The chair türkçesi The chair nedir

  • Bir yasama komisyonu veya komitesinin başkanı.
  • Sandalye.
  • Yetki vermek.
  • Elektrikli sandalye (amerikan argosu).
  • Başkanlık etmek.
  • Makama geçirmek.
  • Sandalyeye oturtmak.
  • Elektrikli sandalye.
  • Yönetmek.
  • Koltuk.
  • Tahtırevan.
  • Omuzlarda taşımak.

The chair ile ilgili cümleler

English: Ali pointed to the chair next to his.
Turkish: Ali onunkinin yanındaki sandalyeyi gösterdi.

English: Ali found the chair quite comfortable.
Turkish: Ali sandalyeyi gayet rahat buldu.

English: A dog jumped onto the chair and lay motionless for five minutes.
Turkish: Köpek sandalyenin üzerine çıktı ve hareket etmeden beş dakika durdu.

English: Ali sat in the chair next to Mary.
Turkish: Ali Mary'nin yanındaki sandalyeye oturdu.

English: Ali turned the chair upside down.
Turkish: Ali sandalyeyi baş aşağı çevirdi.

The chair ingilizcede ne demek, The chair nerede nasıl kullanılır?

The : Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belgili tanımlık.

Chair : Sandalye. Makama geçirmek. Sandalyeye oturtmak. Elektrikli sandalye. Tahtırevan. Koltuk. Omuzlarda taşımak. Yetki vermek. Yönetmek. Başkanlık etmek.

 

Address the chair : Başkana hitap etmek.

Be in the chair : Riyasette bulunmak. Başkanlık etmek.

Leave the chair : Başkanlığı bırakmak.

Socialists of the chair : Kürsü sosyalizmi. Özel mülkiyeti reddetmemekle beraber, iktisadi yapıya ve içinde bulunulan çağın özelliklerine göre devletin iktisadi yaşamı düzenlemesini ve denetim altında tutmasını savunan ve 1872 yılında almanya’daki akademisyenler tarafından ortaya atılan yaklaşım.

Take the chair : Bir toplantıya başkanlık etmek. Yönetici koltuğuna oturmak. Başkanlık etmek. Başkanlık makamına geçmek. Celseyi açmak. Başkanlığa geçmek. Başkan olmak.

İngilizce The chair Türkçe anlamı, The chair eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak The chair ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Administrates : İdare etmek.

Capacitate : Yetkilendirmek. Yetenekli kılmak.

Administered : İdare etmek. Uygulamak. Ettirmek. Verdirmek. Yönetilen. İdare edilmiş. Hizmet etmek. Yönetilmiş. Vermek (ilaç, ceza vb).

Accredits : Kredi açmak. Elçi göndermek. İtibar etmek. Akreditif açmak. Atfetmek. Akredite etmek. Atamak. İnanmak. Güvenmek.

Bossing : Kabartma yapmak. Dövmeli kabartma. İdare etmek. Otoriter olmak. Kabartma. Patronluk yapmak.

Pontificating : Başpiskoposluk. Başkanlık etmek (dini kurum). Tumturaklı konuşmak. Ahkam kesmek. Papalık. İddia etmek. Papalık sıfatı ile katılmak.

Moderates : Ilımlılaştırmak. Hafifletmek. Yatıştırmak. Yatışmak. Ilımlı. Ilıman. Azaltmak. Yumuşamak. Yumuşatmak. Hafiflemek.

Captained : Kaptanlık etmek. Kaptanlık yapmak. Baş garson. Bir gemi veya uçağın idaresinden sorumlu kişi. Kaptan. Yüzbaşı. Başkomiser. Kumanda etmek. Lider.

 

The chair synonyms : preside, doolie, palanquin palankeen, sedan, bossed, sedans, chairing, axillas, accrediting, moderated, hot seat, flatteries, electric chair, call the shots, armpit, authorizes, administrating, accredit, axil, doolies, seat, authorises, administrate, chaired, easy chair, presided, avouch, be in the chair, pontificate, dickie, captaining, authorize, calls the shots.