Thema türkçesi Thema nedir
- Tema.
Thema ile ilgili cümleler
English: Ali isn't very good at mathematics.
Turkish: Ali matematikte çok iyi değildir.
English: Ali is behind everybody in mathematics.
Turkish: Ali matematikte herkesin arkasındadır.
English: Ali is interested in mathematics.
Turkish: Ali matematikle ilgileniyor.
English: Algebra is a branch of mathematics.
Turkish: Cebir matematiğin bir dalıdır.
English: Archimedes was a great mathematician.
Turkish: Arşimet büyük bir matematikçiydi.
Thema ingilizcede ne demek, Thema nerede nasıl kullanılır?
Themas : Tema.
Thematic : İçerikli. Melodi ile ilgili. Tematik. Konu ile ilgili. Konusal. Konuya ait. Esas temaya ait. Tema ile ilgili.
Thematic catalog : Tema kataloğu. Bestelerin ya da uzun bestelerde belli bölümlerin başlangıç temalarını belirten katalog.
Thematically : Tema ile ilişkin olarak. Tematik olarak. Konusal olarak. Tema bakımından. İçerikle ilgili bir perspektiften.
Thematise : Konulaştırmak. Bir tema olarak seçmek (ayrıca thematize). Bir tema olarak sunmak. Tema haline getirmek. Temalandırmak.
Anathemas : Nefret edilen şey. Lanetli şey. Lanetleme. Lanet. Lanetlenmiş kimse. Aforoz. Aforoz edilmiş kimse. Aforoz etme. Afaroz.
Abandon of themark : Markanın, çeşitli nedenlerle kullanılmaması. Markanın bırakılması.
Anathematisation : Lanetleme eylemi. Aforoz duyurma eylemi. Lanet (ayrıca anathematization).
Anathematise : Kiliseden aforoz etmek. Yasaklamak. Lanetlemek. Aforoz etmek. Yasaklamak (ayrıca anathematize). Kınamak.
Thematize : Bir tema olarak sunmak. Konulaştırmak. Bir tema olarak seçmek (ayrıca thematise). Tema haline getirmek. Temalandırmak.
İngilizce Thema Türkçe anlamı, Thema eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Thema ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Motif : Özellikle proteinlerde görülen ve özel görevi olan üç boyutlu bir alt yapı. Motif. Öğelerin birleşmesinden doğan ve bir araya geldiklerinde halkbilim ürünleriyle olaylarının oluşumunu sağlayan birimlerden her biri. bk. öğe, anakonu, örge tümgesi, örnek, ayrık öğe. Örge. Yazında ve sanatta sık sık yinelenen, temayı vurgulayıcı öğe ya da süs.
Precedent : Örneği olan. Teamül. Örnek olay. Örnek oluşturan durum. Yapılageliş. Adet. Gelenek. Geçmiş örnek. Benzeri olan. Örnek.
Content : Doyurmak. Toplumsal olguların kurucu öğelerinin toplamı; bu olgulardaki gelişmelerle biçim değişikliklerinin belirleyici etkeni. Memnun etmek. Yığın iletişiminde kaynaktan alımcıya iletilen bilginin, iletinin taşıdığı duygu ve anlam yükü. Mutlu. Hoşnut etmek. Türetme veya birleştirme yolu ile kurulan bir kelimede, o kelimeyi oluşturan kök, ek gibi ögelerden her birinin yeni kelimeye getirdikleri anlam katkısı: ince/ince+lik, somur-/somur-t-/somur-t-kan; anla-/anla-t-/anla-t-ıl-a+bilmek; ayak+kabı, deve+dikeni hanım+eli vb. yukarıdaki kelimeleri oluşturan ögelerden her biri birer anlam yükü taşımaktadır. Hazır. Olumlu oy miktarı. Bir şeyin içinde bulunan. konuşma ya da yazıda sunulan düşünce, bilgi ve görüşlerin bütünü. bir öğretim programında üzerinde durulması ya da işlenilmesi istenilen etkinlikler, üniteler ve konular. konu.
Topics : Söz konusu. Mesele. Konular. Mevzu. Başlık. Konu.
Head : Kafa. Atletizm, bilgisayar, biyoloji, jimnastik, madencilik, sinema, televizyon, jeoloji alanlarında kullanılır. Çekiç tokmağı. Baş ile ilgili. Baş. Olgunlaşmak. Elektrik ya da akustik dalgaları saptayan ya da okuyan, özellikle ses aygıtlarında, mıknatıslı görüntü aygıtlarında ses ve görüntüyü saptama ve okuma işini gerçekleştiren değiştirgeç. Çekicin demir, pirinç ya da pirinçten daha sert bir özdekten yapılmış, madensel dolgulu yuvar biçiminde baş bölümü. Bir üçayağın alıcı ile birleştiği yerde bulunan ve alıcının olduğu yerde çeşitli yönlere dönebilmesini sağlayan çeşitli yapıdaki araçlar. Baştaki.
Bone of contention : İhtilaf konusu. Tartışmalı nokta. Çıban başı. Tartışma nedeni. Anlaşmazlık sebebi. İhtilaflı konu.
Leitmotif : Nakarat. Ana motif.
Subject matter : Konu. Mesele. Dava konusu. Mevzu. Ele alınan, üzerinde konuşulan ya da yazı yazılan düşünce, sorun, durum ya da olay. herhangi bir ders kapsamının, belli bir sürede öğretilecek bölümlerinden her biri. Ana fikir. İhtilaf konusu. Mevzuu.
Leitmotiv : Nakarat. Kılavuz kavramı. Ana kavram. Ana motif. Anamotif.
Message : Haber. İletişim araçlarıyla okur ya da izleyicilere aktarılan olay ya da yorum. İleti. Resmi bildiri. Tezkere. Bir duraktan başka bir durağa bilgi iletmek üzere düzenlenmiş herhangi bir simgeler ya da damgalar birleşimi. Mesaj. Bildiri. Bilgisayar, bilişim alanlarında kullanılır. Mektup.
Thema synonyms : keynote, themes, leitmotivs, substance, thought, theme, subject, topic, themas, topos, question, idea, leitmotifs.

Bu kısımda Thema kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Thema ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Thema anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Thema ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.