Thunder türkçesi Thunder nedir

Thunder ile ilgili cümleler

English: The news of his sudden death was like thunder on a sunny day.
Turkish: Onun ani ölümünün haberi, güneşli bir günde gök gürültüsü gibiydi.

English: I was woken up by the sound of thunder this morning.
Turkish: Bu sabah gök gürültüsü ile uyandım.

English: It's so muggy; I think it will thunder in a short while.
Turkish: Hava çok sıkıntılı;sanırım kısa süre içinde gök gürleyecek.

English: I heard it thunder in the distance.
Turkish: Uzakta gök gürlediğini duydum.

English: The morning forecast predicted thunder showers later in the day.
Turkish: Sabah hava durumu daha sonra gün içinde gök gürültülü sağanak yağışı öngördü.

Thunder ingilizcede ne demek, Thunder nerede nasıl kullanılır?

Thunder and lightning : Şiddetli bir fırtına esnasında ses ve ışık. Yıldırım ve şimşek.

Thunder box : Sahnede gök gürültüsü sesini vermede kullanılan özel yapısı olan sandık. Gök gürültüsü sandığı.

Thunder cart : Gök gürültüsü sesi çıkartmaya yarayan arabaya benzeyen aygıt. Gök gürültüsü arabası.

 

Thunder drum : Gök gürültüsü davulu. Gök gürültüsü sesi için kullanılan özel davul.

Thunder effect : Yıldırım etkisi. Sahnede gök gürültüsü sesi. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Bir filmde yıldırım düşmesini canlandırmak için uygulanan film hilesi. Gök gürültüsü etmeni.

Thunder storm : Gök gürültülü sağanak.

Thunder run rabbit hutch : Gök gürültüsü sandığı. Sahnede gök gürültüsü sesini vermede kullanılan özel yapısı olan sandık.

Thunder roller : Sahnede gök gürültüsü sesini vermede kullanılan özel yapısı olan sandık. Gök gürültüsü sandığı.

Clap of thunder : Gök gürültüsü.

Thunder sheet : Gök gürültüsü levhası. Gök gürültüsü sesi vermede kullanılan 1.20 m. uzunlukta ve 60 cm. genişlikte galvanizlenmiş saç levha.

İngilizce Thunder Türkçe anlamı, Thunder eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Thunder ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Clashed : Çatışmak. Uymamak. Gitmemek. Anlaşamamak. Birbirine gitmemek. Çarpışmak. Çarpmak. Gürültü yapmak. Uyuşmamak.

Electrical storm : Şimşekli kasırga. Gök gürültülü kasırga. Gök gürültülü sağanak.

Gnars : Söylenmek. Homurdanmak.

Bellow : Kükreme. Öğürmek. Feryat etmek. Böğürmek. Feryat. Bağırış. Kükremek. Körük. Böğürtü.

Clashes : Çatırdamak. Çatışmak. Çarpmak. Anlaşamamak. Bindirmek. Çarpışmak. Gitmemek. Uymamak. Uyuşmamak.

Fulminated : Yasaklama getirmek. Parlamak. Gürleme. İnfilak etmek. Patlamak. Patlayıcı madde. Ateş püskürmek. Patlatmak. Verip veriştirmek.

Boom : Genel satakda canlılık. Yükselmek. Işık direği. İktisat, ekonomi, tiyatro alanlarında kullanılır. Fırlamak. Işıldak direği. Üzerine üst üste çeşitli ışıldaklar yerleştirilebilen direk. Güm etmek. Artırmak.

 

Burbled : Mırıldanmak. Kanadın kenarındaki hava çalkantısı. Çağıltı. Fıkırdamak. Şırıldamak. Çağıldamak. Çağlamak. Mırıldamak. Şırlamak.

Bawls : Bas bas bağırmak. Zırlamak. Haşlamak. Avazı çıktığı kadar bağırmak. Haykırmak. Avazı çıktığı kadar bağırmak (argo terim). Yüksek sesle ağlamak. Feryat etme. Haykırış.

Thunder synonyms : thunderclap, crash, noise, thundered, acclaim, roaring, grumbled, call out, blare, clash, growled, bellowing, clashing, boomed, roars, pealed, calling out, fulminates, roar, dinned, kick off, burble, growl, call, thunderclaps, bawled, fulminate, crash of thunder, barked, burbling, din, bellowed, clap of thunder.

Thunder zıt anlamlı kelimeler, Thunder kelime anlamı

Stand still : Hareketsiz kalmak. Kımıldamadan durmak. Kıpırdamamak. Hareket etmemek. Kımıldamamak. Hareketsiz durmak.

Whisper : Dedikodu. Fısfıs. Hışırdamak. İma. Dedikodu yapmak. Fıs fıs konuşmak. Fısıltı ile konuşmak. Fısıldaşmak. Fısıldamak. Fısıltı.

Thunder ingilizce tanımı, definition of Thunder

Thunder kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Often used impersonally. To produce thunder. To utter vehemently. As, it thundered continuously. The report of a discharge of atmospheric electricity. The sound which follows a flash of lightning. To publish, as a threat or denunciation. To emit with noise and terror. To sound, rattle, or roar, as a discharge of atmospheric electricity.