Tensors türkçesi Tensors nedir

Tensors ingilizcede ne demek, Tensors nerede nasıl kullanılır?

Calculus of tensors : Tensörler hesabı. Gereyler işlencesi.

Extensors : Ekstansör. Açan. Uzatıcı kas. Ekstensor. Açıcı. Gerici kas. Ekstansör (kas).

Tensor algebra : Tensör cebiri.

Tensor calculus : Tansör hesabı. Gerey hesabı.

Tensor product : Tansör çarpımı. Gerey çarpımı.

Extensorius : Gerici veya açıcıyla ilgili olan. Ekstensoryus.

Tensor : Gerey. Dansör. Gergen. Gerici. Belli dönüştürüm öbeği işlerleri altında, birkaç yöney gibi dönüşür matematik nesne. Tensör. Yönleçsel bir niceliğin birleşenlerini bir yerlemler çatkısından başka bir çatkıya dönüştürmeye yarayan bir büyüklük ya da bir işlevler kümesi. Açan. Gerdirici. Fizik, kimya alanlarında kullanılır.

Extensor muscle : Açıcı kas. Uzatıcı kas. Kol-bacak kası.

Contravariant tensor : Karşıdeğişkin gerey. Kontravaryant tansör.

Stress tensor : Gerilme tensörü. Stres tensörü. Gerilme tansörü.

İngilizce Tensors Türkçe anlamı, Tensors eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Tensors ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Detector : Bulucu. Hissedici. Biyoloji, fizik alanlarında kullanılır. Algılayıcı. Algıç. Gaz kromatografisi kolonundan çıkan maddeler içinde organik maddelerin varlığını algılayan cihaz. verilen örnekte radyasyon varlığını algılayan cihaz. Akım yönlendirici. Yüklü parçacıkların ya da ışılcıkların içinden geçerken oluşturdukları üşerleşim ile kendilerini ele verdikleri gm sayacı, çiftüşek gibi aygıtlardan her biri. Sezici. Duyarga.

 

Photoconductive cell : Fotoiletken göze. Fotoiletken hücre. Işıiletken gözcük.

Device : Bilgi üretmek üzere seçilen yordamların öngördüğü işlemleri yerine getirmeye yarayan kullanak ya da olanak. Cihaz. Alet. Aparat. Oyun. İstence. Donanım. Alıcıyı satış konusuna yaklaştıracak, onda ilgi uyandıracak nitelikteki sözler. Plan. Araç.

Tensor : Gerdirici. Açan. Tensör. Gergen. Yönleçsel bir niceliğin birleşenlerini bir yerlemler çatkısından başka bir çatkıya dönüştürmeye yarayan bir büyüklük ya da bir işlevler kümesi. Gerici. Belli dönüştürüm öbeği işlerleri altında, birkaç yöney gibi dönüşür matematik nesne.

Centripetal : Sentripetal. Özekçil. Ortaya çeken. Özeğe dönük. Orta. Merkeze doğru. Merkeze doğru yaklaşan. Merkeze doğru olan. Merkezcil.

Ballet dancer : Bale oyuncusu. Balet. Bale dansçısı. Balet dansçısı. Erkek bale dansçısı. Balerin. Ballette dans eden sanatçı. Balede dans eden erkek sanatçı.

Sensing element : Algılama elemanı. Algılayıcı. Sensör. Hissedici. Algılama öğesi.

Electric eye : Sensor. Elektrik gözü. Bir durumu sabitlemek (örneğin radyo frekansı ayarlaması) için kullanılan minyatür kanal. Elektrikli göz. Fotoelektrik hücre.

Metal detector : Metal detektörü. Metal dedektörü. Metal belirteci.

 

Afferent : İçeri ileten. Getiren (sinir). Afferent. Getirici. Aferent. Herhangi bir sıvıyı veya duyuyu getiren yapı, afferent. Herhangi bir sıvıyı ya da duyguyu getiren yapı. afferent. Getirici sinir. Merkeze ileten, getiren, getirici. Merkeze giden.

Tensors synonyms : trace detector, photoelectric cell, mine detector, receptive, photocell, dancer, magic eye.

Tensors zıt anlamlı kelimeler, Tensors kelime anlamı

Efferent : Bir organdan dönen veya iletilen. Efferent. Götüren. Götürücü. Herhangi bir sıvıyı veya duyuyu götüren yapı, efferent. Merkezden dönen. Götürgen. Bir organ veya parçadan alıp götüren (psikoloji terimi). Eferent. Dışarı götüren.

Extrasensory : Duyu ötesi. Olağanüstü algılama olan. Bilinen duygulara dayanmayan. Olağandışı hislerle ilgili olan.