The big screen türkçesi The big screen nedir

  • Sinemalarda film gösterimleri için kullanılan büyük ekran.
  • Büyük ekran.
  • Sinema ekranı.
  • Sinema.

The big screen ingilizcede ne demek, The big screen nerede nasıl kullanılır?

The : Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belgili tanımlık.

Big : Ünlü. Popüler. Kocaman. Önemli. Büyük. İri.

Screen : Üzerine görüntü düşürmeye yarayan kumaş, cam ya da ışılışıldar düzlem gereç. bir aygıtı ya da bir yeri mıknatıssal ve elektriksel alanlardan yalıtmak için kullanılan demir engel. Kalburdan geçirmek. Eleme yapmak. Perde. Sahnenin, oyunu engellemeyecek bir yerine konulan ve film ya da diya yansıtmakta kullanılan ak gergi. Beyazperde. Bir oyunda konunun ana parçalarından her biri. ilk kez seneca bölmüştür, beş perde - beş bölüm (bk. bölüm.) tiyatronun sahneyi seyirciye açan ve kapayan perdesi. ilk kez roma ve barok tiyatrolarında kullanılmıştır. bundan başka da bugünkü tiyatroda çeşitli perde biçimleri var: a) kulis perdesi, b) projeksiyon perdesi (bk. gergi,) c) arka perde, fon perdesi, ufak perde, d) ses perdesi: seste pesliği ve tizliği gösteren kesimler. Perde. daha çok sahne dibinde geriki alan projeksiyon perdesi için kullanılır bk. ekran. Elemek. Filme almak (kitap vb.).

 

The big brother : Totaliter rejimlerde anahtar pozisyonlardaki insanlar grubu. Totaliter bir rejimin sakinlerinin eylemlerini kontrol etme ve onları izleme amacıyla kurulmuş sistem. Büyük erkek kardeş. Büyük kardeş. Diktatör. Ağabey. Büyük birader. Büyük ağabey.

The big chill : Büyük soğuk. Lawrence kasdan tarafından yönetilen 1983 yapımı film (başrollerinde glenn close, jeff goldblum, ve kevin kline'ın oynadığı).

The big four auditors : Halka açık şirketlerin denetimlerinin büyük bölümünü gerçekleştiren uluslararası muhasebe firmaları grubu (2004 yılı itibarı ile dört büyük firma: deloitte touche tohmatsu, ernst & young, kpmg ve pricewaterhousecoopers). Dört büyük denetçi.

The big three : Iı. dünya savaşı'nın müttefik kuvvetleri içindeki üç en büyük ulus (birleşik devletler, ingiltere ve rusya). Büyük üçler. Üç büyük.

Beat the big drum : Gönülden desteklemek. Propagandasını yapmak. Şakşakçılık yapmak. Reklamını yapmak. Gürültülü propaganda yapmak. Heveslice desteklemek.

The big dipper : Büyükayı.

İngilizce The big screen Türkçe anlamı, The big screen eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak The big screen ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Movie : Sinema filmini gerçekleştirmekte kullanılan, selüloitten, saydam, esnek, bükülebilir, eni ve biçimi ölçünlere göre belirlenmiş kuşak; sinemanın ham özdeği. bunun, henüz alıcıda kullanılmamış, duyarkatı etkilenmemiş olanı, boş film. aynı kuşağın alıcıda kullanılmış, üzerinde gizli görüntü oluşmuş olanı, dolu film. (genel anlamda) göstericide kullanılmak üzere her şeyi hazır, tamamlanmamış sinema yapıtı. (filmin siyah-beyaz, renkli, dar, geniş, sesli, sessiz, negatif, pozitif, vb. birçok çeşidi vardır; bunlar kendi maddelerinde ayrı ayrı gösterilmiştir). Film (sinemada gösterilen). Film. Video. Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Sinema filmi.

 

Motion picture : Sinemada gösterilen film. Sinema filmini gerçekleştirmekte kullanılan, selüloitten, saydam, esnek, bükülebilir, eni ve biçimi ölçünlere göre belirlenmiş kuşak; sinemanın ham özdeği. bunun, henüz alıcıda kullanılmamış, duyarkatı etkilenmemiş olanı, boş film. aynı kuşağın alıcıda kullanılmış, üzerinde gizli görüntü oluşmuş olanı, dolu film. (genel anlamda) göstericide kullanılmak üzere her şeyi hazır, tamamlanmamış sinema yapıtı. (filmin siyah-beyaz, renkli, dar, geniş, sesli, sessiz, negatif, pozitif, vb. birçok çeşidi vardır; bunlar kendi maddelerinde ayrı ayrı gösterilmiştir). Film. Sinema filmi. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Cine : Sine. Film.

Pictures : Resimler.

Movies : Filmler.

Picture : Tasvir. Zihninde canlandırmak. Kafasında canlandırmak. Fotoğraf. Görüntü. Görülmeye değer şey ya da kişi. Resmetmek. Pek güzel kimse ya da şey. Resim. Tanımlamak.

Kinema : (british kullanım) sinema.

Cines : Sine. Film.

Picture theater : Sinema salonu.

The big screen synonyms : flicks, cinema, cinemas, kinemas, cinematography, moving picture, cinematographies.