That way türkçesi That way nedir

That way ile ilgili cümleler

English: I don't feel that way anymore.
Turkish: Artık öyle hissetmiyorum.

English: He insists on things being done in the most efficient way and he usually does them that way himself.
Turkish: O, işlerin verimli şekilde yapılması konusunda ısrar eder ve kendisi o şekilde yapar.

English: I don't feel that way about you anymore.
Turkish: Artık senin hakkında o şekilde düşünmüyorum.

English: I didn't know you felt that way about Ali.
Turkish: Ali hakkında o şekilde hissettiğini bilmiyordum.

English: Doing it that way will take a long time.
Turkish: Onu o şekilde yapmak uzun zaman alacak.

That way ingilizcede ne demek, That way nerede nasıl kullanılır?

That : -en. Diye. Ki. -diği. Bu kadar. Şu. -an. O kadar. Öteki. O.

Way : İnsanların, bir yerden başka bir yere gitmek üzere üzerinden ya da içinden geçtikleri, yerleşim yerlerinin gelişme doğrultusunu yakından etkileyen ve düzentasarlarda önemli bir öge oluşturan yerler. Bakım. Huy. Mesafe. Bilgisayar, gitar alanlarında kullanılır. Yön. Uzakta. Başarmak. Uzak mesafede. Civar.

In that way : Şöylelikle. O şekilde. O tarzda.

That beats cockfighting : Berbat bir şey. Horoz dövüşünden de beter.

That beats everyting : En iyisi bu. Canıma yetti. Bu kadar da olmaz.

 

That beats me : Bu beni aşar. Beni aşar.

İngilizce That way Türkçe anlamı, That way eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak That way ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Herewith : Bu nedenle. Sonuç olarak. Bu vesile ile. İlişikte. Beraberinde. Melfuf. Bununla. İlişik olarak. Bu yazıyla birlikte.

In this way : Bu şekilde. Bu minval üzere. Böyle böyle. Şöyle. Böyle. Bu yolla. Bu suretle. Şöylece. Böylece.

Thus : Şöylelikle. Nitekim. Bu ölçüde. Böylece. Bu sayede. Bunun için. Şöyle. Bu cihetle. Öyle.

In this manner : Bu biçimde. Bu minvalde. Bu şekilde. Bu tarzda.

Hereby : Bu vesileyle. Bundan dolayı. Sonuç olarak. İşbu. İşbu vesile ile. Burada. Şimdi. Bundan ötürü. Bu vesile ile.

For that matter : Bu yüzden. Ona gelince. O hususta. Bu nedenle. Hatta.