Telecine türkçesi Telecine nedir

Telecine ingilizcede ne demek, Telecine nerede nasıl kullanılır?

Telecine operator : Film yayıncısı. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Film yayın aygıtını çalıştıran, film yayınını gerçekleştiren kimse.

Color telecine : Renkli televizyon için renkli filmlerin gösterilmesini sağlayan film yayın aygıtı çeşidi. Renkli film yayın aygıtı. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Colour telecine : Renkli film yayın aygıtı.

Roll telecine : Yönetmenin, film yayıncısına filmi yayına sokması için verdiği komut. Film. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Run telecine : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Yönetmenin, film yayıncısına filmi yayına sokması için verdiği komut. Film.

Telecasts : Esas sebep. Televizyonla yayımlamak. Yayınlamak. Televizyon yayınlama. Televizyon yayını. Tv yayını. Televizyonda yayınlamak.

Telecaster : Televizyon yayını yapan kimse. Televizyon yayıncısı.

Telecommand : Uzkomut. Telekumanda. Telekomut. Uzaktan komut.

Telecasted : Televizyonda yayınlanan. Televizyonla yayınlanmış. Yayınlamak. Televizyonda yayınlamak.

Vidicon telecine : Vidikon film aygıtı. Olağan bir göstericinin merceği karşısına yerleştirilerek göstericideki filmi televizyon görüntüsüne çeviren ve yayan bir vidikon alıcıdan oluşan film yayın aygıtı çeşidi. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

 

İngilizce Telecine Türkçe anlamı, Telecine eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Telecine ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Telecast : Esas sebep. Yayınlamak. Tv yayını. Televizyon yayını. Sınalgı yayını. Televizyon yayınlama. Televizyonla yayımlamak. Televizyonla yayınlamak. Resim ve ses imlerini televizyon almaçlarının izleyebileceği biçimde, elektromıknatıs ışımayla yaymak. bir izlenceyi televizyonla yaymak. Televizyonlu yayınlama işi.

Broadcast : Ünalgı yayını yapmak. Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Sınalgı yayını yapmak. Bildirmek. Yayımlamak. Yayın. Saçmak. Radyo veya televizyonla ilgili. Saçmak (tohum). Resim ve ses imlerini televizyon almaçlarının izleyebileceği biçimde, elektromıknatıs ışımayla yaymak. bir izlenceyi televizyonla yaymak.

Beam : Yatay ağaç. Işımak. Belli bir doğrultuda giden, ışından daha kalın tanecikler topluluğu. Demet. Belirli bir yönde yol alan ışınım; özellikle ışın demeti ya da elektron demeti. Kiriş. Saçmak (ışık). Yayın yapmak. Neşretmek. Parlamak (yüzü).

Colorcast : Renkli televizyon yayını. Renkli olarak yayınlanan televizyon programı (ayrıca colourcast).

Air : Tavır. Melodi. Yayına sokmak. Açılmak. Caka. Soluduğumuz hava. Yayına girmek. Herkese söylemek. Nağme. Çalım.

Send : Neşretmek. Fırlatmak. Coşturmak. Göndermek. Yayın yapmak. Etmek. Atmak. Yollamak. Sevk etmek.

Transmit : Yayınlamak. Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Nakletmek. İletmek. Göndermek. Aktarmak. Yaymak (radyo dalgaları veya telgraf sinyalleri vb'ni). Geçirmek. Yaymak. Bulaştırmak.