Principal supplier türkçesi Principal supplier nedir

  • Gatt üyesi ülke sataklarında (pazarlarında), ödün görüşmelerinden önceki belli bir dönemde, o ödünün başta kendisi ile görüşülmüş bir ülkeye oranla daha büyük pay iyesi olan gatt üyesi ülke. a. bk. ana çıkar iyesi.
  • Mal sağlayan önde gelen ülke.
  • Gümrük alanında kullanılır.
  • Baş ihracatçı ülke.
  • Başsatıcı ülke.

Principal supplier ingilizcede ne demek, Principal supplier nerede nasıl kullanılır?

Principal : Asıl. Okul müdürü. En önemli. Anapara. Belli başlı. Yönetici. Fail. Şef. İlke. Bir iş sözleşmesine dayanarak herhangi bir işte ücret karşılığı işçi çalıştıran tüzel ya da gerçek kişi.

Supplier : Üretici. Satıcı. Tedarik eden kimse veya firma. Gereksinimleri karşılayan. Bir ülkeden dış ülkelere mal çıkaran kişi. uluslararası ticarette mal satan ülke. İhtiyacı karşılayan. Temin eden. Sağlayan. Tedarikçi.

Principal axis : Temel eksen. Asal eksen. Baş eksen. Esas eksen. Yuvarsal bir merceğin ya da aynanın yüzey özeğinden ve ışıksal özeğinden geçen doğru.

Principal axis of a lens : Mercek ana ekseni. Mercek yüzeylerinin özeklerinden geçen doğru çizgi.

Principal axis of a mirror : Aynanın asal ekseni. Çukur ya da tümsek aynanın eğrilik özeğinden orta noktasına giden doğru çizgi; bu doğru boyunca giden ışın gittiği yoldan geri döner.

 

Principal beam : Esas kiriş. Ana kiriş.

İngilizce Principal supplier Türkçe anlamı, Principal supplier eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Principal supplier ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Clearence for home use : Yurda sokma. Gerekli işlemleri bitirilip giriş vergilerinin ödenmesinden sonra, malın gümrük denetinden çıkması.

Brussels nomenclature : Brüksel mal bölümleme çizelgesi. Gümrük bildirmeliklerinde yazılı malların bölümlendirilmesinde temel alınan, gümrük işbirliği konseyi'nce düzenlenmiş çizelge.

Ad valorem basis : Gümrük bildirmeliklerinde, mal değerinin vergiye temel alınması. Değer ilkesi. Değer esası.

Concession rate : Ödünlü vergi oranı. Bir ülkenin başka bir ülkeyle yaptığı iki yanlı bir antlaşma ile belli edilen gümrük vergisi düzeyi.

Bound item : Uluslararası antlaşmalarla başka bir ülkeye verilen ödün sonucu, gümrük vergisine bağlanmış olan mal. Bağlı mal.

Boarding and search of aircrafth : Yabancı ülkelerden gelen ya da yabancı ülkelere giden hava taşıtlarının, gümrük ilgililerince belge ve kayıtlarının görülüp incelenmesi. Hava taşıtları deneti.

Commin external tariff : Avrupa topluluklarına üye ülkeler dışındaki ülkelerden gelen mallara uygulanan ortak gümrük bildirmeliği. Ortak dışbildirmelik.

Clearance through customs : Gümrükleme. Gümrük işlemlerini yaptırıp bitirerek, malları yurda sokma ya da yurttan çıkarma.

Boarding and search of ships : Deniz taşıtları deneti. Deniz taşıtlarının kontrolü. Deniz taşıtların kontrolü. Yabancı ülkelerden gelen ya da oralara giden deniz taşıtlarında, ilgili gümrük görevlilerince (koruma memuru) belge ve kayıtların görülüp incelenmesi, kaptana gerekli sorular sorularak sorgu kağıtlarının doldurulması ve taşıtın yoklanması gibi işler.

 

Autonomous rate of duty : Gümrük bildirmeliğine, yasa ile ya da onun verdiği yetkiye dayanılarak hükümetçe konulmuş olan ve o ülkece tek yönlü değiştirilebilen vergiler. Yasal vergi oranı.

Principal supplier synonyms : aircraft cargo manifeste, approved routes, ceiling bond, ad valorem duties, coasting traffic, composite duties.