Temek nedir, Temek ne demek

  • Ahırdaki gübreyi dışarı atmak için kullanılan kapaklı veya kapaksız delik, pencere

Yerel Türkçe anlamı:

Ahırlardan hayvan pisliği akıtılan delik (Çayağzı)

Gübre yığını.

Tavan.

Dokunmak, değmek : Ali başıma têdi.

1.Ahırlarda gübre atmaya ya da saman almaya yarayan delik, ahır penceresi. 2.Pencere. 3.Camsız, tahta kapaklı pencere. 4.Kümes deliği : Temekten tavukları çaldılar. 5.Yeni doğmuş kuzuları korumak için kazılan çukur, kuzu ağılı. 6.Gübrelik.

Ahırda saman ya da gübre atmak için kullanılan küçük pencere.

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

Samanlığın duvarında açılan saman boşaltma deliği. (Afşar, Kamanlar *Güdül -Ankara)

Temek kısaca anlamı, tanımı:

Ahır : Evcil büyükbaş hayvanların barındığı kapalı yer, hayvan damı.

Gübre : Verimini artırmak için toprağa dökülen her türlü hayvan dışkısı, kimyasal veya bitkisel madde, kemre.

Atmak : Çıkarmak, dışarıya vermek. Götürmek. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Sille, tokat vurmak. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Örtmek. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Göndermek, yollamak. Rastgele bir kenara koymak. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. Koymak. Yalan veya abartmalı söz söylemek. Bir yerden başka bir yere taşımak. Değerini eksiltmek. Geri bırakmak, ertelemek. Bilmeden, kestirerek söylemek. Çatlamak. İçki içmek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Söylemek. Yırtılmak. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Terk etmek.

 

Kapaklı : Kapağı olan.

Kapaksız : Kapağı olmayan. Görgüsüz, terbiyesiz.

Delik : Küçük hayvan yuvası. Dar, küçük açıklık. Cezaevi. Delinmiş olan. Dar, küçük çukur.

Pencere : Yapıları veya tren, vapur vb. ulaşım araçlarını aydınlatmak, havalandırmak amacıyla yapılan, çerçeve, cam, panjur, perde gibi eklentilerle daha kullanışlı bir duruma getirilen açıklık.

Temek tıkası : Ahır pencerelerini kışın kapamaya yarayan çuval.

Temekenli : Temelli, sürekli. Temelli, sürekli. Doğma büyüme o bölgede oturan, yerli.

Temeki : Birikinti : Kar temekisinde tavşan izi gördüm.

Temekkülü : Temelli, sürekli.

Temekleme : Tavşanın kar altında gizlenerek barındığı yer.

Temeklik : Ocak bacası. Gübre yığılan yer.

Temeküllü : Temelli, sürekli. Doğma büyüme o bölgede oturan, yerli bk. temekenli- bk. temekenli-1.

Temekünlü : Temelli, sürekli.