antonyms : kern.

Provide ingilizce tanımı, definition of Provide

Provide kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To take measures beforehand in view of an expected or a possible future need, especially a danger or an evil. To look out for in advance. To prepare. As, to provide against the inclemency of the weather. To procure supplies or means in advance. Followed by against or for. To provide for the education of a child. To procure beforehand. To get, collect, or make ready for future use.