Systemics türkçesi Systemics nedir

  • Sistemik (ilaç).
  • Vücut sistemiyle ilgili.
  • Bütün vücutla ilgili.
  • Sistemik.
  • Dizgesel.
  • Sistemli.
  • Vücut ile ilgili.
  • Vücuda ait.

Systemics ingilizcede ne demek, Systemics nerede nasıl kullanılır?

Systemic amyloidosis : Eozinofilik, bağdaşık, hiyalini görünümdeki amiloid maddesinin birçok organ ve dokuda birikimiyle belirgin hastalık, sistemik amiloidozis sendromu. Sistemik amiloidozis.

Systemic amyloidosis syndrome : Sistemik amiloidozis sendromu. Sistemik amiloidozis.

Systemic bioavailability : Sindirim kanalından emilip karaciğere geldikten sonra metabolize olup vena cava inferiyor aracılığında sistemik dolaşıma geçen ilaç oranını ifade eden terim. Sistemik biyoyararlanım.

Systemic circulation : Besinleri dokulara taşımak ve artık maddeleri dokulardan uzaklaştırmak amacıyla kuşlarda ve memelilerde, sol kulakçıktan, sol karıncığa geçen kanın oradan aortayla diğer atardamarlara taşınarak bütün organ ve dokulara kadar gidip kılcal damarlar aracılığıyla toplardamarlara geçerek sağ kulakçığa gelmesiyle meydana gelen kan dolaşımı, sistemik dolaşım, periferik dolaşım. Kuşlarda ve memelilerde, sol kulakçıktan, sol karıncığa geçen kanın oradan ana atardamar (aort) ile diğer atardamarlara taşınarak bütün organ ve dokulara kadar gidip kılcal damarlar aracılığıyla toplardamarlara geçerek sağ kulakçığa gelmesiyle meydana gelen kan dolaşımı. Büyük kan dolaşımı. Büyük dolaşım. Sistemik dolaşım. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır.

 

Systemic disease : Sistemik hastalık. Tüm vücudu etkileyen hastalık.

Systemic transformation facility : Uluslararası para fonu tarafından merkezi planlı ülke ekonomilerinin piyasa ekonomisine geçiş sürecinde karşılaşacakları dış ödeme sorunlarının giderilmesi için 1993 yılında yaratılan, 1995 yılından sonra ise dış ödeme sorunu yaşayan bütün üye ülkelere açık olan kredi mekanizması. Sistemi yapılandırma kolaylığı.

Acquired portosystemic shunt : Kronik karaciğer lezyonlarında portal kan dolaşımının belirgin biçimde baskı altında kalması sonucu, kapı toplardamarının doğrudan sistemik dolaşıma karışması. Kazanılmış portosistemik şant.

Congenital portal systemic shunt : Doğuştan portal sistemik şant. Fetüste normal olarak vena cava caudalis ile vena porta’yı birbirine bağlayan ductus venosus, doğuma yakın bir dönemde veya doğumdan kısa bir süre sonra ortadan kalkmaması ve bu iki damar arasındaki bağlantı kesilmemesiyle belirgin yapılış bozukluğu.

Systemic mycosis : Mantar etkenlerinin kan dolaşımına karışması ve birçok organda granülom oluşturmasıyla belirgin mantar hastalığı. Sistemik mantar hastalığı.

Systemic infection : İlk enfeksiyon odağındaki etkenin konağın vücudunun tamamına veya ilk odaktan farklı organ ve dokularına yayıldığı enfeksiyon tipi. Sistemik enfeksiyon.

İngilizce Systemics Türkçe anlamı, Systemics eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Systemics ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Businesslike : Pratik. Sağduyulu. İşten anlayan. Ciddi. Başarılı. Jüyeli. Düzenli.

Systematise : Sisteme göre düzenlemek. Sistematikleştirmek. Dizgeleştirmek. Sistemleştirmek.

Orderlies : Toplu. İntizamlı. Muntazam. Düzgün. Yazıcı. Emir eri. İtaatli. Hastane hademesi. Derli toplu.

Systemic : Bir sistemle ilgili. bir organizmanın bir kısmıyla değil tümüyle ilgili. Vücudu tümüyle tutan, tüm vücudu etkileyen, sistemle ilgili olan. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır.

Science : Fen bilgisi. Eğitim, sosyoloji alanlarında kullanılır. Maharet. Evrenin bir bölümünü konu olarak seçen, deneysel yöntemlere ve gerçekliğe dayanarak yasalar çıkarmaya çalışan düzenli bilgi. türlü duygusal yaşantıların mantıkça bir örnek düşünce dizgesine uydurulması için gösterilen çabalara verilen ad. Teknik. Olayların ve nesnelerin oluşum, yapı ve gelişimindeki yasalılıkları açıklamaya çalışan, olguları, mantıksal düşünceyi temel alan, tarihsel nitelikte bilgi düzeni. Alanını oluşturan olaylar üzerinde betimleme açımlama ve öndeyilerde bulunma olanağı veren, uygulamalı yordamlar geliştirmeye yardımcı olarak konusunu denetim altına almaya elveren bilgiler üretme çabası ya da bu tür bilgiler kümesi. Beceri. İlim. Hüner.

Codify : Derlemek. Şifrelemek. Kanun halinde toplamak. Sisteme bağlamak. Düzenlemek. Kodlamak. Sistemleştirmek. Bir sisteme bağlamak.

Systematic : Yöntemli. Dizgeli. Jüyeli. Sistematik. Düzenli.

Bodily : Maddi. Bedeni. Bütün olarak. Bedensel. Bütün halinde. Cismen. Cismani. Tümüyle. Fiziki.

Taxonomy : Sınıflandırma ilmi. Organizmaların aralarındaki ilişkiler dikkate alınarak belirli kategorilere (taxa) ayrılarak uygun ve gerçek adlar verilmek suretiyle sırasıyla sınıflandırılması. Taksonomi. Taksinomi. Sınıflama. Canlıların çeşitli özelliklerine göre sınıflandırılmasıyla bu sınıflandırmada kullanılan kural ve prensipler. Cinsine göre tasnif. Organizmaları sınıflandırma bilimi. Canlıların sınıflandırılması; bu sınıflandırmada kullanılan kural ve prensipler. Sınıflandırma.

Systematical : Yöntemli. Düzenli. Sistematik. Programlı.

Systemics synonyms : biosystematy, systemise, biosystematics, schematics, orderly, corporal, corporals, digest, schematic, order, scientific, methodical, scientific discipline, systematize.

Systemics zıt anlamlı kelimeler, Systemics kelime anlamı

Disorder : Düzensizlik. Düzenini bozmak. Rahatsızlık. Nizamsızlık. Patırtı. Keşmekeş. Bozmak. Hastalık. Karıştırmak. Karışıklık.

Local : Kısmi. Bölgenin yerlisi. Bölgesel. Odaksal. Banliyö treni. Bar. Yerel. Bir odağa ilişkin, belli bir yerde oluşmuş, belli bir bölgede kalan, sınırları belli, fokal, lokal. Gözlem yerine ya da gözlemcinin bulunduğu yere ilişkin. Lokal tren.