Provide for türkçesi Provide for nedir

  • Geçindirmek.
  • Gereksinimini sağlamak.
  • Rızkını temin etmek.
  • İhtiyaçlarını karşılamak.
  • Hesaba katmak.
  • Düşünmek.
  • Öngörmek.
  • Hesaba almak.
  • Geçimini sağlamak.
  • Birine iyi bakmak.
  • Sağlamak.
  • İhtiyaç karşılamak.

Provide for ile ilgili cümleler

English: You must provide for a rainy day.
Turkish: Kötü bir gün için tedarikli olmalısın.

English: We should provide for unexpected events.
Turkish: Beklenmedik olayları öngörmeliyiz.

English: He worked hard to provide for his family.
Turkish: Ailesine bakmak için çok çalıştı.

English: He is unable to provide for his family.
Turkish: O, ailesinin geçimini sağlayamaz.

English: I provide for the needs of my family.
Turkish: Ailemin ihtiyaçlarını karşılıyorum.

Provide for ingilizcede ne demek, Provide for nerede nasıl kullanılır?

Provide : Hazırlıklı olmak. Donatmak. Şart koşmak. Önlem almak. Vazetmek. Temin etmek. Vermek. Karşılamak. Koşul olarak koymak. Bulmak.

For : Dolayı. Ocak. -e rağmen. Diye. Dair. -e. Namına. Yerine. -e uygun.

Provide against : -e karşı hazırlıklı olmak. Önlem almak. Bir şeye karşı tedbir almak. Tedbir almak.

Provided : Eğer. Karşılamak. -mek şartıyla. ... olmak kaydıyla. Yeter ki. Şayet. Sağlamak. Sağlanmış. Tedarik edilen. Önlem almak.

Providence : Pre-kognisyon. Tasarruf. Tedbir. İhtiyat. İlahi takdir. Allah. Vaktinde gerekli tedbirleri almayı bilme. Hazırlık. Takdiri ilahi. Allah'ın takdiri.

 

Providencia : Gram negatif, isteğe bağlı anaerob, hareketli, çubuk biçiminde bakteri cinsi. Providansi. Providencia.

İngilizce Provide for Türkçe anlamı, Provide for eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Provide for ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Account for : Anlatmak. Sebebi olmak. Sebebi belirtmek. Hesap vermek. Sorumlu olmak. İzah etmek. Nedenini açıklamak. Açıklamak. Açıklama getirmek.

Keep in mind : Aklında tutmak. Akılda tutmak. Unutma. Akıldan çıkarmamak. Hatırda tutmak. Unutmamak. Aklına kazımak. Dikkate almak. Hafızada tutmak.

Cerebrating : Beynini çalıştırmak.

Accommodate somebody with : Tedarik etmek.

Considers : Dikkate almak. Göz önüne almak. Saymak. Görmek. Addetmek. Göz önünde tutmak. Saygı göstermek. Göz önünde tutar.

Administers : Vermek (ilaç, ceza vb). İcra etmek. Vermek. Vermek (ilaç veya ceza vb). Verdirmek. Hizmet etmek. Müdürlük etmek. Tayin etmek. Yönetmek. İdare etmek.

Make allowances for : İzin vermek. Göz önüne almak. Dikkate almak. Göz önünde bulundurmak. Göz önünde tutmak.

Envisage : İmgelemek. Önceden düşünmek. Kafasında canlandırmak. Gözünde canlanmak. Tahayyül etmek. Tasavvur etmek. Tahmin etmek. Zihninde canlandırmak. Planlamak.

Bethought : Anımsamak. Anımsanmış. Hatırlamak. Anımsanan. Üzerinde düşünmek. Kafa yormak.

Provide for synonyms : be pensive, predicts, count, accommodates, stipulates, allow for, cerebrates, maintaining, account, assure, allows, arm, support, stipulate, count on, counted, accommodate, envisages, cater for, associate, live on, support oneself, carried, consider, set up, predict, maintained, carries, subsisting, subsisted, maintain, bargain for, feed.