Principal türkçesi Principal nedir
- Müvekkil.
- Asıl.
- Başkan.
- Şef.
- Temel.
- Belli başlı.
- Akreditif amiri.
- Ana para.
- Yönetici.
- Baş.
- Ana.
- Esas.
- İlke.
- En önemli.
- Başlıca.
- Bir iş sözleşmesine dayanarak herhangi bir işte ücret karşılığı işçi çalıştıran tüzel ya da gerçek kişi.
- Anapara.
- İşveren.
- Fail.
- İktisat alanında kullanılır.
- Okul müdürü.
- Akreditif açtırmak amacıyla bankaya başvuran dışalımcı.
Principal ile ilgili cümleler
English: He is the principal of the high school.
Turkish: Lise müdürüdür.
English: Ali is the principal of a high school.
Turkish: Ali bir lisenin müdürüdür.
English: I met the principal himself.
Turkish: Müdürün kendisiyle görüştüm.
English: Mr Bush, principal of our school, graduated from Yale.
Turkish: Bay Bush, okulumuzun müdürü, Yale'den mezun oldu.
English: Mr. Hunt is the principal of our school.
Turkish: Bay Hunt okulumuzun müdürüdür.
Principal ingilizcede ne demek, Principal nerede nasıl kullanılır?
Principal axis : Esas eksen. Temel eksen. Baş eksen. Asal eksen. Yuvarsal bir merceğin ya da aynanın yüzey özeğinden ve ışıksal özeğinden geçen doğru.
Principal axis of a lens : Mercek yüzeylerinin özeklerinden geçen doğru çizgi. Mercek ana ekseni.
Principal axis of a mirror : Çukur ya da tümsek aynanın eğrilik özeğinden orta noktasına giden doğru çizgi; bu doğru boyunca giden ışın gittiği yoldan geri döner. Aynanın asal ekseni.
Principal beam : Ana kiriş. Esas kiriş.
Principal branch : Esas dal. Başat dal. Ana dal.
Principal curvatures : Başçıl eğrilik. Prinsipal eğrilik. Asli eğrilik. Bombeli bölüm.
Principal curvature : Bombeli bölüm. Başçıl eğrilik. Asli eğrilik. Prinsipal eğrilik.
Principal components : Temel bileşenler. Ana bileşenler.
Principal capital : Üzerinden faiz hesaplanacak olan para. Esas sermaye. Anapara. Ana sermaye.
Principal curve : Eğrilik çizgisi.
İngilizce Principal Türkçe anlamı, Principal eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Principal ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Archimedean point : Mutlak noktası. Üs. Tutunma noktası. Arşimet noktası.
A type mutual funds : Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiyede kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu. A tipi yatırım fonu ortaklığı. A tipi yatırım fonu.
Backdrops : Sahnede arka perde. Sahne arka perdesi. Zemin. Uygun ortam. Arka perde. Fon. Perde arkası.
A shift in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.
Prime : En kaliteli. İlk. Ne söyleyeceğini öğretmek (tanığa). Birincil. Astar çekmek. En iyi. Ağızotu koymak. Suyla doldurarak kullanıma hazırlamak.
A group shares : A grubu hisse senedi. Şirkete sonradan ortak olanlardan farklı olarak, şirketin ilk kurucularına genellikle kara iştirak ve oy kullanmayla ilgili haklar veren ayrıcalıklı hisse senedi türü.
Anas : Eşyalar koleksiyonu (özellikle belirli bölge veya kişi, vs. simgeleyen). Derlemenin bir kısmı. Seçmeler. Antolojiden bir bölüm. Antoloji.
Commander : Önder. Deniz yarbayı. Başbuğ. Kumandan. Komutan. Amir. Tarikat şefi. Kumanda aleti.
Chairmen : Başkan (yönetim kurulu). Tahtırevan taşıyıcısı. Genel başkan. Reis. Kürsü başkanı. Tekerlekli sandalye sürücüsü. Toplantı başkanı.
Beaks : Okul müdürü (ingiliz ingilizcesi). Gaga. Hakim (ingiliz ingilizcesi). Ağız. İbrik ağzı. Yargıç. Büyük burun. Öğretmen (ingiliz ingilizcesi). Gagalamak. Yargıç (ingiliz ingilizcesi).
Principal synonyms : of import, preceptor, a change in individual demand, a shift in individual demand, elementary, arterial, of utmost importance, chief clerk, bow, leading, ethnarch, maker, aboriginal, gaffer, principal capital, wrongdoer, chiefly, chief, basal, keynoted, courses of study, taskmaster, commanders, major, ability rent, actor, perpetrator, administrator, headmistresses, keynote, basic, administrants, beans.
Principal zıt anlamlı kelimeler, Principal kelime anlamı
Unimportant : Fındık kabuğunu doldurmaz. Mühim olmayan. Ufak tefek. Önemsiz. Hafif.
Principal ingilizce tanımı, definition of Principal
Principal kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : One who takes the lead. As, the principal of a faction, a school, a firm, etc. As, the principal officers of a Government. The principal productions of a country. Main. Chief. Most considerable or important. Distinguished from a subordinate, abettor, auxiliary, or assistant. The principal arguments in a case. The principal men of a state. Highest in rank, authority, character, importance, or degree. One who acts independently, or who has controlling authority or influence. A leader, chief, or head.

Bu kısımda Principal kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Principal ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Principal anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Principal ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.