Precedent türkçesi Precedent nedir
- Örnek.
- Eşine rastlanmış.
- Yapılageliş.
- Örnek olay.
- Geçmiş örnek.
- Örneği olan.
- Gelenek.
- Numune.
- Benzeri olan.
- Teamül.
- Emsal.
- Adet.
- Örnek oluşturan durum.
Precedent ile ilgili cümleler
English: There is no precedent for such a case.
Turkish: Böyle bir durum için emsal yok.
English: The situation this year is unprecedented.
Turkish: Bu yıl durum eşi görülmemiş.
English: This is an unprecedented gesture.
Turkish: Bu eşi benzeri görülmemiş bir jest.
English: Unprecedented ways should be tried.
Turkish: Görülmemiş yollar denenmeli.
English: He set a precedent.
Turkish: O bir emsal teşkil etti.
Precedent ingilizcede ne demek, Precedent nerede nasıl kullanılır?
Precedent value : Gerçek değeri bilinemeyen ya da doğru olarak saptanamayan bir malın satılması durumunda, ortalama fiyat, maliyet ya da takdir yöntemlerinden biri kullanılarak benzerlerine göre belirlenen değer. Emsal bedeli. Emsal değeri.
Remove precedent arrows : Etkileyen okları çıkar.
Binding precedent : Bir dava ile ilgili olarak alınan ve gelecekte de benzer durumlarda örnek alınan hukuki karar (hukuk terimi). Bağlayıcı karar. Bağlayıcı emsal karar.
Condition precedent : Takaddüm eden şart. Taliki şart.
De facto precedent : Fiilen var olan emsal. Gerçekte olan emsal.
Precedented : Örneğine rastlanmış. Eşi görülmüş. Benzeri yaşanmış.
Precedents : Örnek. Örnek olay. Emsal. Etkileyenler. Geçmiş örnek.
Trace precedents : Etkileyenleri izle.
Setting a legal precedent : Gelecekteki kurallar veya kararlar için temel oluşturan hukuki kural veya karar. Hukuki bir içtahat yapma.
Setting a precedent : Yenilikçi mahkeme kararı. Yeni bir yol tanımlama. İçtahat yapma.
İngilizce Precedent Türkçe anlamı, Precedent eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Precedent ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Dampness : Pusluluk. Nem. Yaşlık. Nemlilik. Rutubetlilik. Islaklık. Rutubet.
Case study : Bir araştırma konusu ya da sorununun, ilgili birey ya da örneklerin bir birim olarak ele alınması ve yaşam ya da oluşum süreçlerinin derinliğine, ayrıntılarına inilerek somut bir içerik üzerinde araştırılması. Vaka incelemesi. Örnekolay incelemesi. Yakınan bir kimsenin ortaya koyduğu sorunun kaynağını, niteliğini, nedenini araştırarak ve eldeki bilgilerden yararlanarak bakım ya da yardım yollarını saptama tekniği. Örnek olay çalışması. Sosyal bilimler araştırma yöntemlerinden biri olup, özgün bir duruma ya da konuya ilişkin sorunların anlaşılmasında ve çözümlenmesinde derinlik kazanabilmek amacıyla yapılan ayrıntılı araştırma. Durum çalışması. Durum incelemesi. Örnekolay. Bilgisayar, eğitim, ekonomi, iktisat, sosyoloji alanlarında kullanılır.
Counterparts : Meslektaş. Karşıtlar. Suret. Eş. Benzer. Akran. Karşılık.
Essay : Rapor. Tecrübe etmek. Kalkışmak. Yapmaya kalkışma. Yapmaya kalkışmak. Deneme. Tahrir. Denemek. Tecrübe.
Norm : Ölçü. Düzgü. Kural. Standart. Düstur. Sayılamsal ortalama ya da tipik değer. yaş kümeleri ya da sınıf kümeleri gibi belli kümelerin ölçünlendirilmiş bir test uygulaması sonucu gösterdikleri ortalama başarı. Fels.ilke. Bireyler arası ilişkileri ya da bir gidişi yöneten, yaptırıma bağlanmış davranış kuralları. Bir bireyin ırasını, davranışını ya da bir toplumun biçimini, işlevini yargılamada baş vurulan ölçü.
Fashions : Dış görünüş. Tasarlamak. Tarz. Meydana getirmek. Öncülük etmek. Oluşturmak. Üslup. Kılık kıyafet. Uydurmak.
Way : Yol. İnsanların, bir yerden başka bir yere gitmek üzere üzerinden ya da içinden geçtikleri, yerleşim yerlerinin gelişme doğrultusunu yakından etkileyen ve düzentasarlarda önemli bir öge oluşturan yerler. Tarz. Huy. Yapılış şekli. Bakım. Yön. İş alanı. Civar. Davranış tarzı.
Examples : Örnekler. Ders. Misal. İbret.
Equal to : Eşit. -e eşit. -nin üstesinden gelebilen. Eş. Aynı miktar. Denk gelmek. Akran. Eş tutmak. Denk düşmek.
Precedent synonyms : exempli, illustration, example, floor area ratio, ensamples, formality, courses, case law, fellowing, exemplar, fashion, instance, exemplification, epitome, duplication, archetypal, ensample, customs, consuetude, pattern, precedents, coefficient, convention, observance, models, exempla, customary usage, bleeding, patterns, folkway, peer, tradition, representative.
Precedent zıt anlamlı kelimeler, Precedent kelime anlamı
International law : Devletler umumi hukuku. Devletler genel hukuku. Devletler hukuku. Devletlerarası hukuk. Milletlerarası hukuk. Uluslararası hukuk. Beynelmilel hukuk.
Succeeding : Sonra gelmek. Varisi olmak. Yerine geçen. Halefi olan. Başarılı olmak. Yerine geçmek. İzleyen. -den sonra gelen. Mirasçısı olan. Başarmak.
Precedent ingilizce tanımı, definition of Precedent
Precedent kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, precedent services. An authoritative example. Antecedent. Going before. Something done or said that may serve as an example to authorize a subsequent act of the same kind. Preceding. Anterior.

Bu kısımda Precedent kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Precedent ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Precedent anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Precedent ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.