Supplier türkçesi Supplier nedir
- Mal sağlayan firma.
- Satıcı.
- Mal çıkaran.
- Gereksinimleri karşılayan.
- Sağlayan.
- Gümrük alanında kullanılır.
- İhtiyacı karşılayan.
- Üretici.
- Tedarikçi.
- Bir ülkeden dış ülkelere mal çıkaran kişi. uluslararası ticarette mal satan ülke.
- Temin eden.
- Tedarik eden kimse veya firma.
Supplier ile ilgili cümleler
English: We face competition from foreign suppliers.
Turkish: Yabancı firmalardan kaynaklanan bir rekabetle karşı karşıyayız.
English: I'm thinking about changing my supplier.
Turkish: Tedarikçi firmamı değiştirmeyi düşünüyorum.
English: We have suppliers.
Turkish: Bizim tedarikçilerimiz var.
Supplier ingilizcede ne demek, Supplier nerede nasıl kullanılır?
Supplier of invention : Bulgu belgesini tümleyen. Bulgu belgesinin eksik olan yönlerini bütünleyen ve böylece onun tam olarak kullanılmasını sağlayan.
Non guaranteed supplier credit : Resmi kurumlarca verilmiş bir güvence veya sigortası bulunmaksızın gerçekleştirilen dışalımda, dışalım bedelinin ödenmemesi sonucunda oluşan borç. Güvencesiz ticari borç.
Principal supplier : Mal sağlayan önde gelen ülke. Baş ihracatçı ülke. Başsatıcı ülke. Gatt üyesi ülke sataklarında (pazarlarında), ödün görüşmelerinden önceki belli bir dönemde, o ödünün başta kendisi ile görüşülmüş bir ülkeye oranla daha büyük pay iyesi olan gatt üyesi ülke. a. bk. ana çıkar iyesi.
Self supplier : Kendi ihtiyacını kendi üreten.
Traditional supplier : Geleneksel ihracatçı-geleneksel satıcı ülke. Geleneksel satıcı ülke. Geleneksel ihracatçı. Belli bir malı, dış ülkelere öteden beri satan ve o malın dünya teciminde başsatıcısı olan ülke. (türkiye geleneksel tütün, kuru üzüm satıcısıdır.).
Supplied : Tedarik edilen. Yerini doldurmak. Tedarik etmek. İhtiyacı karşılamak. Sağlamak. Temin etmek. Tedarik edilmiş. Karşılamak. Gidermek.
Cleaning supplies : Temizlik malzemesi. Temizlik malzemeleri.
Supplies : İkmal malzemeleri. İkmal maddesi. Gereçler. Levazım. Erzak. Materyal. Malzeme. Tahsisat. Ödenek.
Supplied macros : Program tarafından sağlanan makrolar.
Factory supplies : Üretilen malla ilgili olmayan maddeler.
İngilizce Supplier Türkçe anlamı, Supplier eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Supplier ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Victualer : Erzakçı. Müteahhit. İçki satıcısı. Erzak veren kimse. Erzak gemisi. Lokantacı.
Bagman : (kirli para) tahsildar. Tahsildar. Gezgin satıcı.
Clerk : Katiplik etmek. Yazıcı. Müdür (ingiliz ingilizcesi). Resepsiyonist. Memur olarak çalışmak. Katip. Yazmanlık yapmak. Katiplik yapmak. Şef (ingiliz ingilizcesi).
Victualler : Erzak gemisi. Erzak veren kimse. Lokantacı. Erzakçı. Müteahhit. İçki satıcısı.
Autonomous rate of duty : Yasal vergi oranı. Gümrük bildirmeliğine, yasa ile ya da onun verdiği yetkiye dayanılarak hükümetçe konulmuş olan ve o ülkece tek yönlü değiştirilebilen vergiler.
Coasting traffic : Bir ülkenin limanları arasında kendi deniz araçlarının işlemesi (küçük kabotaj). deniz araçlarının, o ülke limanları ile dış limanlar arasında işlemesi (büyük kabotaj). Kabotaj.
Vendor : Bayi. Bilgisayar, iktisat, ekonomi, veterinerlik alanlarında kullanılır. Bir nesneyi satan ya da adına satış yapılan kişi. Bir firma tarafından üretilen yemi satan veya dağıtan ruhsat sahibi özel veya tüzel kişi. Taşeron. Mal ve hizmet satan gerçek veya tüzel kişi. Satış makinesi. Sağlayıcı. Müteahhit.
Generator : Dinamo. Ana nota. Üreten kimse veya şey. İmbik. Üreteç. Mekanik erkeden elektrik erkesi oluşturan aygıt. Genel biçimde tanımlanmış bir işe ilişkin olarak önceden hazırlanmış bir çatıdan yararlanarak, kullanıcının belirlediği parametrelere göre, onun özel gereksemelerini karşılar nitelikte bir izlence üreten herhangi bir yordam. Jeneratör. Mekanik erkeyi elektrik erkesine çeviren aygıt.
Recruiter : Firmaya eleman alan kimse. İşe alan. Askerlerin giriş kayıt işlemlerini yapan görevli memur. Yazıcı. Orduya asker alan kimse. Askerlerin giriş kayıt işlemlerini yapan görevli asker. Personel alma memuru.
Supplier synonyms : provisioner, businessperson, producers, ceiling bond, obtainer, providers, sutler, planters, approved routes, ensurer, concession rate, assuring, exporter, generative, dispenser, disposer, dealers, bargainor, boarding and search of ships, merchant, genitor, producer, fabricant, bagmen, bound item, elicitor, supplying, manufacturer, disposers, grower, device map, merchandizer, aircraft cargo manifeste.
Supplier ingilizce tanımı, definition of Supplier
Supplier kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : One who supplies.

Bu kısımda Supplier kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Supplier ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Supplier anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Supplier ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.