Surf türkçesi Surf nedir

  • Kıyıya çarpıp çatlayan dalgaların sesi.
  • Dalga köpüğü.
  • Çatlayan dalgalar.
  • Kırılma çizgisi ile kıyı arasındaki dalga faaliyeti.
  • Sörf yapmak.
  • Köpüklü dalga.
  • Kıyıya çarpıp çatlayan dalgalarda oluşan beyaz köpükler.
  • Sörf yapmak (internet üzerinde).
  • Kıyıya çarpıp çatlayan dalgalar.
  • Kıyıya vuran köpüklü dalgalar.

Surf ile ilgili cümleler

English: A total eclipse is only visible from a narrow strip (about 150 km wide) of the Earth's surface at any one time.
Turkish: Toplam tutulma herhangi bir zamanda sadece dünya yüzeyinin dar bir kesiminden görülebilir

English: Who taught you to surf so well?
Turkish: Bu kadar iyi sörf yapmayı sana kim öğretti?

English: Ali bought me a new surfboard.
Turkish: Ali bana yeni bir sörf tahtası aldı.

English: A fallen leaf floated on the surface of the water.
Turkish: Ölü bir yaprak su yüzeyinde yüzüyordu.

English: About one third of the earth's surface is land.
Turkish: Yaklaşık olarak dünya yüzeyinin üçte biri topraktır.

Surf ingilizcede ne demek, Surf nerede nasıl kullanılır?

Surf board : Sörf tahtası.

Channel surf : (argo) kanal sörfü yapmak. İzlemeye değer ilginç bir şeyler ararken uzaktan kumandayı kullanarak sürekli ve hızlı bir şekilde televizyon kanallarını değiştirmek. Channel-hop (zaplamak).

 

Surface : Dış görünüş. Yol vb'yi sert bir madde ile kaplamak. Yüzey. Yerüstü. Kaplamak (yolu bir maddeyle). Matematiksel olarak iki boyutla gösterilen ve evrelerin değme sınırlarını belirlediği varsayılan geometrik kavram. Yüzeye çıkmak. Ortaya çıkmak. Cilalamak. Yüzeye çıkarmak (denizaltı).

Surface active : Yüzeyetkin. Yüzey etkin. Sürfaktif. Yüzey aktif.

Surface active agent : Yüzey aktif madde. Yüzey etkin madde. Yüzeyetkin özdek.

Surface anesthesia : Topikal anestezi. İlacın deri veya mukozaya temas ettirilmesiyle elde edilen yerel anestezi, topikal anestezi. Yüzeyel anestezi. Yüzeysel anestezi.

Surface defect : Yüzeysel kusur. Yüzey hatası. Yüzey yanlışlığı. Yüzey kusuru. Yüzey eksikliği.

Surface contaminant : Yüzey kirletici. Yüzey bulaşkanı.

Surface area : Yüzey alanı. Yüzey ölçümü. Yüzölçümü.

Surface contamination : Yüzey pislenmesi. Yüzey bulaşımı. Yüzey kirlenmesi. Yüzey kirliliği.

İngilizce Surf Türkçe anlamı, Surf eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Surf ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Wave : Sallamak. Bilgisayar, coğrafya, fizik, kimya, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Bir ortamda ya da uzayda, parçacıkların esnek kıpırdanmalarına yol açan dönemsel olay ya da sıcaklık, basınç, elektromıknatıs alan gücü, elektrik gücü gibi fiziksel niceliklerde dönemsel değişiklik. Dalga. Tolkun. El etmek. Kıvrım. Yeğinliği, genliği yer ile zamana göre düzenli biçimde yinelenerek değişen işlev ya da nicelik. El sallamak. Saç dalgası.

White horses : Beyaz at.

 

Whitecap : Kızılkuyruk. Rüzgar etkisinde deniz yüzeyi köpüklenmesi. Beyaz başlıklı kuş.

Breaker : Kırıcı. Sığlığa ulaşınca genel devinim kuramından ayrılarak çatlayıp köpüklü bir görünüm alarak kıyıya doğru yer değiştiren dalga türü. Kinci. Coğrafya, madencilik alanlarında kullanılır. Mancana (gemi). Kırma makinesi. Konkasör. Ezici. Dev dalga. Kesici.

Whitecaps : Rüzgar etkisinde deniz yüzeyi köpüklenmesi. Kızılkuyruk. Beyaz başlıklı kuş.

White horse : Beyaz at.

Glide : Planörle uçmak. Kaydırmak. Gülle atmada, atış için ön hızı kazanmak amacıyla, atma döngüsü içinde yerden yükselmeden atış yerine doğru yapılan sekme. Kaymak (bir yerden vb). Sessizce ve kayıyormuş gibi gitmek. Süzülmek. Kayma. Motorsuz uçmak. Akmak.

Surfboard : Kullanıcılarını üzerinde taşıyan yüzer yüzey. Sörf tahtası. Sörf. Dalga kayağı.

Surf synonyms : moving ridge, surfed, surfs, windsurf, breakers.

Surf ingilizce tanımı, definition of Surf

Surf kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The bottom of a drain. The swell of the sea which breaks upon the shore, esp. upon a sloping beach.